Kılıç AYM'nin Kuruluş Yıldönümünde Konuştu

25.04.2014 12:40
Kılıç AYM'nin Kuruluş Yıldönümünde Konuştu
Twitter ve HSYK kararları için 'Saygı duymuyorum' diyen Başbakan Erdoğan ile Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile ilk kez karşılaştı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Anayasa Mahkemesinin 52. kuruluş yıldönümü ve yeni üye Hasan Tahsin Gökcan'ın yemini dolayısıyla yapılacak törene katıldı. Törende Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bir konuşma yaptı. Törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.

Tören, Hasan Tahsin Gökcan'ın yemin etmesiyle ile başladı.

Törenin ardından Haşim Kılıç konuşmasına yeni üye Hasan Tahsin Gökcan'a başarı dileyerek başladı. Bağımsız ve tarafsız yargının çalışması gerektiğini ifade eden Kılıç, demokratik değerlerinin gereklerini tekrar tekrar konuşmalarınna vurgu yaptı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, "iddia edilen kayıt dışı yapılanma yargı mensupları arasında korku, endişe ve gelecekle ilgili belirsizliklerin doğmasına, aralarında olması gereken mesleki ilişkinin çok olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır. Görevi, maddi gerçekleri ortaya çıkarak olan yargının karşı karşıya kaldığı bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur. Bunun için yapılması gereken açıktır. Hukuk devletine yakışan yöntemler uygulamak, gerçekliğinin ispat edilmesi halinde, faillerine bir saniye bile beklenmeden gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır." ifadelerini kullandı.

Haşim Kılıç'ın konuşmasından satır başları:

-Muhtelif kaynaklardan seçilerek gelen üyelerimizin mesleki tecrübeleri mahkememizin ortak vicdanını oluşturmaktadır. Hukukun evrensel ilkelerine göre hareket ettiğimiz açıktır.

-Dostluk ve düşmanlık alanlarına kapalı olduğu gibi, bireysel inançların da dışındadır. İnsanlık onurunun varlığı, temel hak ve özgürlükleri de evrenselleştirmiştir. Tehditler karşısında savunmak anayasa mahkemelerinin en temel görevidir.

-Esasen anayasa yargısının varlık nedeni insan olma ortak paydasına sahip olan herkesin var olan onurunu korumaktır. Bu kutsal görevin başarıyla yürütülmesi bağımsız olan yargıçlarla mümkündür.

-Sorun üreten değil sorun çözen yargı anlayışına destek vereceğine, hukuk devletin tam bir tarafsızlık içerisinde korucuyu olacağına inancımı tekrar belirtmek istiyorum.

-İktidar gücünün sınırlandırılması vardır. Bir ülkeyi hukuk testinden geçirmek için önce yazılı hukukun, sonra da yargıçların ne durumda olduğunu görmek gerekiyor.

-Yargıyı ele geçirenler rakiplerden intikam almak için kullandı. İşgalden kurtulmadıkça yargının bağımsız olması hayaldir. Esasen vesayet altında olan bir yargıdan bağımsızk beklenemez.

-2010 referandumunda cesur adımlar atıldı. Bu kamuoyunda da büyük karşılık buldu.

-Bu kez farklı renkte yeni vesayeti oluştu. Gerçekleri itiraf etmek zorundayız. Yargı milletin iradesine tuzak kurulan yer değildir.

-Barışın teminatı olan farklılıkların birlikte yaşamasını ancak başkalarının hak ve özgürlüklerini savunan onurlu insanlar hayata geçirebilir.

-İdeolojik ve siyasi yapılanmaların hedefinde her zaman ele geçirilmesi gereken bir kale olarak görülmüş, ele geçirenlerde kendi vesayetini dayatmanın peşine düşmüştür.

-Kaleyi işgal edenler de yargıyı siyasi düşüncelerle ideolojilerine lojistik destek sağlamak için, rakiplerinden intikam amacı olarak kullanmışlardır. Bu anlayış ve işgalden kurtulmadıkça bağımsız yargının oluşması hayaldir. Vesayet altındaki yargıdan hukuk güvenliğinin sağlanması beklenemez.

PARALEL YAPI MESAJI

-Yargı, paralel devlet ve çete diye nitelendiren çok ağır bir suçlamayla karşı karşıyadır. Bu suçlama üzerine yapışık kaldığı sürece yargının ayakta kalması mümkün değildir. En basit kararlar bile tartışmaya açılmıştır. başta yargı ve yürütme organları olmak üzere bilgi ve belgeleri ortaya koymak zorundadır.

-Yargı ve yürütme içnide var oludğu düşünülen kişilerin başka yerlere tayin edilerek sournların çözülmesi imkansızdır. Hakim ve savcılar arasında önemli ayrışmalara sebep oludğu önemli bir gerçektir. Böyle bir bölünmenin adaletin sonunu getireceği açıkça göstermektedir.

-İddia edilen gerçek dışı ithamlar mesleki ilişkiyi olumsuz etiklemektedir. Bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur. Hukuku devletine yakışan yöntemlerle gerçekler ispat edilerek faillere yaptırım uygulanmalıdır.

-Bu ayrışma adaletin sonunu getirir. Tekrar etmek gerekirse yargının bu ağrıyla yaşaması mümkün değildir. İddia edilen kayıtdışı yapılanma yargı mensupları arasında korku endişe ve belirsizliklerin doğmasına aralarında olması gereken meslleki ilişkinin olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.

-Bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur. Hukuk devletine yakışan yöntemler ile gerçekliğin ispat edilmesi halinde faillere gerekli yaptırım uygulanmalı.

-Özgür vicdanlı hakim ve savcıların ayakta kalması için buna mecburuz. Korkutarak sorunlar çözülmez.

-Siyasi sosyal ve ekonomik sonuçlar üzerinde bazı değerlendirmeler yapılması gerekir. Kurumların özeleştiri cesaretini göstermesi gerekiyor. Kurumların kendini geliştirmesi aksi halde mümkün olmaz. Her toplumda sorunların temel kaynağı yasama yürütme ve yargı organlarının sebep olduğu hak ihlalleridir.

-Hukuk devletinden korkutarak sorunların çözüldüğün göremezsiniz. Kurumların özeleştiri yapabilmesi gerektiğine inanıyoruz.

-Hak ihlallerinin sonuçları önemsenmelidir. Kamu gücüne sahip olanların topluma sundukları hak ve özgürlükleri lütuf gibi düşünmesi düşünemez. Hak sahipliklerine karşı kimse ev sahibi gibi davranamaz. 76 milyon bu evin sahibidir.

-AYM kararları için yapılan ölçülü eleştirilere saygı duyuyoruz. Kanun yollarının tüketilmesi koşulu mutlak değildir.

-Amacımız sorun üretmek değil, sorun çözmek olmalıdır.

-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, çağdaş dünyanın kabul ettiği temel hak ve özgürlükler din dil ırktan arındırılarak sadece insan olma ortak paydasında birleştirilmiştir. Bu evrensel değerler bütün insanların gönül birliğini sağlayacak etki ve öneme sahiptir. Farklılıkları kendimize benzetmeye çalışmadığımız sürece bu hedefi yakalamak hayali olmayacaktır.

-Bu bağlamda 1990 yılında AİHM'in zorunlu yargı yetkisinin kabul edilmesi ve 2004 yılında Anayasa'nın 90'ncı maddesinde yapılan değişiklikler devrim niteliğinde sayılabilecek evrensel düzenlemelerdir. 2010 yılında bireysel başvuru hakkı açılmıştır. Bu değişiklikleri yeniden hatırlatma gereğinin altını şu nedenle çizmek istiyorum. Yasama organı bu değişikliklerle başta AYM olmak üzere tüm yargı organlarına evrensel standartları uygulayın talimatı vermiştir. Bu nedenledir ki yerel gerçeklere evrensel standartları örtüştürmeliyiz.

-AYM'nin son günlerde verdiği bireysel başvuru kararlara ölçülü eleştirileri saygıyla karşılarken, verilen kararlarımızın arkasında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Milletvekili seçilen ancak kovuştturma nedeniyle tutukluluk hali devam eden milletvekillerinin, milleti temsil haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmış ve tahliyeleri gerçekleştirilmiş. Onların çözmesi gereken böyle bir sorunun, yasal düzenlemelerle çözülmesini yürekten arzu ederdik.

-Belirtilen davalarda şikayetçilerin, kanunun yolunu tüketme yolu aranmaksızın, AYM'nin ihlal kararlarını verdiğini altını çizmek istiyorum. AYM, bir internet sitesine erişimin engellenmesine karşı verdiği kararda, yoğun eleştiriyle karşı karşıya kalmıştır. Uzun yargılama, uzun tutukluluk yada şikayete konu hakkın, yeterli hukuk yoluyla korunup korunmadığı yönünde yapılan değerlendirmeler bunun istisnalarını oluşturmuştur.

-AYM'nin, AİHM'in içtihatları doğrultusunda kanun yolları tüketilmeden verdiği kararlara karşı hiçbir eleştiri yapılmamasına rağmen, bir internet sitesiyle ilgili kararıyla ilgili ölçüsüz şekilde eleştirilmesi dikkat çekicidir. Hukuk devletinde mahkemeler emir ve talimatla çalışmadığı gibi dostluık ve düşmanlıkla da yönlendirilemez.

-İnternet sitesine idari kararla getirilen yasağın, daha ilk dakikasında, siteye başka yollardan ulaşılması, etkisiz bırakılması orantısız tepkiyle örtüşmüyor. Tarihe hak ve özgürlük savunucusu olarak geçen Gorbaçov, Sovyetler çözülmeden küreselleşmeyle ilgili Antenlere vize koyamazsınız diyerek iletişim araçlarındaki zorluklara işaret etmiştir. Alınan kararda idari bir işlemin kanuni bir dayanağının olmadığı tespitidir.

-Başkalarının ihlaline sahip çıkmak bir erdemdir, onurlu bir insanlığın sonucudur. Yaşanan gerilimlere kim sebep olursa olsun, duygusal bir kopuşa yol açtığı açıktır.

-Hukuk devletinde mahkemeler, emir ve talimatla çalışmadığı gibi, dostluk ve düşmanlık duyguları ile de yönlendirilemez. Anayasa Mahkemesinin son günlerde verdiği bireysel başvuru kararlarına yapılan ölçülü eleştirileri saygı ile karşılarken, verilen kararlarımızın arkasında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, "Bizler, adil olmayı kutsal bir görev kabul eden bir medeniyetin mensupları olarak, gücün ve şartların etkisiyle gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olamayız."

Haşim Kılıç konuşmasında, AGOS Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmeden kısa bir süre yazdığı "Ruh halimin güvercin tedirginliği" yazısından alıntı yaptı.

İşte Dink'in yazısının o bölümü:

'Tıpkı bir güvercin gibiyim... Onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım. Başım onunki kadar hareketli... Ve anında dönecek denli de süratli. İşte size bedel Ne diyordu Dışişleri Bakanı Abdullah Gül? Ne diyordu Adalet Bakanı Cemil Çiçek? "Canım, 301'in bu kadar da abartılacak bir yanı yok. Mahkum olmuş hapse girmiş biri var mı?" Sanki bedel ödemek sadece hapse girmekmiş gibi... İşte size bedel... İşte size bedel... İnsanı güvercin ürkekliğine hapsetmenin nasıl bir bedel olduğunu bilir misiniz siz ey Bakanlar..? Bilir misiniz..? Siz, hiç mi güvercin izlemezsiniz?'

(YENİ ŞAFAK)

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim