1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Kemal Gürüz'ü Kim Görevlendirdi?
Kemal Gürüzü Kim Görevlendirdi?

Kemal Gürüz'ü Kim Görevlendirdi?

Gürüz, başta Ergenekon yapılanmasının merkezindeydi de daha sonra MİT tarafından devşirildi mi?

A+A-

Kenan ALPAY; ‘Ordu Göreve’ pankartları altından yürüyüşleri organize edip ben o pankartları görmediğini ifade eden 28 Şubat darbesinin sembol isimlerinden Kemal Gürüz’ü değerlendiriyor:

Gürüz Görevde, Kankaları Kodeste

İkinci Ergenekon davası çerçevesinde üç gün önce Silivri’de ifade verenlerden biri de YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz’dü.

Yüzünü görenleri ürkütecek kadar soğuk, sesini duyanları huzursuz edecek kadar gerilimli Gürüz karakteri gitmiş de yerini bir tebessüm ve espri kaynağı Gürüz almış adeta.

12 Eylül döneminde YÖK, hem öğrenciler hem de öğretim üyeleri arasında açık bir korku kaynağıydı. 28 Şubat sürecinde YÖK’ün başına geçirilen Gürüz ise kendisinden önceki başkanlara rahmet okutturacak kadar ceberrut bir darbeci ve acımasız bir tasfiyeci olarak tarihe geçti. Ortodoks Kemalist kimliği ve TSK, TÜSİAD ve merkez medya ile uyumlu operasyonel marifetleri sayesinde üniversiteleri sıkı bir disipline tabi tutup hizaya çekti.

Kemal Gürüz’ün komutasındaki üniversite yönetimleri idari tasarruflarında, akademik kadrolar ilgi alanlarında Kemalizm ve laiklikle ilgili, siyaset ve topluma karşı askeri vesayetin yanında saf tutmak üzere tek kelime ile seferberlik ilan etmişti.

Üniversite kampüslerinin kapıları daha çok Gürüz’ün döneminde İslami düşünce, söylem ve ilişki biçimlerine sıkı sıkıya kapatılmıştı. Üniversiteler İslam’a dair her türlü hareketliliğe teyakkuz halindeydi. “Üniversiteli genç İslamcı değil zorla da olsa Atatürkçü olur” diyerek ‘İkna Odaları’ gibi psikolojik işkence metotları onun döneminde devreye sokulmuştu.

Gücü, kudreti o raddedeydi ki Cumhurbaşkanına sunulacak rektör adayları arasında 449 oy alan adayı eleyip 1 oy alan adayı öne geçirebiliyordu. Zaman zaman siyasilere de ‘posta koyuyor’ ve nüfuz gösterisi yapıyordu. Hükümete karşı darbe sürecine daha bir hız verildiği dönemde yanına aldığı rektörler, dekanlar, akademisyenler ve sol-Kemalist öğrenci örgütleriyle beraber “Ordu Göreve” çağrısı yapmakta bir an olsun tereddüt göstermiyordu.

“Ordu Göreve” çağrısı yapan mitingler, hiç tartışmasız faaliyetlerine hiç ara vermeyen bir cunta örgütlenmesinin tezahürleriydi. Ordu’yu göreve yani darbeye davet eden, örgütleyici ve katılımcıları hiç değişmeyen bu mitingler, Cumhuriyet Mitinglerine giden sürecin ‘akademik’ öncülleriydi. Hatırlayalım o günleri, Gürüz neler söylüyordu: Üniversiteler Atatürkçülüğün ve laikliğin kalesidir. Dinci, İslamcı görüş ve akımlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz, falan filan. Nasıl mücadele edeceklerdi bu ‘iç düşman’la? Tabii ki sokağa sürecekleri tankın arkasına sığınarak, namluların ateş gücünden istifade ederek. Burada anlaşılmayan bir husus yok.

Yazının Devamı…

HABERE YORUM KAT