Kazandibi keşkül üzerine

04.02.2010 00:41

Atilla Özdür

4-C’ye ‘kölelik düzeni’ adı konulmuş. Aslını bırakıp gölgesiyle kavgaya tutuşmuş gidiyoruz… 4-C kölelik ve bu düzenlemeye tabi tutulanlar da köleleri oluşturuyor ise, sahib ve sahib’ler kim.

Hükümet, sigara imalatında ana hammadde olan işleme ve depolama alanlarında tütünün gramının bile kalmadığını belirtiyor. Peki, sigara mısır püskülünden yapılmadığına göre, tütün nerede…
Ağırlıkla, yabancı şirketlerin, yabancı topraklardaki yabancı tedarikçilerin işleme mahallerinde…
4-C midir kölelik düzeni, yoksa tiryakilik midir köleliğin tahkimatı…
Askeriyle, siviliyle, 4-C savaşında cephe tutan sendikaları ile muhalefeti ve hükümet politikacılarıyla tiryakiler, tüttürdükleri sigaranın dumanında kendi konum ve kölecilikteki fonksiyonlarını düşüne…

Temizlik ameliyesi bölük pörçük ve sadece bir parçalık yapılmıyor. Temizleyiciler, onların kendi has dillerindeki “Levellers”ler, sahanın bütününe talip, başlıyorlar temizliğe…
Tütün tarımından temizlendik. Pancar tarımından yarı yarıya geri çekildik. Bekçi baba devri sona erdi. Evvele isim değişikliğiyle başladığımız dönüşmede bakkalcılıktan marketçiliğe zıpladık. Bakkal amca sizlere ömür…
Gazetelerde mektep, doktor, hastane ve dersane reklamlarından geçilemiyor. Anlaşılan maarif de ölmüş.
Köleliğimizin boyutlarını ölçmek için Fransa Devlet Başkanı Sarkozy sağlam ve güvenilir bir gösterge. Fransa’daki kamu şirketlerinin başlarında yer alan Renault firmasıyla kanlı bıçaklı olmuştu… Şirketin imal ettiği-edeceği otomobil modellerinden birisi için Türkiye’yi üretim merkezi olarak tesbit etmesine şiddetle karşı çıkmıştı.
Anlaşılan Türkiye’de Türkler, bu alanda kendi başlarında fail-i muhtar değiller. OYAK’ından Koç’una, yabancıya taşeronluk yapıyorlar… Şimdilerde Çinliler de Türkiye’de taşeron arayışı içinde…
Bağımsızlık, istiklâl, hürriyet pek de öyle sanıldığı gibi, kazandibi ve keşküle benzemiyor…

12 Eylül askeri idaresi Süleyman Demirel’in 24 Ocak zihniyetine uygun sosyal politika tercihlerini uygulamaya girişince, devletteki devamlılık ilkesi gereği sıra TEKEL’e de gelecekti… Şimdilerde ise, sırası geldiği için Şeker’in defteriyle uğraşılıyor…
Hükümet, özelleştirme kurumu eliyle TEKEL’i İngiliz Amerika şirketine sattı. Ne aldı ne almadı bizi ilgilendirmiyor. Zira, sayılar birer gölgeden ibaret, teferruat…
BAT şirketi, TEKEL kızını aldı, nikâhındaki işçilere kapıyı peşinen kapadı… Hükümet de, dünürbaşı hüviyetiyle bidayetle Türk TEKEL’i ile evlendirdiği işçilerin nafakalarını namus belası mı dersiniz, dünürbaşılık sorumluluğundan mı dersiniz, kendisi üstlendi.
İngiliz Amerikan sigara şirketi altın yumurtlayan TEKEL ile halvet olurken devlet de, bu satıştan elde ettiği başlık parasının namus belasına 4C ile dibini darıladı.
Bu darılamaya Maliye Bakanı şöyle bir çerçeve çiziyor:
“Bizim aylık olarak ödediğimiz maaşlar, depolardaki tütün değerinden daha yüksek.”
Tabii öyle olacaktı. Depolarınızda tütün olarak ne kalmıştı ki…
Bakan asıl şunu açıklamalıdır. TEKEL’in satışından 4-C sonrası elde ne kaldı ve yarınlara ne kalacak… Bizim neyimize merhem oldu.

İsmet İnönü’nün en beğendiğim lafına gelelim.
“Dünya yeniden kurulur ve Türkiye de yerini bulur…”

Evet yakın bir gelecekte Türkiye yerini bulacak… Bulacak da, şimdikilerin eliyle değil…

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim