Katsayı ve cumhuriyetçilik

23.07.2009 13:16

Eser Karakaş

21 Temmuz 2009 Salı günkü YÖK Genel Kurul toplantısında dört üyenin muhalif oyuna karşın üniversitelere girişte uygulanacak olan katsayı konusunda çok önemli bir değişiklik gerçekleştirildi.

Üniversitelere girişte uygulanacak olan katsayı meselesi şu ya da bu yönden gelecek siyasi kaygıları çok aşan, çok derin pedagojik temelleri olması gereken, pedagojik tercihlerin yönlendirmesi gereken bir konu.

Bu kısa "yorum" yazısında meselenin teknik detaylarına değil ama kanımca daha özüne ilişkin bir konuyu ele almak istiyorum.

Düşünülmesi gereken ilk temel konu, eğitim dediğimiz olgunun içerdiği işlevler.

Eğitim dediğimiz meselenin çok farklı işlevleri var: Ekonomik bir işlevi var, yani bireylere üretime ilişkin bir donanım verme işlevi var; bir özgürlük, bireysel açılım işlevi var yani eğitimin bireylerin kendilerine içsel gizli yeteneklerini ortaya çıkarma işlevi var ama bir de çok önemli bir sosyolojik işlevi var.

Eğitimin bu çok önemli sosyolojik işlevi de toplumsal mobiliteyi, seyyaliyeti, akışkanlığı artırmak.

Bu son işlev de eğitimin en cumhuriyetçi işlevi; açmaya gayret edeceğim.

Toplumlarda çok büyük gelir eşitsizlikleri olabiliyor; eğitimin çok uzun vadeli bir işlevi bu eşitsizlikleri azaltmak ama yine de bölgesel eşitsizliklerin, aileden gelen eşitsizliklerin, sınıfsal eşitsizliklerin tümünün ortadan kaldırılmasını eğitimden hemen beklemek çok gerçekçi değil.

Bir çocuk Şemdinli'de, diğeri Nişantaşı'nda dünyaya geliyor ve bu iki çocuğun yaşama fırsat eşitliği ilkesi çerçevesinde başladığını düşünmek pek inandırıcı değil.

Bu adeta doğuştan kaynaklanan eşitsizliklerin tümünü ortadan kaldırmak değil ama en azından eşitsizliği büyük ölçüde törpülemek ise eğitimin çok ama çok önemli bir işlevi.

Eğitimin bu çok temel işlevinin yerine gelebilmesi için ise bazı eğitimcilerin savunabildikleri erken yönlendirme sistemi hiç etkin bir sistem değil.

Tam tersine çocukların temel yönelim tercihlerini mümkün olan en geç sürede yapabilmeleri eğitimin toplumsal dikey mobilite işlevini yerine getirebilmesinin adeta önkoşulu.

Bunun gerçekleşebilmesi ise çocukların eğitimlerinin her aşamasında tercihlerini yeniden formüle edebilmelerine, yönelimlerini gözden geçirmelerine olanak verecek bir genelleştirilmiş yatay geçiş sistemi.

Küresel düzeyde bilgi kavramında yaşanan baş döndürücü dönüşümler de eğitime ilişkin eski görüşlerin, tercihlerin mümkün olduğu kadar erken yaşta yapılmasına yönelik zihniyetin zaten tasfiyesini bir ölçüde zorunlu kılıyor.

Bilgi kavramının uğradığı büyük dönüşüm iyi anlaşılmadan zaten eğitim konusunda görüş belirtmek bile çok anlamlı değil.

28 Şubat sürecinde katsayı sisteminde radikal bir değişikliğe gidilerek çocukların 14 yaşında yaptıkları ya da ailelerin dayatması ile gerçekleşen tercihlerin yaşam boyu belirleyici olması amaçlandı.

Bu karar çok yanlış bir pedagojik temel üzerinden alınmış bir karar ama zaten bu süreçte pedagoji, eğitim felsefesi gibi konular değil, post modern darbe mantığı bariz bir biçimde ağır basmış idi.

21 Temmuz 2009 günü YÖK Genel Kurulu'nun aldığı önemli karar ise bu tarihsel yanlışlığı, haksızlığı bir ölçüde gidermiş bulunmaktadır.

Meslek liselerine, imam-hatip liselerine çocuklar yaklaşık 14 yaşında kayıt yaptırmaktadırlar; bu kararın çocukların bilinçli tercihi ile gerçekleştiğini iddia etmek herhalde çok komik olur.

Aileler meslek liselerini ağırlıklı olarak çocuklarını çok küçük yaşta emek piyasalarına sokmak, aileye ek gelir getirmeleri için göndermektedirler; imam-hatip lisesi tercihi ise ailelerin ya da çocukların imam olma isteklerinden değil, klasik lise eğitimine ek olarak din bilgilerini yoğun olarak edinme isteğinden kaynaklanmaktadır.

Bu durum yani imam-hatip liselerinin klasik lise eğitimi artı din eğitimi vermesi özünde yanlış değildir, bir tercih sonucudur ama burada yanlış olan, yoğun din eğitiminin laik bir devlet çatısı altında vergi gelirleriyle gerçekleştirilmesidir.

Bu çocuklar yani meslek lisesi çıkışlılar, imam-hatip çıkışlılar (imam-hatipler özünde bir meslek lisesi değildirler) yeni düzenlemeyle klasik lise çıkışlılarla aynı sınava eşit koşullarda gireceklerdir.

Cumhuriyetçilik özünde kamu hizmeti ve ağırlıklı olarak da eğitim yoluyla fırsat eşitliğini sağlamak, doğuştan kaynaklanan eşitsizlikleri yine eğitim yoluyla törpülemek demektir.

Çocukları, ağırlıklı olarak aile tercihleriyle 14 yaşında geri dönüşü adeta imkânsız bir yola sokmak cumhuriyetçilik kavramıyla taban tabana zıt bir anlayıştır.

Bu açıdan baktığınızda 28 Şubat zihniyeti ürünü katsayı düzenlemesi cumhuriyetçilik kavramına olabilecek en zıt düzenlemedir.

Cumhuriyetçiliğin Türkiye kadar yanlış anlaşıldığı başka bir Cumhuriyet bulmak da zaten yine adeta imkânsızdır.

Cumhuriyet demek, 1789'dan beri eşitlik demektir, özgürlük demektir, dayanışma demektir.

Türkiye ise, bırakın gerçek eşitliği, formel eşitliğin yani yasalar önünde eşitliğin her alanda büyük ölçüde zedelendiği bir ülkedir; eski CMK 250 de bu duruma çok net bir örnektir.

Eski katsayı düzenlemesi de yine çok belirgin bir anti-cumhuriyetçi düzenleme idi.

YÖK'ün son kararı Türkiye'yi bu anlamda biraz daha cumhuriyetçi bir ülke yapmıştır.

İşin çok ilginç başka bir yönü de 28 Şubat katsayı düzenlemesini savunan kişilerin adeta tümünün ve yakın çevrelerinin çocuklarını asla meslek liselerine ve imam-hatip liselerine göndermeyen kesimler olmasıdır.

Düşük gelir grupları malum iktisadi nedenlerden çocuklarını meslek okullarına göndermekte, bu çocuklara üniversite kapıları kapanmakta ve bu nedenden de düşük gelir grubuna aidiyet kendini biteviye yeniden üretmektedir.

Üst gelir grupları da çocuklarını üniversitelere göndererek yaşam boyu daha yüksek bir geliri sağlamakta ve böylece toplumsal eşitsizlikler kalıcı hale gelebilmektedir.

Oysa cumhuriyetçilik demek, eğitimle eşitsizlikleri törpülemek demektir.

28 Şubat ne eşitlikçi, ne özgürlükçü ne de dayanışmacı idi; ama kendini cumhuriyetçi olarak yutturmaya kalktı.

Sevsinler böyle cumhuriyetçiliği. Her büyük yanlış bir yerden geri dönüyor.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim