1. YAZARLAR

  2. Fehmi Koru

  3. Keçiler değilse kim?
Fehmi Koru

Fehmi Koru

Yazarın Tüm Yazıları >

Keçiler değilse kim?

23 Eylül 2011 Cuma 13:00A+A-

Üzerinde cep telefonu bulunan bir kişinin bütün hareketlerini takip etmek uzmanları için çocuk oyuncağıdır; telefonlar her an etraftaki bazı istasyonlarına sinyal gönderdikleri için numarası bilinen kullanıcının merak edilen anda nerede olduğu hemen tespit edilebiliyor çünkü...

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve refakatindeki helikopter yolcularının üzerlerinde cep telefonları vardı; ancak helikopterin enkazına ulaşılması tam 48 saat sürdü. Bulanlar uzmanlardan teknoloji desteği alan devlet görevlileri değil, enkaza yakın bir yerleşim yerinden köylülerdi. Kazadan sonraki iki gün boyunca, yetkililer, dört bir tarafta arama yürütmüştü.

Hepsi de helikopterin düştüğü noktadan çok uzak yerlerde...

Türkiye’nin sahip olduğu teknolojik seviyeye olağanüstü ters bir durum bu...

Bir partinin genel başkanına tahsis edilen helikopterin havacılık kurallarına göre taşıması gereken temel bazı cihazlardan mahrum olduğu açıklaması da zihinleri karıştırmıştı kazadan sonra; o cihazlar olmadan helikopterin hangar dışına çıkmaması gerekirdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül uzun yıllar Meclis çatısı altında mesai arkadaşlığı yaptığı BBP lideri Yazıcıoğlu’nun başına geleni araştırmayı Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK) görev olarak vermişti; kurulun hazırladığı rapor pek çok soruyu gündeme taşıdı. Ancak esas sürpriz bir zarf içinde ulaşmış Cumhurbaşkanı Gül’e: “Yok” denilen iki cihazın yerinden söküldükleri için bulunamadığı görüntülü bilgisi...

Almanya gezisini izleyen meslektaşlarımızın Cumhurbaşkanı Gül’den işittiklerinden duydukları dehşeti bizlerle paylaşmaları sayesinde bu garip olaydan haberdar olduk. “Keçiler almadıysa...” demiş Cumhurbaşkanı Gül...

Keçiler cihazları sökmek için tornavida kullanabilseler bile o buzlu kış şartlarında enkazın yanına ulaşamazlardı.

Tornavidayla sökülen cihazlar bütün uçan araçların hareketlerini, içindeki personelin kulelerle ve birbirleriyle görüşmelerini kaydetmeye yarıyor. Helikopterin kalkıştan başlayarak izlediği yol, hangi cihazının neden arıza yaptığı, düşüş sırasında içerideki insanların konuşmaları kayıtlardan öğrenilebilirdi.

Öyle anlaşılıyor ki, cihaza el koyanlar bu bilgiye sahipler; ancak bilgilerini ilgililerle paylaşmak yerine kendilerine saklamayı uygun görmüşler...

Neden acaba?

Yetkililerin kuşkulu kaza sonrasında birbiri ardına yaptıkları çelişkili açıklamaları hatırlayın; nerede olduğu birkaç dakika içerisinde cep telefonları sayesinde öğrenilebilecek bir helikopterin enkazını 48 saat gecikmeli bulmak yetkilileri zora sokmuştu.

Acaba amaç yalnızca siyasilerin yüzünü kızartmak mıydı?

Muhsin Yazıcıoğlu’nun bütün seçim kampanyası boyunca seyahatleri için karayolunu tercih ettiği biliniyor; ilk kez helikoptere binmiş ve bindiği helikopter de düşmüş... Bu da akla “Acaba helikoptere bindiği andan itibaren mukadder âkıbeti de belli miydi?” sorusunu getiriyor.

Ellerinde tornavidalarla enkaza ilk ulaşanlar helikopterin düşmesinden de sorumlu olabilir mi?

Pek çok başka soru da sorulabilir, ama ne sorarsak soralım hiçbirinin cevabını bizlerin vermesi mümkün değil. Cumhurbaşkanı da bu sebeple savcıları göreve çağırmış. Bir siyasi parti liderinin hayatını kaybetmesine yol açan helikopter yolculuğuyla ilgili bütün kuşkuları ortadan kaldırmak için yargının devreye girmesi şart.

Bekliyoruz.

STAR

YAZIYA YORUM KAT