1. HABERLER

  2. HABER

  3. "Kendinizi Yasin Börü'nün Babasının Yerine Koyun"
"Kendinizi Yasin Börü'nün Babasının Yerine Koyun"

"Kendinizi Yasin Börü'nün Babasının Yerine Koyun"

Başbakan Davutoğlu, "İç Güvenlik Yasası Meclis'te. Muhalefete bir kez daha sesleniyorum. Kendinizi 4. kattan atılan Yasin Börü'nün babasının yerine koyun" dedi.

A+A-

Davutoğlu, İçişleri Bakanlığınca Vilayetler Evi'nde düzenlenen "Valiler Buluşması"nda valilerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti de dile getirerek, valilerin, 81 ilin iklimini Ankara'ya getirdiklerini söyledi.

Valiler görevinin en önemli boyutunun psikolojik olduğunun altını çizen Başbakan Davutoğlu, hizmet ettiği mekana ve hizmet ettiği insanlara aşkla bağlı olmayan hiçbir görevlinin görevini hakkıyla yerine getiremeyeceğini söyledi. 

"Valilerimiz Türkiye'nin hemşehrileridir. Nereye giderlerse orası valinin kendi mekanı olur" diyen Davutoğlu, Türkiye'nin her bir ilinin özel bir anlam ifade ettiğini kaydetti. 

Başbakan Davutoğlu "Gerçekten eğer hakkıyla kulak verilse, hakkıyla dizinin dibine oturulsa her şehrimiz bizim hocamızdır. Bize tarihi, kültürümüzü, mimarimizi, derin irfanımızı öğretir. Onun için valiler, bu derin irfanın yürüyen temsilcileridir. Bulundukları şehirlerle kaynaşamamış, o şehirdeki halkı sevememiş birinin valilik görevini bürokratik olarak ifa etmesi mümkünse de ruhen ifa etmesi mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu. 

"Sizden önce başkası fark ediyorsa siz o şehre aşık değilsiniz"

Başbakanlık görevini devraldığından bu yana, son 6 ayda 55 kenti ziyaret ettiğini, en kısa zamanda 81 ili tamamlayacağını dile getiren Davutoğlu, her ilin taşıdığı önemi ve tarihi konumu ifade etmeye çalıştığını, her birini ayrı bir isimle andığını anlattı. Gece yarıları ve sabah güneş doğarken şehrin ruhuna nüfuz etmek gerektiğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, "Bir vali ki eğer sabahın güneşini o şehrin ufkunda görmemişse valilik görevini ifa edemez. Sabahın seherinde görev başlar, sadece mesainin başlangıcında değil. O şehre, o şehrin mekanına aşık olmak için güneşin doğuşunu o şehirde hissetmek lazım. Gecenin karalığında, herkes el etek çektikten sonra o şehirde yürümek lazım. Şehrin mekanına, mimarisine, ruhuna nüfuz edebilmek lazım" değerlendirmelerinde bulundu. 

Başbakan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"81 vilayetin her birinden feyzalmamış birisi, bu ülkede valilik de başbakanlık da bakanlık da yapamaz. Her bir şehirden feyzalmak sizin birinci görevinizdir. O şehri seveceksiniz, o şehre aşık olacaksınız. O şehrin her taşını size verilen bir emanet olarak göreceksiniz. Nasıl evinizden bir şey eksilse hemen hissederseniz, kütüphanemde binlerce kitabım var bir tanesi eksilse hissederim, evde hissediyorsanız şehirdeki en ufak aksaklığı, yanlış yapılmış bir binayı, şehrin siluetini bozan bir yapıyı, şehirdeki herhangi bir tarihi eserden düşen tek bir çakıl taşını sizden önce başkası fark ediyorsa siz o şehre aşık değilsiniz demektir. Şehrin mekanına aşık olmak lazım. Mekanına aşık olduğu gibi şehrin halkına da aşık olmaz lazım."

"Valinin şehre aşık olup olmadığı anlaşılıyor"

Davutoğlu, kent ziyaretlerinde, valilerin karşılama anından itibaren, verdiği brifingde, o valinin şehre aşık olup olmadığını, mekanla özdeşleşip özdeşleşmediğinin anlaşıldığını ifade etti.

Ataması kısa süre önce yapılmış olsa bile bazı valilerin, şehirlerden kendi evinden bahseder gibi bahsettiğini kaydeden Davutoğlu, o zaman "Tamam, bu valimiz bu şehri artık kendi evi, şehrin ahalisini de kendi ailesi olarak görüyor" dediklerini aktardı. 

Başbakan Davutoğlu, valilere "Hiçbir talimat, hiçbir mali güç, size gönderilen hiçbir ödenek sizin o şehri sevmenizden daha muktedir bir unsur değildir. Size istediğiniz ödeneği gönderebiliriz, istediğiniz kadar maddi yardım gönderebiliriz ama siz o şehre aşık değilseniz, o şehrin halkına sevdayla, muhabbetle bakmıyorsanız, o ödenekler bir müddet sonra tükenir. Tükenmeyecek olan tek şey, sizin şehre ve şehrin ahalisine duyduğunuz muhabbettir. Her gün yaşadıkça o muhabbet artar ve size hizmet aşkı verir. Bizim sizlerden birinci beklentimiz, talebimiz, talimatımız, nasıl görürseniz görün, bulunduğunuz şehri, mekanını, sokaklarını, tarihi eserlerini seveceksiniz. O şehrin halkını seveceksiniz. Aranızda öyle bir psikolojik iletişim olacak ki o şehir ve o mekan da sizi sevecek" diye seslendi. 

Öte yandan Davutoğlu, bakanlık görevini yürütürken bir ilde yolda korumalarla yürürken bir yaşlı kadının kenara itildiğini gördüğünü, bunun üzerine elini öptüğü yaşlı kadına "Evinize ziyarete gelmek istiyorum" dediğini aktardı.

O gece ziyaretine gittiği kadını, Belediye Başkanı ve Vali'nin de tanıdığını anlatan Davutoğlu, bundan mutluluk duyduğunu söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti:

"O şehirde eğer yaşlılar, garip ve gureba varsa ve o şehrin valisi onları tanıyorsa, onlar da o valiyi tanıyorlarsa o şehirde bereket var demektir. Ama eğer o tek başına yaşayan yaşlı teyze, komşuları dışında valinin, belediye başkanının ilgisini, dikkatini çekmemişse veya benzer teyzeler, amcalar, sahipsizse o vali ne yaparsa yapsın o şehirle bütünleşemez. Bizim sizden beklentimiz, şehirde şehrin sakinleriyle, meskunlarıyla en iyi psikolojik bağı kurmanız, şehrin yetimlerine, öksüzlerine, fakirlerine, gurebasına, yaşlısına sorduğumuzda 'Valiyi nasıl bilirsiniz' diye 'İyi biliriz, o da bizi bilir' demesini sağlamanızdır. Bu, en öncelikli beklentimiz, talebimiz."

"Bizler, halkın memurlarıyız"

"Şehirle bağınız olabilir, şehri sevebilirsiniz, şehri tanıyabilirsiniz, halkını yakından tanımış olabilirsiniz ama en önemli şey, iletişimdir" diyen Davutoğlu, yaşanan siyasi zihniyet devriminin alandaki temsilcilerinin valiler olduğunu söyledi.

Davutoğlu, siyasi zihniyet devriminin esasının, devletle millet arasındaki uçurumun ortadan kalkması olduğuna işaret ederek, şunları dile getirdi:

"Onlarca yıl, değişik dönemlerde, özellikle de askeri ihtilal sonrası dönemlerde, vali emredendir, halk emir dinleyendir, vali belirleyendir, halk belirlenendir, vali hükmedendir, halk hükmedilendir. İşte bizim yıkmak istediğimiz ve yıktığımız, ayaklarımızın altına aldığımız zihniyet budur. Hiçbir yerde ne siz valiler olarak, ne merkezde bakanlarımız bakan olarak ne de başbakan olarak biz hükmeden, halk da hükmedilen değiliz, değildir. Bizimle halk arasındaki ilişki, halk amirdir, devlet memurdur. Bizler, halkın memurlarıyız. Bizler, halka tepeden bakmak, halka birtakım doğru bildiğimiz şeyleri dikte etmek, eğer halk böyle düşünmüyorsa da o halkı, iç tehdit ilan etmek anlayışıyla hareket eden bir siyasi zihniyetin takipçisi olmadık. Aksine bizler, halkımızla kaynaşarak, halkımızla bütünleşerek onunla birlikte geleceğe yürüme iradesiyle iletişim kurmaya ayarlıyız."

"Sık sık halkın arasına giriniz"

Bugün artık Türkiye'de her şeyin yerli yerine oturduğunu, iletişimde devletle halk arasındaki bütün bağların tekrar kurulduğunu vurgulayan Davutoğlu, valilerin bu bağları ihya ve inşa eden, kuran önemli öncüler olduğuna işaret etti.

Valilerden bu iletişim bağının, şehirlerle sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi için ne gerekiyorsa yapmalarını isteyen Davutoğlu, "Halkla sadece toplantılarda bir araya gelmeyiniz. Maiyetinizdeki memurlarla birlikte sık sık halkın arasına giriniz, sokakta, çarşıda, pazarda her yerde halkla beraber olun. Halkla sizin aranızda hiçbir iletişim eksikliği olmamasının bir şekilde devletin, yürütmenin en önemli ilkesi olduğunu halka hissettiriniz. Bu iletişim bağı, sizin bütün faaliyetlerinizi yapmanıza, çalışmalarınızda verimli neticeler almanıza büyük imkan sağlayacaktır" diye konuştu. 

"Kudreti ve şefkati bünyesinde barındırmayan devlet, devlet olamaz"

Başbakan Davutoğlu, valilerin halkın huzurunu, düzenini ve güvenliğini sağlanması noktasında etkin yönetim sergilemesi gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'nin her vilayetinin kendi iç düzeni bulunduğunu, bu iç düzenin koruyucusu, yürütücüsü ve garantörünün de valiler olduğunu söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bir şehirde huzur, asayiş, güvenlik, düzen varsa o şehirde ekonomi de olur, kalkınma da olur. Sizlerden beklentimiz, işlevsel boyut, görevinizi yaparken nihai kertede o şehrin, o vilayetin düzeninden, huzurundan sorumlu olduğunuz bilincini ve hizmet götürürken de o vilayetin her yerine her köşesine, hiçbir ayrım gözetmeden hizmet götürme bilincini yaygınlaştırmanız. Bu büyük önem taşıyor. Son dönemde bazı acı olaylar, bize bunun ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu."

Özgürlüklerin korunmasının ve kamu düzeni kavramının önemine dikkati çeken Davutoğlu, "kamu düzeni" kavramını, bilinçli şekilde ve bütün muhteviyatıyla kullandığını, sadece "devlet otoritesi" demediğini dile getirdi.

Davutoğlu, devletin hem otorite hem şefkat sahibi olması gerektiğini vurgulayarak, "Her zaman ifade ettiğimiz gibi kudreti ve şefkati bünyesinde barındırmayan devlet, devlet olamaz. Devlet ol devlettir ki hem kudretlidir hem şefkatlidir. Kudreti olmayıp şefkati olan devlet, acizleşir. Yani deprem oldu, Sakarya depremi, devletin oraya ulaşma gücü bile yok ama hepimiz şefkatliyiz, bu bir acziyet göstergesidir ama bir devletin kudreti var da şefkati yoksa devlet gücü tiranlaşmaya başlar. İşte, Suriye'de devlet gücünü temsil ettiğini iddia eden bir rejimin halkına yaptığı zulüm ortada" diye konuştu.

 

"Önce kendinizle barışık olacaksınız"

Bir seyahatinde gazetecilerin, "Bu tempoya nasıl dayanıyorsunuz" diye sorduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Şunu söyledim ve buna inanarak söylüyorum: Kendisiyle barışık olan birinden daha güçlü hiç kimse yoktur. Güç, başkası üzerinde uyguladığınız bir iktidar kudreti değildir. Güç, kendi içinizde barışık olduğunuz bir dünyayı dışarı yansıtmaktan kaynaklanan bir güçtür. Kendisi ile barışık olmayan birisi, başkasıyla, şehriyle, ülkesiyle de barışık olamaz. Onun için önce kendinizle barışık olacaksınız. Yaşadığınız şehirle barışık olacaksınız, ülkenizle, halkın her kesimiyle barışık olacaksınız."   

İç Güvenlik Yasası

Davutoğlu, "İç Güvenlik Yasası, Meclis'te. Muhalefet partilerimize bir kez daha sesleniyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'na, Sayın Bahçeli'ye, Sayın Demirtaş'a ve her bir milletvekiline bir an için kendinizi 6 Ekim gecesi Batman'da düşünün, 7 Ekim gecesi Siirt'te düşünün. Orada yaşayan insanların ne hissettiğini anlayın. Ya da kendinizi 4. kattan atılan Yasin Börü'nün babasının yerine koyun. Ya da yakılan, yıkılan bir dükkanın, uzun yıllar emeklerle inşa edilen bir iş yerinin, gözünüzün önünde yandığını düşünün. Ne hissedersiniz? Bunun özgürlükle ne alakası var?" ifadelerini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, valilere de seslenerek, ''Halka ne kadar şefkatle yaklaşıyorsunuz, şehirlerinizi yakmaya kalkışan, bu Vandallara, bu şiddet yanlılarına da aynı şekilde kudretle yaklaşacaksınız. Çünkü onlara göstereceğiniz şefkat zaaftır, onlara göstereceğiniz bazı tolerans ya da 'Şimdilik bekleyelim' demek zaaftır. Onlara göstereceğiniz şefkat, halktan şefkati esirgemek demektir. Çünkü onlar halka şefkat göstermiyorlar'' dedi.

HABERE YORUM KAT