1. YAZARLAR

  2. Cüneyt Arvasi

  3. Kayıp 381 milyar ve polisiye tedbirler...
Cüneyt Arvasi

Cüneyt Arvasi

Yazarın Tüm Yazıları >

Kayıp 381 milyar ve polisiye tedbirler...

A+A-

Bu sütundan bankacılık sektörüne dair epeyi bir yazı karalamışız...

Kâr hırsıyla ekonominin gerçek tabakalarını biçtiklerini yazıp durmuşuz.

Hep korundular. Onlar krizler çıkardılar, ama krizler onlara hiç dokunmadı.

Gördük ki dünya bankacılık krizinde, dışarıdakiler batarken bizdeki bankalar dehşet kârlar elde etti.

Bunu da gururla açıkladılar ama o kârların kaynağı hiç anlaşılmadı.

Şunu hep biliyoruz;

2000 ve 2001 krizleri sûni idi ve batan bankalar yoktu.

Yalnızca batırılan bankalar vardı.

O yıllarda yaşananlar, ekonomistlerin ifadesi ile “dünyanın en büyük organize banka soygunu” olarak tarihe geçti

Şimdi bankalar koro halinde “munzam karşılık” meselesi üzerinden yaygara kopartıyorlar.

Mecburen işin kitabî tarafına dokunup iki üç cümle ile başınızı ağrıtacağım;

Ticari bankalar topladıkları mevduatın bir kısmını Merkez Bankası’ndaki hesaplarında tutmak zorundadır. “Munzam ya da zorunlu karşılıklar” deniyor buna.

Başlangıçta iflas riskine karşı korunma maksatlı olarak oluşturulmuş bu kural, daha sonra, merkez bankalarının piyasadaki para arzını ayarlamak için kullandığı para politikası araçlarından birisine dönüşmüştür.

Yani oranlar yükselince banka kârları biraz düşecek.

İşin salata kısmı bu kadar.

Zurnanın zırt dediği yere gelelim;

Merkez Bankası munzam karşılık değişikliğine gidince bankalar cephesinde kıyamet koptu.

Görünürde piyasadan sadece 10 milyar TL çekilmiş olacak.

Baktığınızda bu kadar yaygarayı gerektirecek bir şey yok.

Peki, verdikleri aşırı tepkinin sebebi nedir?

Çünkü buzdağının altında, devasa hacimde bir sorun yatıyor.

Önce Ekonomiden Sorumlu Bakan Babacan ilginç bir açıklama yaptı ve “Polisiye tedbirleri tercih etmiyoruz” dedi.

Bu söze karşılık Bankalar Birliği Başkanı ve aynı zamanda İş Bankası Genel Müdürü, “Polisiye derken, geriye basındaki gibi gelip götürülmek kaldı. Hukuk devleti değil miyiz? Ne biçim ifadeler bunlar” cevabını verdi.

Arkasından istifa geldi.

Burada iş tuhaflaştı...

Bakan Babacan verdiği yeni beyanatla daha da enteresan şeyler söyledi.

“29 bankanın genel müdürüne laf yetiştirecek değiliz, 2000 ve 2001 krizlerine yol açan bankalardır... Onların yüzünden Hazine, 381 milyar borç devraldı ve bunun ödenmesi ancak 2010 senesinde tamamlandı.”

Burada bir an durup düşünelim.

Bu parayı kim ödedi?

“Bu ülkenin vergi mükellefleri”

Babacan, olayın vahametini ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına fazladan ödetilen rakamın büyüklüğünü, anlatmak için de “bu para ile 10 milyon otomobil, beş milyon daire satın alınabileceğini” söyledi.

Dikkat ederseniz ben söylemiyorum, Hükümetin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı’nın ifadeleridir.

Babacan ayrıca “Türkiye’nin 459,5 milyarlık borç stokunun, 381 milyarının bankacılık sektörünün marifeti olduğunu” da ifade ediyor.

Bu rezalet, hükümetin en yetkili ağzından tescil edildiğine göre; şimdi hep birlikte sormak zamanıdır.

Bu para, havaya uçmadığına göre nerededir?

Bakanın telaffuz ettiği “polisiye tedbirler” son derece yerinde bir yaklaşımdır.

Türk emniyeti son on yılda kendini baştan sona yeniledi ve hemen her konuda dünya polis teşkilatlarının fevkinde bir gelişme kaydetti.

Mali suçların araştırılması konusunda da ciddi şekilde uzmanlaştılar.

Bu ülkede savcılar vardır ve Bakan Babacan’ın ifadesi aslında bir ihbardır.

Son on yılda vergi mükellefleri olarak bu zararı kapattık.

Peki, kaybolan 381 milyar nereye gitti?

Bankalar topu topu yüzde beş kâr kaybı için çok aşırı tepki veriyorlar.

Acaba “denetim başlarsa eski hesaplar kurcalanabilir” korkusu mu yaşıyorlar?

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT