1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Kışanak “yapmadığı” konuşmanın kaynağını şıp diye nasıl buluyor
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Kışanak “yapmadığı” konuşmanın kaynağını şıp diye nasıl buluyor

A+A-

Dünkü köşede, bazı Yargıtay üyelerinin, referandumda hayır çıkması için BDP ile kurdukları ilişkiyi, partinin Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın da doğruladığını şahitlerin anlatımıyla sizlere aktarmıştım.

Hafıza-i beşer bölgede biraz da mahalle baskısıyla maluldür deyip dün Taraf “aldırılmayanlar” için özet geçeyim:

Geçtiğimiz günlerde bir ses kaydı gündeme bomba gibi düştü. Bu kayıtta bazı Yargıtay üyeleri, referandumda boykot kararı alan BDP’yi “Hayır’a” döndürmek için partinin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’la ilişkiye geçildiğini ve Öcalan’ın da devreye sokulmasının iyi olacağını söylüyorlardı.

Bu flaş haber üzerine ben de bölgedeki kaynaklarımla görüştüm. “Bölgede STK yöneticiliği de yapan bir avukat” şeklinde tanımladığım kaynağım, kaydı halen elimde olan konuşmamız esansında bana aynen şunları söyledi:

“BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak bana ‘Yargıtay üyeleri bize pres yapıyor. Boykot evet demektir lütfen hayır deyin diyorlar’ dedi. Gültan Hanım, son dönemde havaalanlarında falan karşılaştığı Yargıtay üyelerinin kendilerine karşı “muhabbetlerini” de saklamıyormuş.”

Telefonla görüştüğüm BDP Eşbaşakanı Gültan Kışanak, iddiaları kesin bir dille yalanladı. Daha sonra da arayıp yazımdaki kaynakların isimlerini istedi. Elbette vermedim.

Bu satırların dün Solaçık’ta yayımlanmasının ardından da tabiri caizse kıyamet koptu.

Neredeyse sırayla bölgenin tüm STK yöneticileri arayıp yakındılar. Bunlardan birisi de Diyarbakır Baro Başkanı Emin Aktar’dı. Aktar, yazımda bahsettiğim kişiyi herkesin kendisi sandığını ve bu durumdan son derece rahatsız olduğunu söyledi. Böyle bir sorumluluğum olmamasına karşın Aktar’ın “Diyarbakır’ın hassasiyetleri malum, burada Taraf’ı herkes okuyor, ya sokakta başıma bir şey gelirse” sözü üzerine vicdani sorumluluğum gereği kaynağımın kendisi olmadığımı yazacağımı söyledim.

Aktar’ın telefonu üzerine arayan AKP’li bir milletvekili de “Bölgede neredeyse tüm STK yöneticileri, bahsettiğin kişinin kendileri olmadığını kanıtlamak için hummalı bir çalışmaya girişmişler” dedi.

Derken beklediğim telefon da geldi. Yazımda bahsettiğim ve bana Kışanak’ın sözlerini aktaran kaynağım aradı. Gültan Kışanak’ın kendisini aradığını, kendisinin de “Yazıda yer alan sözler bana aittir. Allah var, söylemediğim hiçbir şey yazmamış Melih Bey. Ama köşede diğer yorumlar elbette ki yazarına aittir. Dolaysıyla hiçbir şeyi yalanlamam mümkün değil” dediğini aktardı.

İlginç değil mi? Gültan Hanım iddialarımı kesin bir dille yalanlıyor, öyle bir konuşma olmadı diyor ama her nasılsa “olmamış” görüşmeyi yaptığı STK yöneticisi haber kaynağımı şıp diye bulup, konuşabiliyor. Ve söz konusu kişiden köşemde yer alan sözlerinin doğru olduğu yanıtını alıyor.

Ben, bölgedeki mahalle baskısının benim diyen STK yöneticilerini bile ne denli korkuttuğuna üzülürken, Batman’dan bir telefon daha aldım. Ahizenin karşı tarafında “Taraf tek sığınağımız” diyen bir vatandaş, “Muhtar oy pusulasını alanları malum kişilere bildiriyor. Bu kişiler bizi evimizin bahçesinde bile tehdit edebilecek kadar fütursuzlar” dedi çaresizce, “Ne olur yardım edin.” Konuşma kaydının elimde olduğunu yine hatırlatayım da.

Ey hat, bugüne değin siyaset yapmaları yasaklandığı için onca yargılamayı, baskıyı ve tehdidi göze aldığımız siyasetin yöneticilerinin tavrına bakar mısınız?

Gizli olmayan ve başka kişilerin de olduğu bir toplantıdaki diyalogu bir gazeteciye aktaran ya da BDP hakkında söz söyleme cüreti göstermeyeceklerini kanıtlamak için çırpınan Kürt aktivistleri üzerinde bile terör estiren BDP yöneticilerinin bu “hötzötçü” tavırlarını biraz da olsa sorgulamaları gerekmiyor mu?

TARAF

YAZIYA YORUM KAT