1. YAZARLAR

  2. Ronald P. Sokol

  3. Kıyafetini beğenmedim, vatandaşım olamazsın
Ronald P. Sokol

Ronald P. Sokol

Yazarın Tüm Yazıları >

Kıyafetini beğenmedim, vatandaşım olamazsın

A+A-

Fas doğumlu Faiza Mabchour, Fransızcayı gayet akıcı şekilde konuşuyor, üç çocuğu da Fransa'da doğmuş ve eşi Fransız. Ama geçtiğimiz ay Fransız Danıştayı Mabchour'un vatandaşlık talebini reddetti.

Sebep? Mabchour'un, bazı Müslüman kadınların vücutlarını tepeden tırnağa örten burkayı giyiyor olması. Yetkililerle yaptığı bir görüşmede, burkayı kendi dinî görüşlerinden dolayı değil, eşi istediği için giydiğini söylemiş. Yetkili organların hazırladığı bir raporda belirtilen görüş, "ailesinin erkeklerine tam bir teslimiyet içinde olduğu ve bu teslimiyeti sorgulamanın bile aklına gelmediği" yönünde.

Mahkeme, böylesine radikal bir dinî uygulamanın cinsiyetler arası eşitlik gibi temel Fransız değerleriyle uyuşmadığına, dolayısıyla vatandaşlığın olmazsa olmaz koşulu olan asimilasyonun Mabchour için imkânsız olduğuna karar verdi. Karar, birçok farklı etnik topluluğu barındıran ve din özgürlüğünün var olduğu bir toplumda rahatsız edici soruları beraberinde getiriyor. Mahkemenin, vatandaşlığı ret gerekçesi talep sahibinin inançları değil. Hem 1789 tarihli Fransız İnsan Hakları Beyannamesi hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, din alanındaki tam özgürlüğü garanti altına alıyor. Mahkemenin vatandaşlığı ret talebi davranışlarından kaynaklanıyor olmalı ama ortadaki tek davranış burka giyiliyor olması. İnsanların evlerinde ya da kamuya açık yerlerde ne giyeceğini düzenleyen bir Fransız kanunu mevcut değil. (Yalnız, Fransa'da başörtüsü ve dikkat çekici diğer dinî sembollerin devlet okullarında takılması yasak.) Yani, Mabchour'un burkası yasaya uygun. Fransa'nın, sadece kendi ailesi içindeki davranışından dolayı birinin vatandaşlık talebini reddetmesi, Fransa'nın, vatandaşlarının özel hayatına hoşgörü geleneğine aykırı.

Fransa, John Stuart Mill'in "Özgürlük Üzerine" adlı 1859 tarihli meşhur denemesini büyük ölçüde benimsemiş ve içselleştirmiştir: "İnsanoğlunun, bireysel ya da kolektif olarak, bir başkasının hareket özgürlüğüne müdahale etmesinin tek gerekçesi kendini savunmaktır... Kendi iyiliği; fiziksel olsun, ahlakî olsun, yeterli gerekçe değildir." Son derece müphem bir şart olan asimilasyon dışındaki tüm şartları yerine getiren Mabchour'un vatandaşlık talebini reddetmekle, mahkeme, neredeyse bir tür dinî uygunluk talep etmiş oluyor. Bu, dinin kamusal alanın dışında tutulması gerektiğinde ısrarcı olan bir ulus açısından oldukça çelişkili bir durum. Bu dava, dört temel soruyu ortaya çıkartıyor: Cinsiyet eşitliği nedir ve vatandaşlık nedir?

Cinsiyet eşitliği, kadın ve erkeğin aynı iş için eşit ücret almasının ve tüm alanlarda fırsat eşitliğinin mümkün olduğunca sağlanmasının ötesinde bir şey midir? Fransız Danıştayı'nın cinsiyet eşitliğinin ihlâl edildiğine kanaat getirmesinin sebebi, eşi istedi diye burka giymesi mi? Eğer kendi özgür tercihi olarak burka giydiğini beyan etseydi Fransız vatandaşlığı talebi kabul edilecek miydi? Vatandaşlık, tüm üyelerin ceket giyip kravat takma zorunluluğu bulunan bir kulübe üyelik, ya da tüm üyelerin dövmesi olması gereken bir çeteye mensubiyet gibi bir şey midir? Milliyet, elbette ki dışarıdakileri tanımlamanın bir yoludur. Çoğu devlet, içeridekileri doğum ya da soya göre tanımlar. Göç ve vatandaşlık üzerine önde gelen bir kitabın tespit ettiği gibi, "Doğum, devletlerin görece doğru kayıt tuttuğu, hiçbir müphemlik içermeyen bir olaydır". Bu ayrım bizi daha da ironik bir gerçekliğe götürüyor. Bir internet yorumcusunun belirttiği gibi, "burka giymek için Fransız olmanız lazım". Eğer Mabchour, Paris'te doğmuş olsaydı, burka da dahil olmak üzere, canı ne isterse onu giyebilirdi. Ama Fas'ta doğmuş olduğundan, burka, Fransız vatandaşlığını alabilmesinin önünde aşılamaz bir engel olarak duruyor. İnsan, Faiza Mabchour'un adının Haruko Tanaka olması, yetkililerin önüne ipekli bir kimono ile, Fransız kocasının beş adım arkasında yürüyerek gelmesi durumunda Fransız mahkemesinin aynı kararı verip vermeyeceğini merak etmeden duramıyor. The Christian Science Monitor, 21 Temmuz 2008

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT