1. YAZARLAR

  2. GÜNEY UZUN

  3. Kemalizm veya Apoizmin Yanında Olmak
GÜNEY UZUN

GÜNEY UZUN

Yazarın Tüm Yazıları >

Kemalizm veya Apoizmin Yanında Olmak

A+A-

Türkiye’de ki sol ve Kemalist örgütler başta CHP olmak üzere Suriye de Baas rejimine açıktan yada örtülü desteklediler. Suriye’ye giden heyetler döndüklerinde tam bir Baas ağzı ile açıklama yaptılar. Olayların arkasında dış güçlerin olduğunu, durumun bildiğimiz gibi olmadığını, halkın Esad’a destek verdiğini, İhvanı Müslim gibi şeriatçı örgütlerin işin arkasında oluğunun tekrarlayıp durdular. Bu kervana Kürt milliyetçileri de katıldı. Nede olsa kendi halkının kanını emen Baas rejimi, Türkiye de faşist, militarist, zalim bir rejime karşı yıllarca PKK ya her türlü desteği vermişti. Abdullah Öcalan’da Esad rejimine Kürtlere özerlik verirse ayaklanmayı desteklemeyeceklerini söylemişti. Eğer bunu yapmazsa muhalifleri destekleyebilecekleri şantajını yapmaktan geri durmamıştı.1

PKK lider kadrosundan Murat Karayılan Suriye’de ki olaylar için , “Kürtler burada kendilerini heba etmemeli, hemen bir taraf olmamalı. Tabii Kürtler saldırı yerine öz savunmasını geliştirmeli. Halk da bunu esas almalı. Kürtler kendisini başkası için kurban etmemeli. Çünkü bazı güçler Kürtleri kullanmak istiyor” demişti.2 Suriye’de ki Kürtleri yaşanan olaylar karşısında önceliği Kürt ulusal hareketine vermeleri gerektiğinin altını çiziyordu. Sanki “siz Kürtsünüz, bırakın Araplar ne yaparsa yapsın, yesinler birbirlerini, her halükarda kazanan yine biz olacağız” der gibiydi.  Esad kazanırsa ayaklanmayarak onun bir şekilde yanında olduğumuz için sonrasında kazanırız. Yok direniş kazanırsa yine bizler oluşacak özgürlük alanında masada olur ve bir şekilde hakkımızı alırız demeye getiriyordu. Kürtler neyin için kendilerini heba edeceklerdi. Esad rejiminin baskıcı iktidarından kurtulmak için mi. Özgürce yaşamak için. Suskun çoğunluğun sesi olmak için. Kan gölüne dönmüş bir ülkede kanın bir an önce durması için.

Milliyetçi faşist kafa bu işte. Türkiye’de Müslümanlar ümmet bilinci ile dünyanın bir çok coğrafyasında Müslüman halklar için mücadele ve direniş çağrısı yapıp, elinden gelen yardımı yapmak için gayret sarf ederken ve dönemin iktidarlarından aktif bir politika sergilemelerini talep ettiklerinde Türk kafa tasçılar karşı çıkıyorlardı. Onlarda “ne işi var Türk askerinin, neden bizler kendimizi başkaları için tehlikeye atalım, neden biz başkası için kötü olalım” diyorlardı. Aynı zihniyet PKK ile ırkçı bir hal almış görünmekte. Dünyayı Kürtler ve diğerleri olarak gören bir anlayış ile karşı karşıyayız. Türkçü faşistler nasıl Türkün Türk’ten başka dostu yok diyorlarsa Karayılanın şahsında Kürtün Kürt’ten başka dostu yoktur anlayışı aşılanmak isteniyor. Bunu PKK gibi özgürlük için mücadele ettiğini söyleyen bir örgüt yapıyor. Türkiye’de yıllarca Baas rejimleriyle organik akraba olan Kemalist rejimin baskılarına karşı mücadele eden bu hareket şimdi Suriye’deki halkın zalime, zulme, baskıya, esarete isyanını görmezden geliyor.

fc36532a-1.jpgPKK’nın haber ajansı ANF geçtiğimiz günlerde Suriye’deki Kürtlerle ilgili bir haber yayınladı. “Batı Kürdistan’da Kürtçe dersler başladı”3 başlığıyla duyurulan haberde Suriye de Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde Kürtçe okul ve kültür merkezlerinin açıldığının belirtiliyordu. Okul denen yerlerin yasal bir statüsünün olmadığı araya sıkıştırılmış. Buna rağmen, bu yerlerin açılması önemli bir gelişme olarak verilmiş. Okuldaki gerilla resimlerinin altı çizilmiş. Okul denilen özel dil kursları anlaşılıyor. Haber ise sanki Suriye de anadilde eğitimin tüm ülkede yasal olarak başlandığı gibi bir hava ve müjde gibi veriliyor. Türkiye de ki Kürtçe ile ilgili tüm gelişmelere mesafeli davranan, küçümseyen, göz boyama, geçiştirme, samimiyetsizlik olarak gören ve yetersiz olarak adleden hatta TRT6 örneğinde olduğu gibi kanala çıkanları tehdit eden anlayışın Suriye de bir özel Kürtçe okulunu kan gövdeyi götürürken gündeme taşıması manidar olsa gerek.

Haberde göze çarpan diğer bir ayrıntı ise bu okula giden kızların çoğunun örtülü oluşu idi. Türkiye de Kürt illerinde Müslüman kızların ve gençlerin örtülü oluşunu Kürt bölgesinin gerici, şeriatçı işgali, Kürdistan’ın Hamaslaşması olarak gören anlayış nedense habere konu yer Suriye olunca hiçbir çekince ortaya koymamış olması dikkate değer. Yoksa bu da dinin milliyetçi, ırkçı bir mücadelede “kullanılabilir” araç, motive edici bir unsur olarak görmelerinden mi kaynaklanıyor. Küçük kızlar başörtülerine ulusal bayrak bağladığında din o ulusal hareket için tehlike olmuyor demek. Aynı Türkçüler gibi. Onlarda başörtülerinin üstlerine Türk bayraklarını, üç hilalleri bağladıklarında bir anda başörtüsü kendi özgünlüğünden çıkıp ulusal, milliyetçi hareketin motifi haline geliyor.

Suriye de binlerce insan katledilmiş, on binlercesi gözaltına alınmış ya da kendisinden haber alınamaz şekilde kaybedilmişken, hapishaneleri dolup taşmışken, baskı ve zülüm devam ederken, devrim ve intifada ateşi yakılmışken bu yayın “Suriye de iyi şeyler oluyor” haberinden başka bir şey değildir. Suriye televizyonlarında ki rejime destek haberlerinin değişik versiyonu olarak karşımıza çıkıyor. Bu ise bizim milliyetçilik denen akıl tutulmasının aynı zamanda bir vicdan ve insanlık tutulmasına yol açtığının göstergesi olarak dönmekte. Ezilen halkların milliyetçiliği olmaz safsatasının kuru bir kandırmaca olduğunun göstergesidir.

 

Dipnotlar:

1- http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=43329 , 20.05.2011

2- http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=53360  , 20.11.2011

3- http://www.firatnews.tv/index.php?rupel=nuce&nuceID=53674 , 25.11.2011 

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum