1. HABERLER

  2. HABER

  3. KCK'den Muhalif Örgütlere Tehdit!
KCKden Muhalif Örgütlere Tehdit!

KCK'den Muhalif Örgütlere Tehdit!

PKK’nin haber ajansı Fırat Haber Ajansında çıkan bir haber PKK’nin kendine muhalif gördüğü güçleri seçim öncesi tasfiye etmek için başlattığı yeni girişimi gözler önüne seriyor.

A+A-

Haber sitelerinde muhaliflerin listelerini yayınlamak suretiyle kişileri hedef gösteren ve ölüm tehditleriyle özgürlük kavramına yeni anlamlar katan PKK bu defa da bölgede faaliyet gösteren AK Partili yöneticiler hakkında soruşturma açtığını duyurdu.

İşte söz konusu duyurunun yer aldığı ANF'nin haberi:

KCK Yüksek Adalet Divanı, 'işbirlikçi unsurların' Kürt sorununun çözümünü geciktirdiğini belirerek, AKP'nin "Kürt düşmanlığı yapan yöneticileri, Kürdistan teşkilatlanması ve yerel işbirlikçileri hakkında kapsamlı bir takibat" başlattı. 

KCK Yüksek Adalet Divanı yaptığı yazılı açıklamada AKP'li Kürdistan teşkilatlanması hakkında soruşturma başlattı. Adalet Divanı, "Soruşturmada ortaya çıkan sonuca göre Kürt halkına ve değerlerine saldıranlar; işbirlikçiler, ihanetçiler ve ajanlar hakkında gerekli yaptırım kararına gidilecektir" denildi.

Kasım ayında 1989'da "Hogır" kod adlı Cemil Işık tarafından öldürülenlerin yakınlarına onurlarını iade eden KCK Yüksek Adalet Divanı, bu kez Türkiye ve Kürdistan tarihinde yeni bir süreç başlattı. Türk devletinin "sömürgeci politikalarına hizmet eden işbirlikçi ve hain konumuna düşen Kürdistanlılara ilişkin" yapılan duyuruda, işbirlikçilerin devlete güç ve umut verdiği, Kürt sorununun çözümünü geciktirdiği vurgulandı. 

KCK Yüksek Adalet Divanı'nın açıklaması şöyle: 

"Kürdistan özgürlük hareketinin siyasi ve askeri mücadelesi önemli siyasal, sosyal, kültürel ve hukuki sonuçlara varmış bulunmaktadır. Halkımızın kahramanca direnişi ve büyük fedakârlıklarıyla özgürlük hareketi süreci çözüm aşamasına taşımıştır. On binlerce şehit ve büyük acılar pahasına bu aşamaya getirilen halkımızın özgürlük mücadelesinin önünde en büyük engel işbirlikçi, ihanetçi unsurlardır. Bu kesimler bugün de sömürgeci Türk devletinin Kürdistan'daki açık inkârcılığı sürdürmede büyük bir dayanaktırlar. İçinde bulundukları bu konumlarıyla, halkımıza ve ülkemize karşı suç işlemektedirler. Kürt halkının kendi varlığına karşı işlenmiş ve işlenmekte olan bu saldırılara karşı kendini savunma hakkı vardır. 

Bu işbirlikçiler, öncelikle toplumu kendi içinde bölmekte ve halkımızın demokratik ulusal birliğini parçalayarak, Kürtlerin özgürlük mücadelesine zarar vermekte ve devletin resmi inkârcı politikasına meşru zemin kazandırmaktadırlar. Devlet bu parçalanmış ve zehirlenmiş zemine dayanarak sorunu, devletle Kürt toplumu arasında değil, devletle PKK arasında bir sorunmuş gibi göstermekte ve bunu uluslar arası güçlere bir argüman olarak sunmaktadır. 

İHANETÇİ UNSURLAR ÇÖZÜMÜ GECİKTİRİYOR

Bu ihanetçi unsurlar mevcut pratikleriyle devlete güç ve umut vermekte; çözümün geciktirilmesine sebep olmaktadır. Özde kendi bireysel ve ailesel çıkarları için, Kürtlerin tüm değerlerini sömürgeci sisteme peşkeş çekerken; görüntüde kendilerini Kürt halkının temsilcisi gibi lanse etmektedirler. Direnen, her gün yerlerde sürüklenen, işkence ve katliamlara maruz kalan insanlarımız büyük acılarla, yokluk içinde yaşarken; bunlar bu kan ve göz yaşı üzerinde siyasi ve ekonomik rant sağlamaktadırlar. Sömürgeci sistemle girdikleri işbirliğinden kısa bir süre sonra, büyük servet sahibi olmaları bu durumu açık bir şekilde ifade etmektedir. Bu çıkarcı yaklaşımlarıyla, işbirlikçi kesim, Kürt sorununun çözümü önünde en büyük engeldir.

Halkımıza ve ülkemize karşı ihanet suçunu işleyen bu kesim tarih boyunca da her dönem iktidarda bulunan güçlere göre çıkarlarını ustaca ayarlamayı bilmektedir. 12 Eylül darbesi ile Kenan Evrenci, Özal döneminde Özalcı, Demirel'le Demirelci, Çiller döneminde JİTEM'ci, Tayip Erdoğan'la AKP'li olmaktadırlar. Mücadelemizin gelmiş bulunduğu düzey, T.C.'nin seksen beş yılık inkarcı politikasını geçersiz kıldığından, AKP tarafından 'demokratik açılım' adı altında oyalama, aldatma ve tasfiye politikalarını gündeme getirmeyi zorunlu kılarken, bu işbirlikçi takım bu politik ortamdan yararlanmak amacıyla kendisini sömürgeci politikaların dayanağı haline getirmiştir. Dolayısıyla devletin otuz yıldır kan ve şiddetle başaramadığını, AKP bu işbirlikçi- ihanetçi kesime dayanarak, sahte açılım politikalarıyla Kürt halkının özgürlük iradesini kıracağını hesaplamaktadır. 

AKP İKTİDARININ İŞLEDİĞİ SUÇLAR ÖNCEKİLERDEN AZ DEĞİL

AKP iktidarının halkımıza ve mücadelemize karşı işlediği suçlar önceki iktidarların yaptıkları suçlardan hiçte az ve geri değildir. Bireysel haklar adı altında bazı oyalayıcı yaklaşımlar içine girse de; Kürtleri toplum olarak imha etme, iradesizleştir ve kendine bağlama politikalarından geri adım atmamıştır. Kürt halkının varlığını ve haklarını anayasal ve yasal güvenceye kavuşturma yönündeki taleplerine hiçbir şekilde cevap vermemektedir. Önderliğimizin defalarca çözüm çağrılarına ısrarla kulaklarını tıkamıştır. AKP iktidar gücüne ulaşarak, sekiz yıldır sorunu çözmek için elinde imkân varken, sorunu çözmemiş, diğer tüm iktidarların yaptığı gibi Kürdistan Özgürlük gerillasına karşı imha operasyonlarını devam ettirmiştir. Gerillayı bitirmeyi ve PKK'yi tasfiye etmeyi temel ve öncelikli görev olarak önüne koymuştur. Başta ABD ve İsrail olmak üzere uluslar arası güçlerden aldığı siyasi, ekonomik ve askeri desteklerle özgürlük mücadelesini tasfiye etmeye çalışmıştır. Kışın en şiddetli aylarında Zap vadisine yapılan operasyon ve yapılan yoğun hava saldırıları bilinmektedir. Çocuk ve kadınların vurulması için Başbakan Erdoğan'ın ağzından fetvalar verilmiştir. Bu talimatı alan devletin kolluk kuvvetleri çocuk ve kadınlara yönelik linç girişimlerinde bulunmuş; insanlarımız sokak ortasında öldürülesiye coplanıp, yerlerde sürüklenirken, onlarcası katledilmiştir. Binlerce çocuk, kadın ve Kürt siyasetçisi sorgulardan geçirilerek zindanlara atılmıştır. Bir yandan Kürdistan'ın ormanları yakılıp, Kürdistan'da barajlar yapılarak Kürt halkının tarihi ve ekosistemi yok ediliyor; diğer yandan özel savaş, asimilasyon, baskı zindan politikası ve Kürt kültürüne ait her şeyi yasaklama temelinde fiziki ve kültürel soykırımı tamamlamaya çalışmaktadır. AKP denetiminde uygulanan, özel savaş politikaları çerçevesinde uyuşturucu kullanımı yaygınlaştırılıp, fuhuş ve tecavüz kültürü geliştirilerek Kürt toplumunun ahlaki dokusu bozulmaya çalışılmaktadır. 

AKP SİYASİ PARTİ KONUMUNU TÜM RENKLERİ YOK ETMEK İÇİN KULLANIYOR

KCK operasyonları adı altında binlerce yurtsever, halkın seçimiyle iş başına gelen çok sayıda belediye başkanı, Kürt siyasetçisi ve parti yöneticisi rehin alınarak ceza evlerine konulmuştur. Anadilde savunma imkânı tanınmamaktadır. KCK yargılamalarının Mahkeme başkanı "bilinmeyen bir dil" tanımını kullanarak Kürt halkının ana diline hakaret etmiştir. Yerleşim yerlerinin isimleri yasaklanmakta, belediye meclislerinin aldığı kararlar suç sayılmaktadır. En önemlisi ise, Kürt sorununun çözümünden bahsedilecekse, çözümün esas aktörü Önder Abdullah Öcalan'ın en kısa zamanda serbest bırakılması gerekirken, normal avukat görüşmeleri bile kısıtlanarak, Kürtlerin hassasiyetleriyle oynanmaktadır. Üstelik bunların tümü "demokratik açılım" adı altında yapılmaktadır. 

Demokrasilerde siyasi partilerin en önemli rolü, farklı toplumsal kesimlerin demokratik yapı içerisinde kendilerini ifade etmesini sağlamaktır. Ortaya koyduğumuz bütün bu argüman ve yürütülen açık uygulamalardan görülmektedir ki, AKP demokrasinin bir aracı olabilecek siyasi parti konumunu, toplumun tüm renklerini yok etmek ve tüm toplumsal kesimlerin sesini kesmek için kullanmaktadır. Bu politikalarıyla toplumu tek tipleştirip, hegemonyası altına alarak; iktidarını pekiştirmeye, toplum üzerinde kendi gerici emellerini geliştirmeye ve kirli çıkarlarını korumaya çalışmaktadır. Bunun için demokrasiyi, halkın dini duygularını ve tüm toplumsal değerleri istismar etmekte; kendi iktidarı için her yolu mubah görmektedir. 

AKP, Kürdistan'da daha pervasız bir şekilde uyguladığı bu politikalarıyla, bir siyasi parti olarak demokrasinin bir zenginliği değil; meşruluğu tartışılır bir parti, konumuna düşmüştür. En son yüzde 88 oyla seçilmiş olan, Gever Belediye başkanını, sudan bahanelerle görev başındayken cezaevine attırması AKP'nin ve Türk Devletinin ne kadar anti demokratik olduğunu göstermektedir. Türk devletinin medya savunma alanlarına top saldırılarının aralıksız devam ettirmesi; halka ve Kürt siyasetçilerine yönelik operasyonların devam etmesi AKP'nin tüm demokratikleşme söylemlerine rağmen, Kürtlere yönelik inkar ve imha siyasetinin devam ettireceğinin göstergesidir.

AKP'NİN KÜRT DÜŞMANI YÖNETİCİLERİ HAKKINDA KAPSAMLI TATBİKAT

Bu pratikleriyle AKP ve onun Kürdistan'daki dayanağı olan işbirlikçiler, halkımızın var olma hukukunu ve özgürlük hakkını çiğnemekle, suç durumuna düşmüşlerdir. AKP'nin uyguladığı tüm bu politikalara karşı halkımız, her fırsata rahatsızlığını, şikayetini dile getirerek, Kürtlere karşı suç işleyenlerin cezalandırılmasını istemekte; tepkisini göstermektedir. Bu durumu değerlendiren Adalet Divanımız, halk olarak varlığımızı koruma ve geleceğimizi güvence altına almak için AKP'nin Kürt düşmanlığı yapan yöneticileri; Kürdistan teşkilatlanması ve yerel işbirlikçileri hakkında kapsamlı bir takibat başlatmıştır. Bu takibat çerçevesinde soruşturma süreci devam etmektedir. Soruşturmada ortaya çıkan sonuca göre Kürt halkına ve değerlerine saldıranlar; işbirlikçiler, ihanetçiler ve ajanlar hakkında gerekli yaptırım kararına gidilecektir. Bu konuda elinde bilgi ve belge olan yurtsever, demokrat kişi ve kurumların KCK Yüksek Adalet Divanına başvuruda bulunmaları bir özgür yurttaşlık görevidir. Söz konusu kişiler hakkındaki başvurular, varsa eldeki bilgi ve belgelerde eklenerek internet adresimize göndermeleri adaletin gerçekleşmesi için önemlidir. Şimdiye kadar bilerek veya bilmeyerek çeşitli nedenlerle AKP'ye hizmet eden, teşkilatlarında yer alan ve politikalarına alet olanların, içinde bulundukları bu durumdan dolayı, özeleştiride bulunarak, suçlu durumdan çıkmaları için çağrıda bulunuyoruz.

Halkımıza karşı suç konumunda olan söz konusu şahısların bu politikaya alet olmaktan kendilerini geri çektiklerini belirten beyanat veya pratikleri bu yargılama sürecinde dikkate alınacaktır. Bu şahıslar hakkındaki iddianame yayınlandıktan sonra, haklarındaki iddiaları kabul etmeyen kişiler savunmalarını internet adresimize gönderebiliriler."

Adalet Divanı başvurular için "kckadalet@yahoo.com" mail adresinden kendilerine ulaşılabileceğini bildirdi. 

ANF NEWS AGENCY

HABERE YORUM KAT

1 Yorum