Kemalistlere Batı dersleri...

10.04.2008 11:41

Mehmet Altan

Kemalizm ne? Batılılaşma...

Kemalizm ne? Modernleşme...

Kemalistler, Türk halkını da Batılı ve modern bulmadıkları için eleştirmiyorlar mı? Halkı bu nedenle beğenmiyorlar mı?


Üstelik... Özünde ‘Müslüman’ bir ülkenin hiçbir zaman ‘demokrat’ olacağına inanmadıkları için ‘laiklik’ diye avaz avaza bağırıp, asla ve kat’a ‘demokrasiden’ haz etmiyorlar mı?

Görüntü böyle... 

* * * 

Ama gel gör ki AB süreci, tek parti dönemine tapınan ve demokrasiden haz etmeyen Kemalistlerin ‘modern’ ve ‘Batılı’ olmadıklarını sürekli ispatlamakta.

Onlar, halkı batılı ve modern bulmadıkları için aşağılarken...

Batılı, modern, kısaca dünyalı olmanın kurallarını netleştiren AB de Kemalistlerin ‘batılı ve modern’ olmaktan uzak olduğunu her gün haykırıp durmakta.

Üstelik durumu da kavramlar üzerinden somutlaştırarak.

Defalarca yazdım, bizim Kemalistlerin ‘laiklik’ anlayışı ‘askeri laiklik’.

Neden?

Birincisi, Türkiye kelimenin tam anlamıyla laik değil... Diyanet var... Bu, ‘din devleti’ olmayalım derken yaratılmış bir ‘devlet dininin’ ifadesi.

İkincisi, bizde laiklik, sanayileşme döneminde burjuvazinin ortaya çıkışı ile gerçekleşmemiş... Kilise ve aristokratlara karşı halkın savunduğu ve benimsediği bir burjuva ihtilalinin sonucunda elde edilmemiş... Sosyal bir sürecin değil, ‘Kemalist devrimin’ kazanımı.

Üçüncüsü, bu halka emanet edilmemiş... Askeri bürokrasiye teslim edilmiş... O nedenle halktan korktukça, çare askeriyede aranmakta.

Demokratik bir süreçte edinilmiş bir kazanım olsa, zaten halkın laiklik kavramına yaşam biçimi ve zihniyet olarak sonuna kadar sahip çıkacağına inanılır, kimse kendine ‘durumdan vazife’ çıkarmaz...

Bizdeki ‘askeri laiklik’... Koruyuculuğu askeriyeye havale edilmiş.

Batılı modern devletlerdeki ise ‘demokratik laiklik’... Çünkü sahibi halk...

* * *
Bir batılı olarak...

Bir ‘modern’ olarak...

Kemalistlerin ‘kendilerine ait sandıkları’ ve bu nedenle halka tepeden baktıkları değerlerin güncel ve gerçek sahibi olarak AB Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso ‘laiklik’ konusunda ne diyor?

‘Her demokratik modern devlette din ve devlet arasında ayrıma gidilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Din, hangi din olursa olsun biz bu ayrımdan yanayız.

Teokrasilere karşıyız.

Asıl önemli olan birey ve onun sahip olduğu haklardır.

Bu, bizim demokrasilerimizin temel ilkesidir.

Laiklikten anlaşılan, din ve devlet işlerinin ayrılmasıysa biz bundan yanayız. Yani demokratik sekülarizmden yanayız.

Ancak bir dinin empoze edilmesine ya da din devletine karşı olduğumuz gibi laikliğin de güç zoruyla empoze edilemeyeceğine inanıyoruz.

Laiklik yeni bir din haline getirilmemeli. Kararı toplumlar vermeli.’

* * *

‘Halka tepeden bakan’, aslında imkan olsa dışardan ‘halk ithal edecek’ tek parti zihniyeti, zaman içinde iyice dermansızlaştı, köhneleşti ve dünyadan tamamıyla koptu.

Kendini ‘Batılı, modern ve çağdaş’ sanırken, şimdi Batı’dan dünyalaşma dersleri alacak kadar geriledi.

Ve bu anlayış artık sürekli Türkiye’nin önünü kesiyor.

Yirmi yıl önce, ‘İkinci Cumhuriyet’ derken, daha hızlı bir toplumsal ivme adına ‘Kemalizmden demokrasiye geçmeyi’, ‘cumhuriyeti demokratikleşmeyi’ öneriyorduk.

Kemalist Ankara ona da sövüp saydı.

Halbuki AB de şimdi aynı şeyi söylüyor ve Türkiye yirmi yılı kaybetmiş bulunmakta.

* * *
Çağdaş Türkiye’nin kurtarıcı formülü olarak hepimize belletilen Kemalist anlayış, halkı ve demokrasiyi dışladıkça Türkiye’ye ağır bir yük olmayı artırmakta.

Üstelik bu gerçeği sadece Türkiye değil, artık dünya da görmekte.

Star Gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim