1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. KCK Kürtleri Hak Ediyor mu?
KCK Kürtleri Hak Ediyor mu?

KCK Kürtleri Hak Ediyor mu?

Kürt siyaseti ‘Türkiyelileşmek’ fikrinin ne denli cazip olduğu konusunda bir ayrışma sürecinin eşiğinde.

17 Kasım 2014 Pazartesi 13:49A+A-

HAKSÖZ-HABER

KCK despotizmi Kürt halkını bezdiriyor!

Etyen Mahçupyan Kürt illerinde giderek yoğunlaşan KCK baskısına dikkat çektiği yazısında tehdit-haraç mekanizmasının nasıl işlediğini yaşanmış bir vaka üzerinden somutlaştırıyor.

***

KCK Kürtleri hak ediyor mu?

Etyen Mahçupyan/ AKŞAM

Cemil Bayık’ın Avrupa medyasında popülerleşmesi ile Kobani üzerinden yeni strateji arayışları arasında doğal bir bağ var. Kürt siyaseti ‘Türkiyelileşmek’ fikrinin ne denli cazip olduğu konusunda bir ayrışma sürecinin eşiğinde. Bir yanda Rojava’da bağımsız Kürdistan hayali, öte yanda Rojava’nın çoğulcu bir yapıya zorlanarak normalleşmesi ihtimali… Göründüğü kadarıyla Kandil hayalleri zorlayan bir hamlenin denenmesine psikolojik olarak ‘hayır’ diyemeyecek durumda. Rojava’daki hayalin gerçeklere üstün gelmesinin yolu ise Türkiye’deki bir başka hayalin gerçek olmasıyla sağlanabilir. Eğer PKK Türkiye’de bölgedeki kamusal alanı ‘özerkleştirirse’, bunun orta vadede Rojava için de bir kaldıraç işlevi göreceği öngörülebilir. 

Örneğin geçen hafta KCK Mardin’deki yabancı ortaklı bir enerji santralının inşaatını engelledi ve ‘oraların’ kendilerinden sorulduğunu ihsas etti. Bu tür eylemler Kürt siyasi hareketine belirli bir özgüven, hatta gurur kazandırabilir. Bir hayalin gerçekleşmesi olarak yaşanabilir… Ama bir başka gerçeğin hayal haline gelmekte olduğunun da gözden kaçmaması gerektiğini hatırlatır. 
Hayale dönüşmekte olan gerçek, bölgedeki Kürtlerin KCK’ye giderek daha fazla destek verecekleri, kültürel ve siyasi ‘devrimin’ parçası olacakları ve bölgede dayanışması güçlü bir özerklik iradesinin doğacağıdır. KCK’nin hayali zorladığı her hamle, bu ihtimali gerçeklik olmaktan çıkartıyor. Açıkçası Kürt siyasi hareketi Kürtleri kaybetmesine yol açacak bir dinamik başlatmış durumda. KCK giderek militanlaşan ama daralan bir iktidar üretiyor ve ‘arada kalan’ hiçbir Kürt kalmayacak şekilde çoğunluk Kürt toplumunu yabancılaştırıyor. Mardin’deki enerji santralının yapımında 2700 işçi çalışmaktaydı. Şimdi hepsi işsiz… 2300 tanesi ‘kendiliğinden’ işe gelmemeyi tercih etmiş. 
Aynı günler içinde bir Kürt iş adamı da şu mektubu almıştı: “Öncelikle selamlar… Size ilişkin bir sorun bize yansıdı. Biz bu sorunu konuşarak çözmek istiyoruz. Bu yüzden siz ya da temsilcinizin yanımıza gelmesi gerekiyor. En geç ….tarihine kadar Zaxo ya da Duhok’a gelerek 0750726XXXX veya 0750374XXXX numaralı telefonlar aracılığıyla bizimle irtibata geçmelisiniz. Belirttiğimiz tarihe kadar siz ya da temsilcinizin gelmemesi halinde mevcut sorun büyüyeceği gibi doğacak olumsuz durumdan biz sorumlu olmayacağız. Mevcut sorunun büyümesine fırsat vermeden çözümü için çağrımıza uyup, belirttiğimiz tarihte gelmenizi temenni ederiz. Devrimci selam ve saygıyla. HPG Kuzey Sevk İdare Komutanlığı” 
Mektupta HPG’nin damgası da mevcut. Yani her şey ‘resmi’…KCK kendi ‘vatandaşından’ haraç alıyor. Bölgede her ilde bu işlerin koordinasyonunu yapan biri var. Mektup elinize geçtikten sonra arayıp ne zaman gitmek istediğinizi soruyor ve anlaştığınız tarihte birlikte gidip genelde ertesi gün de dönüyorsunuz. Mektubun elinize geçmesi ise bir başka iş adamı üzerinden oluyor. KCK haraç almak üzere çağırdığı her iş adamına bir başka iş adamına verilmek üzere bir mektup daha veriyor. İçeriği değiştirmek gerekmiyor… Sadece tarihleri değiştirmeniz yeterli. KCK yetkilisi makamında oturuyor ve bütün Kürt iş adamları sırayla gidip haraç pazarlığı yapmak zorunda bırakılıyor. 
Mektupta geçen “size ilişkin bir sorun yansıdı” sözü tedbir olarak konmuş. Eğer kağıt savcılığın eline geçerse, “bize şikayet oldu, arabuluculuk yapmak istedik” diyerek işten sıyrılabilmek için. Öğrendiğime göre ziyarette ikramda kusur edilmiyor… İş adamı layıkıyla ağırlanıyor ve takdir edilen haraç miktarı kendisine tebliğ ediliyor. Verenlerin kendilerini bu çarktan kurtarmaları muhtemelen pek mümkün olmuyordur. Öte yandan çağrıya icabet etmeyenlerin de üzerlerindeki baskının artacağını tahmin etmek zor değil. Bu tür vakalarda KCK’nın iş adamlarını aileleri ve çocukları üzerinden tehdit ettiği açıkça konuşuluyor. 
Gerçi bölge halkı ‘kurşun parası’ olarak toplanan harçlara alışık… Bu harçların belediyeler üzerinden toplanmasına da… Ancak silahların susabileceğinin belli olduğu, yaşam koşullarının sıçrama yaptığı, özgürlüklerin yaşanabilir olduğu bir ortamda bizzat kendi siyasi temsilcisinin bu denli ‘çiğ’ olabilmesine alışık değil. Onların hayali böyle değilmiş… Gerçekler söz konusu hayali bugün yerle bir etmiş durumda. 
Kürtler siyasi talepleri gerçekleştirecek ortam dahil olmak üzere, bireysel ve grupsal olarak her türlü sosyal ve kültürel hakka sahip olmayı hak ediyorlar. Asıl soru bu siyasi ‘temsilciyi’ hak edip etmedikleridir. Tersten bakarsak bu, KCK’nın kendi Kürtlerini hak edip etmediği meselesidir ve bu sorunun siyasi bir karşılığının olmayacağını hayal etmek gerçekçi olmaz. 

HABERE YORUM KAT