1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Kemalizm, calvenizm ve forbesizm...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Kemalizm, calvenizm ve forbesizm...

A+A-

Aşağıdakiler, perdeye baktıklarında kendilerine gösterilmeyen arka tarafı muhal farz ediyorlar...

Perdeyi kuran yukarıdakiler, kendileri için fayda mülahaza ettiklerini perdekarları eliyle aşağının görmesi için ön tarafa yığalatıyorlar...
Perdekar, gerilen perdeye forbesizmden bir ayna tutmuş... Tepeden kemalizmin, aşağıdaki taban halka gösterdiği izafi görüntüde, Türkiye’de servetin el değiştirmişliği falan yok... Bütün parsel ve aktifler yerli yerinde...
Zaman zaman korkuyla karışık kuşkulara düşüren şüphelerimizin gerçekle uzak yakın bir ilişkisi bulunmuyormuş...
Yabancıların Türkiye’yi sırtlanıp götürdüklerine dair milleti endişelendiren spekülatif çatlak sesler, külliyen çiftbozanların halt etmesi...
Forbesizmin önümüzdeki perdeye düşürdüğü iç açıcı mesut görüntüler sadece bununla sınırlı değil...
Dolar milyarderi sayımız da bu arada 13’ten 28’e yükselmiş...
Forbesizm, inançsızlık da dahil tüm evrensel inançların ortak bileşkesi...

Onbeş yıldan bu yana çoğunlukla Bursalı kaldığımızdan Boğaziçine hiç uğramamıştık. Geçen gün İstinye bayırına sarıp da kendimizi İstinye Park’ın önlerinde bulduğumuzda, ne yalan olsun, yolumuzu şaşırdığımıza hamlettik. Hele hele, sıra sıra devasa gökdelenlerin Teknik Üniversite önlerinden Ayazağa sırtlarına doğru yayılışı yok muydu, 6O’lı yılların Impire State Building’in tepesinden seyrettiğimiz Manhattan’ı hatırlattı...
Perdekar, Maslak’taki bu İstanbul Manhattan’ının yaratılmasında rol sahibi kemalist / calvenist sermayesinin varsıllık değerlendirmesini yaparken, basındaki cip muhabbetinin yakın bir zamanda yerini jet muhabbetine terk edeceğini yazıyor...

Görevi tepelerden aşağıya ayna tutmak olan perdekarların, taban halka zenginleşen Türkiye imajını yutturmaya çalışırken, eskiden geceleri saat onlardan onbirlerden sonra işe çıkan kağıt toplayıcıların sayılarındaki artışla birlikte gün boyunca süren mesaileriyle ilgili bilgi ve görüntülerini mutlaka perdelemeleri gerekirdi...
Nitekim bu hassas noktaya dikkat edilmiş ve perdekarımız yazılarında yürek delici bu gerçeğe hiç temas etmemişler... Ayrıca bilinmez mi ki, yaratılan değerlerin bölüşümünde birleşik kaplar kanunu geçerlidir...
Kriz öncesindeki sayıları on üç olan dolar milyarderlerimizin şimdilerde 28’e çıkmasıyla çöp kontainerinden kağıt toplayanlarının sayılarındaki anormal çoğalma arasındaki sebep netice ilişkisi, perdekarın idraklerine hiç çarpmamış...

Yakın akraba evliliklerinin biyolojik soy sop emniyetine zararı bir yana, servet ve zenginliğin dar bölge temerküzüyle sosyal bünyede meydana getirdiği, getireceği tehlikeler bakımından tavsiye edilmediği bir gerçek... Servetin tabana yayılmasını din emri kabul eden bir toplumsal fonmasyonda zenginleşmeye kötü bakılsın ve yeni zenginler kötülenip aşağılansın, bu çarpıklık, kemalizmin paradoksu olsa gerek...
Sermayenin perdekarı, kaçınılmazlığı kendinden menkul mesut bir tesadüf, bu paradoksu açıklarken taşları yerli yerine isabetle kullanmış...
Mealen diyorlar ki,
‘Eskilerinin, yeni ikbal sahipleriyle zenginlerine düşmanlıkları korkularından. Bunlar sanıyorlar ki, jetleriyle malikanelerini ellerinden alıp cascavalak ortalıkta bırakıverecekler’...
Zahirinde kemalist ve calvenist görünümlü olup, özünde kendini sürekli yeniden üreten tek parti iktidarının yarattığı gerçek ve tüzel kişilikleriyle korunagelinmiş ‘aferist muhafazakar’ toplulukta nitelikli bir değişimin hayat bulmamış olması, işte bunun için sevindirici...
Forbesizmin Türkiye kolundaki kemalist calvenist varsılları, kendi adlarına tescilli tapu emniyetini garantilemek amacıyla hakim egemen gücü, anayasal görevini hatırlatarak motive etmek amacıyla kullandığı gerekçe, dünden bugüne daima hep aynı kalmıştır...
İrtica...
Cip karşıtlığı da dikkatlerden kaçmamış olması gerekir, bu kadim gerekçe mağdurlarının dillerinden ve kalemlerinden, sol karakterli bir sermaye düşmanlığını andırırcasına, fışkırmaktadır gündemin orta yerine...
Anlaşılan bu moda da sönüp gidecek ve yerini ‘Ya nasip bir jet’ duasına terk edecekmiş...
Yeni dua formatı üzerindeki tahminler, Bursa hava meydanı projesinden mi etkileniyor, bilmiyoruz... Bursa için Yenişehir’de uluslararası standartta bir hava meydanı inşa edildi, amma ne çare, atıl kapasite şimdi... Forbesizmin Bursa ayağında yer alanlar, özel jetleri için taksirut hizmetine daha uygun düşeceğini düşündüklerinden midir acaba, şimdi Bursa’nın şehir içindeki haylice küçük boyuttaki eski hava meydanının yeniden canlandırılmasına çalışıyorlar...
Cip bir simgedir... Kolay kolay da terki mümkün değil... Mesele Forbes listesine girip girememekten öte, çöp kontainerlerinden kağıt toplayanların sayılarındaki grafiğin hareketidir...
Hükümet erkanı göğüslerini gere gere, Türkiye’deki şirketlerin Türk şirketi olduklarını söylüyor...
Forbesizmin perdekarları da listeleri açıklarken, şirket ortaklarının sermaye paylarıyla aidiyet yapıları üzerine kalın bir şal atıyor...
En zengin Türklerin listesinde dünden bugüne isim isim pek fazla sayıda giriş çıkış yapılmadığını belirtirken, şirketlerin milliyetleri konusunu işin içine karıştırmamayı yeğ tutuyor...
Jetçi zenginlerimizin yarısı İstanbul ve Ankara doğumlu imiş. Peki diğer yarısının ve onun da yarısının milliyetleri?..

Aşağıdakiler, yukarıdaki sahiblerinin kendilerine göstermek istedikleri kadarını görebilirler ve gülistanda yaşadıkları inancıyla başlarmışlar Mustafa Sandal’ın şarkısıyla kıskançlıklarını bastırmaya...
Onun arabası var güzel mi güzel, bastımı gaza gider mi gider...
Hayırlı uyanışlar...
Faks: 0212 632 83 06...

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT