Kemalizmin Bekasına Koşulan Alevilik ve Sosyalizm

25.07.2013 06:19
Kemalizmin Bekasına Koşulan Alevilik ve Sosyalizm
ABD ve İsrail’in, Suud ve Esed rejimin desteğiyle hayata geçirilen Mısır’daki askeri darbeyi sevgi ve saygıyla izleyen ve destekleyenlerin Türkiye’deki siyasi kimliklerine şöyle bir bakalım: Aydınlık-Sözcü-Cumhuriyet-BirGün-Sol-Evrensel

Kemalizmin Bekasına Koşulan Alevilik ve Sosyalizm

Kenan Alpay

Alevilik, başı sonu belirsiz bir inanç olarak orta yerde duruyor. İbadeti ve itikadi ilkeleri alabildiğine müphem bu inanç ve pratik örgüsünün etnisiteden ne kadar bağımsız olduğu da mezhep mi ayrı bir din mi olduğu da bu sebeple daha çok tartışılacak.

Söz konusu Alevilik tartışmaları başka bazı tali amaçlar dışında elbette yükselen İslami hareketleri bloke etme niyetiyle Kemalizm kadar sol-sosyalist hareketler ve liberal çevreler açısından da kullanıma elverişli görüldüğü oranda gündemde tutuluyor. İlaveten bu tartışmaların Batı’nın, Batıdışı toplumları kontrol etmek üzere etnik-mezhebi ayrımlar üzerinden her dönem operasyonel kullanıma hazır hale getirildi. Bu operasyonel kullanımın sömürgecilik döneminden itibaren “doğu sorunu” gibi bir konseptte değerlendirildiği de gözden uzak tutulmamalıdır.

Kemalizmin Yedeğindeki Sosyalizm ve Alevilik

Türkiye’de Kemalist ideoloji ve iktidar sınıflarını koruma ve kollama görevini İç Hizmet Kanunu 35. Madde’ye dayandırarak TSK yıllarca uhdesinde tuttu. Fakat bu koruma ve kollama vazifesini yürürlüğe sokabilmek için az da olsa toplumsal bir talep ve hareketliliğin kamuoyunda etkili olması için doğrudan veya dolaylı olarak kimi etnik-mezhebi veya ideolojik sınıfları devreye sokmayı ihmal etmedi.

Kemalist ideoloji ve iktidar sınıfları bekasını teminat altına almak için bir taraftan ordu, yargı, akademi ve medya üzerinden siyaset yürüttü. Diğer taraftan da Alevi ve sol-sosyalist kesimleri de toplumun yükselen İslami taleplerine karşı yedekte tuttu, sahadaki etkinliklerinden düzenli olarak imkân devşirdi.

Bu sebeple ne Alevilerin ne de sol-sosyalist hareketlerin devletin temel niteliği ve asli kadrolarıyla alakalı hiçbir dönem ciddi bir eleştiri veya hesaplaşması olmadı. Tersine gerek örgütlü Alevi kesimler gerekse sol-sosyalist hareketler bu hesaplaşmadan ısrarla kaçındılar. Çünkü hesaplaşma veya tutarlılık arayışı onların askeri darbelerin yanındaki, İslami kesimlerin karşısındaki pozisyonlarının gayrı meşru ve gayri ahlaki tercihini işaretleyecekti.

Devrimcilik de insan sevgisi de her iki kesim için basit ve çirkin bir maske olarak iş gördü uzun yıllar boyunca. Güya özgürlük ve eşitlik talebinin mümessili gibi ortalıkta arzı endam ettiler. Lakin asli misyonları devletin Müslüman toplum üzerindeki tahakkümüne toplumsal meşruiyet sağlamaktı. Buna dair sayılamayacak kadar örnek yaşadık.

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim