1. YAZARLAR

  2. Yıldıray Oğur

  3. Kılıçdaroğlu Kemal Bey
Yıldıray Oğur

Yıldıray Oğur

Yazarın Tüm Yazıları >

Kılıçdaroğlu Kemal Bey

A+A-

19 mayıs gazetelerinin yıldızı hangi Kemal’di sizce?

81 yıl önce mi 91 yıl önce Samsun’a çıktığı artık karıştırılmaya başlanan (Sabah), 1937’de resmen kutlanmaya başlanan 19 Mayıs Bayramı törenlerini, taa 1925’te izlerken (uzak ufuklu ya) çekilmiş resimleri sürmanşetten verilen (Habertürk) Mustafa Kemal mi?

Yoksa CHP parti bülteni gibi çıkan gazetelerin birinci sayfalarından “İlk ve ortaöğretim hayatının okul birincilikleriyle dolu olduğu” (Milliyet) bile yazılan, yakında ilkokuldaki kırmızı kurdelelerinin promosyon olarak verilmesi beklenen Kılıçdaroğlu Kemal mi?

Balmumu heykeli Seda Sayan’ın programına çıkarılıp kocalarını aldatan kadınlar, evlenmek isteyen amcalar, her derde deva şifacılarla yan yana bir koltuğa oturtulan Mustafa Kemal mi,

Adının bile yüzde 32 oy aldığı söylenen (Herhalde diğer uzuvlarıyla birlikte yüzde yüzü zorlar), televizyon televizyon dolaşıp “neden bu kadar harikasınız” türü kontra sorulara muhatap olan Kılıçdaroğlu Kemal mi?

38 yaşında pusulası bile çalışmayan, kenardan kenardan giden Bandırma Vapuru’yla Samsun’a çıkışının yıldönümü “Gençlerle Hep İleri” gibi, “Baskıya üç dakika kala ‘Peki bu sene ne diyeceğiz’ 19 Mayıs’a diye çalakalem yazılmış, güya CHP’deki değişime de selam çakan boş ve ucuz laflarla anılan Mustafa Kemal mi (Hürriyet).

Yoksa seks kaseti çıkmasa Baykal’ın 80 yaşına kadar grup başkanvekili olarak kalacağı unutulup hakkında, “O artık halkın Gandi’si o artık halkın lideri” başlıklı kendinden geçmiş yazılar (Tufan Türenç) çıkan 62 yaşındaki Kılıçdaroğlu Kemal mi?

Hadi Ankara’nın kasvetli devlet dairelerinin, tozlu raflarındaki pembe bir dosyanın içinden bir Gandi çıktığını yuttuk. “Şimdi halk Kemal Kılıçdaroğlu’nu da sevdi, bağrına bastı. Ona “Gandi” adını taktı” (Tufan Türenç) diye bize bu adı ona halkın taktığını da yutturmaya çalışmıyorlar mı!

Bilmediğimiz bir zaman diliminde Kılıçdaroğlu Kemal Bey çıplak ayaklarıyla bir tuz yürüyüşüyle Anadolu’yu baştan aşağıya dolaştı da haberimiz mi olmadı.

Bu adı ona 29 Mart yerel seçimlerinde önce Vatan gazetesi takmamış mıydı?

Bugün Gandi Kemal’in yer aldığı manşetlerde 1991’deki ANAP Kongresi’nden önce “Genç, yakışıklı, değişimci Başbakan” Mesut Yılmaz, 1993’te Lady’nin Topuk Sesleri diye heyecanla karşılanan büyük ekonomi profesörü Tansu Çiller ağırlanmadı mı?

Bugün burnumuzdan içeri sokulan harika aile fotoğrafında Sevim Hanım’ın oturduğu koltuğa bir zamanlar Berna Hanım oturtulmamış mıydı?

Sertünsüzler rock grubunun bateristi Kerem mi yoksa Mesut Yılmaz’ın fanatik Galatasaraylı afacan oğlu Hasan mı? Yoksa Tansu Çiller’in çapkın oğlu Mert mi? Hangisi gazetecilikle halkla ilişkilerciliği birbirine karıştıran gazete yöneticilerini daha çok mutlu eder?

İnsanın dönüp sorası geliyor:

Bu kaçıncı kongreniz Sayın Zafer Mutlu? Kaçıncı kez bir partiye genel başkan seçtiriyorsunuz Sayın Aydın Doğan, Ertuğrul Özkök?

“Yakışıklı genç Başbakan”, “ Sarışın ekonomist” tutmadı sıra “Halk çocuğu Gandi” konseptinde mi?

Siz böyle arkasında durdukça bu halk birinin Gandi olduğuna da, halkın içinden çıktığına da inanır mı sanıyorsunuz?

Kılıçdaroğlu Kemal’in en büyük dezavantajının yüzünüzde saklayamadığınız o heveskâr sırıtış olduğunun farkında değil misiniz?

Ve Kılıçdaroğlu Kemal Bey. Adınızı bile gazete yöneticilerinin bulduğu bu medyatik oyunda kaç level gidebileceğinizi zannediyorsunuz?

Yerinizde olsam bu sorunun cevabını sizi şimdiden iktidara getiren, adınızı Mustafa Kemal’den büyük yazan manşetlerde değil bir telefon uzağınızda olan Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’de bulmaya çalışırdım.

Umut tacirliğine rağmen elde kalmış liderler müzesinde Gandiler için de bir yer ayrılmıştır.

Kılıçdaroğlu’nun ilk şok kaseti

Bir zamanlar Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç kasetleri meşhurdu. “Şok şok Tayyip Erdoğan 1994’te bir Fetih Gecesi’ne katıldığı MGV Konya teşkilatına bakın ne demiş?” Ortam Konya, zaman da Fetih Gecesi olunca işte “Demokrasi araçtırlar, laiklik dinsizlikle karıştırılıyorlar”...

Bir zamanlar medya muhalefetinin en ciddi malzemeleri bu kasetlerdi.

İşte bu da Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk şok kaseti.

Daha kendisi “ben değiştim”, “evrildim” falan demedi ama böyle bir hava aşağıdan pompalanmakta.

Hem tarih de çok eski değil, 30 Mart 2010 .

Yer Marmara Üniversitesi. Milli Gençlik Vakfı’nın yerini Atatürkçü Düşünce Kulübü almış. Türkiye Gençlik Birliği tam kadro salonda.

Şartlar her türlü Kemalist gaza gelmeye müsait.

Başlıyor Kılıçdaroğlu konuşmaya:

Ergenekon: Ergenekon süreci, siyasi bir davadır. Ergün Poyraz neden tutuklanmıştır? Ordumuz neden yıpratılmaktadır? Eğer bir gün beni de alırlarsa Silivri’de yargılanırsam bundan onur duyarım. Çocuklarıma bıraktığım büyük bir şeref olarak kalır.

Kürt Sorunu: Ulusal devletten yanayız, bölünmez bütünlükten yanayız, bağımsızlıktan yanayız. Anadilde konuşmaya ya da öğrenmeye karşı değiliz. Bu bizim zenginliğimizdir. Kürtçe kursları açıldı, kimse gitmiyor diye kapandı. Bu ülkenin dili Türkçedir.


yildirayogur@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT