Kırım Resmen Rusya'ya Bağlanırken…

25.03.2014 19:28

Osman Atalay

Ukrayna Devlet Başkanı Yanukoviç'in, Kiev'de meydan gösterilerinden sonra Ukrayna'dan kaçmasıyla Rusya hiç beklemeden siyasi, diplomatik bir kavga yerine askeri taarruz ile önce Kırım'da askerleri, tankları sokaklara çıkardı ve ardından çok hızlı bir şekilde siyasi hamle yaparak, referandum atağına girişti.

Refarundumdan  yüzde 93 Kırım halkının  Rusya'ya bağlanma tercihi çıktı.

Geçtiğimiz hafta Putin; Kırım ve Sivastopol'un Rusya'ya bağlanması ve yeni fedaral bölgeler oluşturulmasını öngören yasayı imzalayarak, Kırım'ı resmen Rusya'ya bağlamış oldu.

Rusya anayasasının 65. maddesinde yapılan değişimle 38 olan bölge sayısı 85'e çıkartıldı.

Kırım'ın Rusya'ya entegre edilmesi için 1 Ocak 2015 yılına kadar geçiş süreci yaşanacak. Bu süreç kanuni, askeri ve ekonomik yapılanma süreci olacak.

Kırım'ın resmi dili ise Rusça, Ukraynaca ve Kırım-Tatarcası olarak kabul edildi. Kırım ve Sivastopol'un, Ukrayna ile olan sınırları devlet sınırı olarak kabul edilirken, bu bölgelerde sürekli yaşayanlar Rusya vatandaşı kabul edildi.

Kırım artık bu durumda fiilen Rusya'nın oldu.

AB ve ABD bu statü değişikliğini tanımadıklarını, Rusya'ya ekonomik ve diplomatik cezalar uygulayacaklarını açıkladı.

Bu yaptırımların sonucu merakla beklenmektedir. Kırım'a Türkiye dahil şimdilik hiçbir Batı ülkesi uçaklarını kaldırmıyor sadece Rusya uçakları Moskova üzerinden uçuşlar gerçekleştiriyor.

Kırım yarım adasının Rusya'ya bağlanmasına Batı ve ABD çok sert bir tutum takınırken, en çok Türkiye'nin tavrı merak konusu idi.

Batı dünyası ve Kiev yönetimi, Kırım Tatarları üzerinden aslında Türkiye'nin tutumunda agrasif bir ses beklentisi vardı ama Türkiye Kırım meselesinde soğuk ve sakin bir tutum takındı.

Başbakan Erdoğan, 7 Mart'ta Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde, Kırım Tatarlarının haklarının korunmasını özellikle belirtmişti.

Türkiye'nin son yıllarda Rusya ile çok önemli anlaşmalara imza attığını, santral, gaz alımı, Arap Baharı sonrasında Mısır, Tunus gibi ülkelerden uzaklaşan 3 milyonluk turizm sektörü ve Rusya, Belarus, Kazakistan arasındaki gümrük birliğine dahil olma seçeneklerine baktığımız zaman Türkiye'nin sessiz diplomasi yürütme seçeneğini görürüz.

ABD ve Avrupa'nın; Putin kadar sağlam kozlara sahip olmadığı aşikar bir durum. Afganistan ve Irak'tan çekilmenin faturasını çok iyi görmüş durumdalar. Hele dünyanın ikinci büyük askeri gücü olan Rusya karşısında bunun hiç de kolay olmayacağı kesin. Rusya'nın 2008 yılında Gürcüstan'da Abhazya ve Osetya kararlılığı da unutulmamalıdır.

Rusya'nın; Avrupa'nın 3. en büyük ticaret ortağı ve doğalgaz müttefiği, uluslararası siyasi krizde ise Suriye, İran ve Afganistan sorunlarının arabulucusu durumu göz önüne alındığında, Kırım zamanlaması hayli yerinde görülüyor.

Putin; ya Ukrayna'da Rusya ile yeni düzen ya da "Kırım benim Ukrayna sizin olur." kozunu sağlamlaştırmış durumdadır.

Kırım Tatarları haliyle tarihsel nedenlerden ötürü Rusya'nın Kırım'a bağlanmasına sıcak bakmamaktadır.

Geçmişte çektikleri acılar, sürgün yılları tedirginlik ve güvensizlik oluşturmaktadır.

Ankara'nın tutumu bağlı bulunduğu blok itibariyle Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ilkesel olarak sıcak bakarken, Tatar soydaşların haklarını ve hukuğunu da yakınen takip etmektedir.

Türkiye hem Tatarların durumu hem de Rusya ile olan ticari ilişkilerinden ötürü Batı'nın sert yaptırım söylemlerine yumuşak bir üslupla, diplomasiyle cevap veriyor doğru olan da budur.

Hükümet zaten bu konuda Kırım Tatarlarının haklarını taahhüt etmiş durumdadır.

Ruslar ile Tatarlar arasında derin bir diplomasi ağını diri ve canlı tutmaya çalışmaktadır.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim