Kaybeden Mısır oldu

11.12.2010 04:49

Fehmi Huveydi

Fas'ta gerçekleştirilen medeniyetler diyaloğu konulu uluslararası konferansa katılmam, Mısır'da 4 Aralık Pazar günü tamamlanan ikinci tur seçimlerine denk geldi.

İyi niyetlerle gittim ve seçimlerle hiç meşgul olmadım. Yalnız Arap ve Avrupa ülkelerinden, ABD ve Japonya'dan katılımcılarla görüşmelerim sonrası Mısır'daki seçimler ve skandalları konusunun herkesin dilinde olduğunu anladım. Zira normalin üstünde şaşırtıcı sorularla karşılaştım ve üzücü yorumlar seli dinledim. Hatta bazı anlar toprağın yarılmasını, bu soruların ve yorumların hedefi olmamam için beni yutmasını istedim.

Sorun, katılımcılar içinden az olmayan bir kesimin Mısır'da yaşananların iyi takipçileri olmaları. İçlerinden bazıları Mısır'da bir süre yaşamışlar, yabancı elçilikler ve kültür ataşeliklerindeki çalışmaları sırasında Mısır'ın haritalarının bilincine varmışlar. Geri kalanlar ise skandalı gazetelerden, radyo ve haber ajanslarından duymuşlar. Medya, seçim sırasında yaşanan felaketi takip etmiş ve bütün yerküreye yaymış.

Bizler Mısır'da hikâyenin bölümlerini yaşadığımız, ulusal ve özel gazetelerdeki olaylarını izlediğimiz için dışarıda yol açtığı yankılara dikkat çekmedik ve dolayısıyla yapılan dikkatsiz uygulamalar, beraberindeki baskı, şaibe ve oylardaki oynamalar karşısında uğradığımız dış zararın boyutunu idrak edemedik. Seçim oyununu yönetenler sadece Mısır halkını görmezlikten gelmediler ve onlara sırtlarını dönmediler. Aynı zamanda dünya kamuoyunu da görmezlikten geldiler ve dış dünyanın bize yönelik bakışıyla ilgilenmediler.

Bunda şaşılacak bir şey yok. Çünkü kendi halkına saygısı olmayan, dış dünyaya saygı göstermez. İçeride olan biteni takip etmesi için enformasyon komisyonu oluşturdular. Bu komisyon bazılarının dikkatini çekti ve başka Mısırlı iletişimcilerle birlikte içerideki medyanın performansını denetledi. Fakat bu komisyon dışarıda yaşanan gelişmelerle ilgilenmedi ve yabancı medya organlarında Mısır'daki siyasi hayatı resmeden utanç verici görüntülerden hiçbir şey aktarmadı.

Fas'ta geçirdiğim dört gün boyunca kulaklarımda tekrarlanan birkaç soruyu sizlere örnek vereyim: Yönetim ve Mısır'da iktidardaki parti, Mısır halkının iradesini nasıl ayaklar altına aldı ve yaşanan bu pervasız tabloyla seçimlere hile karıştırmakta ısrar etti? Hiç kimsenin duymadığı bu küçük partiler de nedir? Acaba güvenlik organlarının ve iktidar partisinin yüzleri olduğu tespiti doğru mu? Solcu Tecammü Partisi'nin halk desteğinin, Mısır'da Müslüman Kardeşler hareketinin halk desteğinin beş katı olması akıl kârı mı? Bu siyasi güç gösteriminin abartılı şovu, rejimin zayıflığının göstergesi mi? Parlamentodaki muhalefetin çıkarılması sonrası muhalefetin şu an Saffet Şerif grubu ile Cemal Mübarek grubu arasında yani yine iktidardaki Ulusal Parti içinde olduğu söylenebilir mi? Seçim bölgelerinde yaşanan baskı ve şaibeler ile cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir? Yaşananların, perde arkasında saklı cumhurbaşkanlığının babadan oğula geçmesi projesiyle bir ilişkisi var mı? Yaşananlar, parlamento seçimlerinin ve gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin geçersizliği hususunda şüphe oluşturmuyor mu? Mısır nereye gidiyor?

Arap katılımcıların düşüncelerinin Mısır'daki bizlerin düşüncelerinden farklı olmadığını gözlemledim. Zira onlar da gelecekte ümmet içinde bir umut olacaksa bunun sancılarının Mısır'da belirmesi gerektiğine kanaat etmişler. Seçimlerde yaşandığı üzere umut kapısı kapanınca ve hayaller suya düşünce kendi ülkelerinde ufkun daha da karardığını anladılar. Hatta içlerinden birisi kırık bir sesle bana 'Mısır'a bel bağlamayı bırakıp ortada bir diriliş olacağına dair umudun kalmaması açısından acizliğin iyice yerleştiğine teslim mi olalım?' diye sormuştu.

Beni en fazla üzen ise Mısır'da bir süre yaşamış ve ardından başka Arap başkentlere geçmiş olan Fransız bir diplomatın yorumuydu: 'Acaba Ulusal Demokrat Parti ülke için tehlike haline mi geldi? Bu partinin kazanması ve iktidarı elinde tutması için Mısır'ın kaybetmesi mi gerekiyordu? Bu soruya cevap veremedim; ancak önemli ve üzerinde düşünmeye uygun görüyorum.

Katar gazetesi El Şark, 9 Aralık 2010)

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim