1. YAZARLAR

  2. Fehmi Koru

  3. Kemal Gürüz ve gerçekler
Fehmi Koru

Fehmi Koru

Yazarın Tüm Yazıları >

Kemal Gürüz ve gerçekler

A+A-

YÖK'ün eski başkanı Prof. Kemal Gürüz'e “En iyi savunma saldırıdır” aklını vermiş olmalılar ki, Ergenekon davası kapsamında gözaltına alınıp salıverildikten sonra gazeteler ve televizyon ekranları onunla dolu. “Ben Süleyman Demirel'in adamıyım” ile başlayıp “Ne Avrasyası, ben Amerikancıyım” diye devam eden bir kendini savunma tarzı var.

Sanki bu dedikleri kamuoyundaki kanaatlerle çelişiyormuş gibi...

Bir de şunu yapıyor: Vaktiyle yönettiği YÖK'te başına hukuki dertler açarak sonunda Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e görevden aldırdığı Prof. Beşir Atalay'ın içişleri bakanlığı koltuğunda oturmasını işin içine 'intikam' duygusu katmakta kullanıyor. O Prof. Atalay'ı görevden aldırmış, şimdi de polisler bakan adına kendisini Ergenekon kapsamında derdest etmişler... İzleyen ve okuyanda bu hissin doğmasını arzuladığı o kadar belli ki...

Dün çıktığı televizyon programında söylediklerini, bir gazete, “Atalay 'irtica'dan görevden alınmış bir rektör” başlığıyla özetlemişti.

Kemal Gürüz doğru söylemiyor...

Devlet adamlarının yurt içi ve dışı seyahatleri sırasında tanıştığım Afyon'lu işadamı Yusuf Özer'in bir telefonuyla YÖK'te olup bitenlerin göze çarpandan farklı olduğunu öğrenme fırsatı bulmuştum. Afyon'a büyük eserler kazandırmış işadamı, bütün kentin gözbebeği gibi baktığı Kocatepe Üniversitesi'yle de ilgileniyordu.

Telefonda, bana, YÖK Başkanı Gürüz'ün üniversitenin başındaki rektörü kapalı kapılar arkasında sıkıştırıp istifaya zorladığını anlattı. Benden beklediği, baskı karşısında ne gibi bir tavsiyem olabileceğiydi. YÖK Başkanı Gürüz, “İstifa etmezsen, seni de Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Beşir Atalay gibi 'irtica' ithamıyla görevden aldırırım, açılacak davalardan başını alamazsın” diyormuş...

Benzer baskılara muhatap kalan Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Arif Akşit, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Abdurrahman Güzel de, Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Şehabettin Yiğitbaşı gibi çareyi istifa etmekte buldular.

Bu rektörlerin hiçbirinin 'irtica' ile uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığını tanıyanlar biliyor...

O dönemde, üniversite çevrelerinde, yeni YÖK Başkanı'nın bu istifalarla kendi meşrebinden, hatta kendi mektebinden öğretim üyelerinin önünü açmayı planlandığı konuşuluyordu. Gerçekten de, rektörü görevden alınan veya istifaya zorlanan üniversitelerin başına Kemal Gürüz'ün ODTÜ'den arkadaşları atandı.

“Ben Amerikancıyım” diyen birinin bu iddiasını tartışmaya değer bulmam, ama mesleki kariyerinde önemli bir yeri olan Süleyman Demirel ile irtibat iddiası gerçekten şaşırtıcıdır.

Kocatepe Üniversitesi'nin Rektörü Prof. Şehabettin Yiğitbaşı 'irtica' iddiasının üzerine hiç yakışmayacağı bir üniversite öğretim üyesidir. Afyon'da iyi tanınan Yiğitbaşı ailesinin bir önceki neslinde Demokrat Parti (DP) milletvekilliği yapmış baba bulunur. Onun namına endişesini benimle paylaşan işadamı Yusuf Özer de Süleyman Demirel'in çok yakınıydı.

Gözaltı olayından sonra 'intikam' tezini ilk dile getirdiğinde, Kemal Gürüz, Beşir Atalay'ın 'irtica' soruşturması yüzünden daha fazla görevde kalamayıp istifa ettiğini söylemişti. Gerçekten de o dönemde üzerlerinde baskı uygulanan rektörlerin büyük çoğunluğu baskı sonucunda istifa yolunu seçmişti. Prof. Atalay ise, kapalı kapılar ardında kendisine yöneltilen ithamların üzerinin örtülü kalması yerine görevine devam edip açılan soruşturmalarla boğuşmayı yeğledi.

Bugün siyasi hayatın içinde olduğuna göre, hakkındaki itham ve iddialar boşa çıkmış demektir...

Birilerinin Kemal Gürüz'e şunu da öğretmesi iyi olacak: “En iyi savunma saldırıdır”, ama gerçeğe dayanması şartıyla...

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT