1. YAZARLAR

  2. Nuh Gönültaş

  3. Kendi safsatasına Darwin bile inanmıyordu!
Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Kendi safsatasına Darwin bile inanmıyordu!

A+A-

Bu yıl Darwin'in doğumunun 200. yıldönümü.

Demek ki Darvin'in teorisi hâlâ ispatlanamadı ki, hâlâ ona "Darvin Teorisi" diyoruz.

Darvin'in bir teori ortaya atmasında elbette bir sakınca yok, ama onun "Ateist versiyonu" bazı çevreler tarafından yaratılış aleyhine kullanılmaya devam ediyor. Darwin'in teorisi kullanılarak "Allah yok her şey kendi kendine olup bitiyor, evrimleşiyor vs." diyorlar.

Tanrıtanımazlar, 200 yıldır teori olarak duran, 200 yıldır bir türlü ispatlanamayan bir teoriyi kendi inançsızlıklarını ispat için kullanıyorlar.

Bunu da pozitif bilim adına yapıyorlar.

Bugün Biyoloji bilimi bu teori üzerine kuruludur.

Onları anlıyorum, eğer Darvin teorisi reddedilse mesela biyoloji bilimi de çökecek.

Bu yüzden ispatlanmamış bir teori ispatlanmış gibi kabul ediliyor. Sadece kabul edilmekle kalmayıp insanların ona adeta bir tür dini inançmış gibi iman etmeleri isteniyor.

Her bir varlık üzerindeki "birlik mührü"nü Darwinistler her şeyin birbirinden evrim yoluyla tekamül ettiğine yoruyorlar.

Biz, Allah'a inananlar gördüğümüz her bir varlıktaki benzerlikleri "hepsi bir sanatkarın sanatının eseridir" derken, onlar, ateist Darwinistler "hepsi birbirinden türemiştir" diyorlar.

İnsan dahil canlı cansız her varlığı kör bir tesadüfün eseri olarak görüyorlar. Ama tesadüfün nasıl olup da mükemmel sistemler kurduğunu izah edemiyorlar!

İşte bu noktada Darwin'in teorisine dört elle sarılıp, bütün pozitif bilimleri bu teori çerçevesinde dizayn etmeye, bunları okul kitaplarına sokup bir Allah'a inanan insanlar yerine kör tesadüflere inanan ateistler, tanrıtanımazlar yetiştirmeye çalışıyorlar.

Allah inancının karşısına Darwin Teorisi'nin çıkarılmasının tek amacı bu. Yoksa bilimsellik çabası vs. tamamen masal.

Gerçi bu tesadüfler teorisinin Allah inancının karşısında dayanacak ciddi hiçbir iddiası olamaz, yok da. Fakat tamamen propaganda gücüyle ayakta tutuluyor.

Bundan dolayı da bu teori zamanla bir "Evrimci ideoloji"ye dönüştü ve taraftarları ancak propaganda ile yeni taraftarlar kazanmaya çalışıyorlar.

Oysa bilimin propaganda ile işi olmaz.

Pozitif bilimlerde bir teorinin kabul edilebilmesi için önce ispatlanması gerekir. Bu anlamda Evrimci yaklaşımlar pozitif bilimlerden de aslında büyük darbeler almıştır.

Belki Darwin bile böyle bir teori ortaya atarken, bu işin bir ideolojiye dönüştürüleceğini, tanrıtanımazlar tarafından Allah'ın yokluğunu ispat için kullanılabileceğini düşünmüyordu.

Bu yüzden olacak yazdığı Türlerin Kökeni isimli kitapta şu itirafı yapıyor:

"Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız arageçiş formuna rastlamıyoruz. Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde. Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz. Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil. Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır."

Ben, insan varlığının meydana gelişinin Darwin'in teorisindeki gibi olduğu kabul edilse bile, evrimle ortaya çıkan ilk insan varlığının cinsiyetinin ne olduğunun, insanın ne zaman ve nasıl ve hangi saiklerle "Erkek" ve "Kadın" olarak ayrıldığının, dahası erkek ve kadının gerek biyolojik gerekse duygusal olarak birbirine ihtiyacının nasıl ne zaman hangi ortamlarda geliştiğinin, hatta erkek cinsel organının, dişi cinsel organı ile bıraksın duygusallığı, sadece ve sadece şekil olarak bile nasıl bir uyum içinde olduğunun açıklanabileceğini sanmıyorum. Hiçbir yerde de bu türlü bir açıklamaya rastlamadım. Bilen varsa açıklasın!

Şairin "Küfre yaklaştıkça imanım artıyor" dediği gibi, bu Darwincilik konusu açılıp ispatı mümkün olmayan safsatalar ortaya döküldükçe Allah'a imanım artıyor!

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum