1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Kılıcını Çeken Hışımlı Efendi, ‘Donkişotvarî’ Saldırılarda..
Kılıcını Çeken Hışımlı Efendi, ‘Donkişotvarî’ Saldırılarda..

Kılıcını Çeken Hışımlı Efendi, ‘Donkişotvarî’ Saldırılarda..

Selahaddin E. Çakırgil gündemi yorumluyor:

A+A-

Derler ki, kılıç bir kez kanın tadını taddı mı, kırılmadıkça, yeni kanlara doğru yönelmekten vazgeçmez..

Güç sahibi olmak da böyle galiba..

Gücün de tadı bir kez tadıldı mı, kolayca terkedilemiyor ve daha yeni güç ve lezzetler peşinde olmak istiyor.

Bu görüşü, Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Hâşim Kılıç da güçlendirdi, 25 Nisan günü, AYM.’nin kuruluş yıldönümü dolayısiyle, C. Başkanı, Meclis Başkanı, Başbakan ve diğer yüksek makam sahibi zevat karşısında yaptığı konuşmadaki son raksıyla..

Hâşim Kılıç’ın, âdetâ, AYM olarak ‘Devlet biziz!’ dercesine sergilediği o tavrı, ‘kaba’nın da ötesindeydi. Ki, mülâyemetiyle bilinen Abdullah Gül bile, o konuşmadan dolayı çok üzüldüğünü belirtmek gereğini hissetmiştir.

C. Başkanı Ahmed Necdet Sezer’in Başbakan Ecevit’e 2001 yılında anayasa kitabçığını fırlatarak yaptığı tartışmanın sonunda ülkeye ne büyük sosyo-ekonomik darbeler indirildiğini unutmadıysa, Hâşim Kılıç da, kendi hareketine karşı, Tayyîb Erdoğan’ın sert bir tepki vermek sûretiyle, aynı neticeleri devşirmek de istemiş olamaz mı? demekten insan kendisini alamıyor. Bereket ki, onca asâbî bünyesine rağmen, Erdoğan, bu sözlere hiç bir ciddiyet payı vermek istemezcesine soğuk bir tavır takınmanın ötesinde bir tepki göstermemiştir ve de iyi yapmıştır.

Bu tablodan, Hâşimî Kılıç’ın utanması gerekir; eğer -hele de bu son konuşmasıyla, kendisini kimlerin alkışladığını görüp de- o utanma nasibini yitirmemişse..

*

Bazı insanlar vardır, şahsiyetleri, isimleriyle tam bir tezad teşkil ederler. Bazıları da ismiyle musemmâ olurlar. ‘Hâşim’in arabçadaki kelime mânâlarından birisi de, bir şeyi dişleri arasında parça parça eden demektir.

Hâşim Kılıç da ismiyle musemmâ oldu ve bir çok şeyi parça parça etti.. Çekti kılıcını ve yeldeğirmenlerine karşı donkişotvarî saldırıya geçti. Meclis’i de eleştirdi, Hükûmet’i de ve hattâ, AYM dışındaki yargı kurumlarını ağır şekilde eleştirdi. Halbuki, hâkimler tartışmalara giremezler, görüşlerini kararlarıyla açıklarlar ve o kararların da kanunlara uygun olup olmadığı, (AYM dışındakiler) bir üst yargı kurumu tarafından kontrol edilir ve belli bir konuda görüş açıklarlarsa, ileride o konularda önlerine gelen bir dosyaya bakmaktan mahrum edilirler. Çünkü, o konuda ‘ihsas-ı rey’de bulunmuş, görüşlerini açıklamışlardır; o zaman o konuda  tarafsız yargıç olarak hareket edemezler. Buna rağmen, hakkında görüşlerini açıkladıkları bir konuda, önlerine bir gelir de, kendiliklerinden çekilip, ona bakmaya kalkışırlarsa, o zaman da bu durum, ‘redd-i hâkim (yargıcın reddedilmesi)’ şartlarına uygun bir durum ortaya çıkarır.

Yoksa, bu satırlar, H. Kılıç’ın hoşa gitmeyen bir tavır sergilemesinden dolayı değil, sadece haddini aşmasından, haddini bilmemesinden ve kanûnen konuşamaması gereken konularda politik tartışmalara girmesinden dolayı yazılıyor.

*

Hatırlanacağı üzere, 2010 yılında yapılan kısmî anayasa değişikliğinin referandumla kabul edilmesiyle birlikte Anayasa Mahkemesi’ne yeni vazife ve yetkiler verilmişti.

Ancak, üç yıla aşkın bir süredir bekledikten sonra, işbu Anayasa Mahkemesi’ne bir son aylarda bir haller oldu.

Yazının Devamı…