1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Katledilen Suriyeliler Kardeşimiz Değiller mi?
Katledilen Suriyeliler Kardeşimiz Değiller mi?

Katledilen Suriyeliler Kardeşimiz Değiller mi?

Suriye’deki gelişmeleri Şam’dan izleyen kardeşimiz Metin Kınalı, yaşananların arka planını, Beşşar Esed’in durduğu yeri, rejim destekçisi kimi âlimlerin tutumunu, medyanın ve özelde TRT’nin tavrını ve Suriyelilerin taleplerini sitemize değerlendirdi.

A+A-

Filistin davası için başka Müslümanların katledilmesine göz yummak, katillere karşı sessiz kalmak ne kadar doğru? Başta Mescid-i Aksa olmak üzere bütün Filistin'in özgürlüğü Müslümanların ortak davasıdır. Fakat bu anlayış sadece Filistinlilerin canlarının kutsal olduğu, dünyanın diğer bölgelerindeki Müslümanların bu amaç için kurban edileceği anlamına gelmemeli.

 

METİN KINALI / ŞAM

 

—En büyüğü 14 yaşında olan 15 çocuk tutuklandı. Cezaevinde çocukların tırnakları söküldü ve onlara elektrik verildi.

 

—Sokak ortasında 12 yaşındaki bir kız çocuğu halkın gözleri önünde güvenlik güçleri tarafından öldürüldü.

 

—Güvenlik güçleri camide namaz kılan cemaate saldırarak 5'i çocuk olmak üzere 15 kişiyi katletti. Askerler ayrıca yaralıları hastaneye ulaştırmak isteyen ambulansa da ateş açarak ambulans şoförünü ve 2 doktoru öldürdü.

 

—Ülkelerinde yaşanan zulme son verilmesini isteyen bir grup protestocuya güvenlik güçleri ateş açtı. Olayda 30 kişi öldü. Yaralıları hastaneye taşıyan insanlar ise hastanede insanların gözleri önünde infaz edildi.

 

—Başkentte yapılan protestoya müdahale eden güvenlik güçleri 22 kişiyi öldürdü.

 

—Ülkenin çeşitli bölgelerinde yapılan eylemlerde ise güvenlik güçleri 300'den fazla kişiyi öldürdü.

 

Bunlar Filistin'de yaşanmıyor. İsrail'e karşı olduğunu iddia eden, özgürlükler ülkesi(!) Suriye'de yaşanıyor. Ne de çok benziyor bu iki ülkenin ruhları. Birbirinden ayırt etmek çok zor. Demek ki camiye saldırıp Kur'an nüshalarını yırtıp ayaklar altına alan, camide ibadet eden insanları katleden bir tek İsrailliler değilmiş. Hatta "Suriye muhaberatı vahşilik yönünden İsrail'den daha da kötüdür." denilebilir. Çünkü hiçbir İsrail cezaevinde bir bayana onlarca yaratığın tecavüz ettiği duyulmuş değildir.

 

 

Olaylar Nasıl Başladı?

 

Suriye olayları ilk Der'a'da başladı. İlkokulda okuyan 15 çocuk, televizyondan duydukları sloganları sokak duvarlarına yazmaları üzerine tutuklandılar. 1 ay boyunca işkenceye alınan bu çocukların özgürlüklerini talep eden yakınlarına ise yönetimin cevabı "Fazla bu işle uğraşmayın, yoksa kadınlarınızı da çocuklarınız gibi alırız!" oldu. İnsan olanın nefsine ağır gelen bu söz ilk önce Der'a halkını, daha sonra da bütün Suriye'yi ayağa kaldırdı. Suriye'deki özgürlük ateşi işte bu şekilde yakıldı. Bundan sonra ise bu ateş yavaş yavaş bütün ülkeye yayılmaya başladı. Lazkiye'de 30'u aşkın insan, başkent Şam'da ise 22 kişi protestolarda katledildi. Sadece Cuma günü 15 kişi Duma'da hayatını kaybetti. Mazamiye'de ise 7 kişi katledildi. Rifai Camii'nde ise 60 kişi yaralandı. Bu insanların tek suçları daha özgür, daha güzel bir ülke istemeleridir.

 

 

Tek Suçları Filistinli Olmamak mı?

 

Neden bunca zulme rağmen insanların kafası karışık? Neden insanlar Mısır intifadası, Tunus intifadası diyor da Suriye'deki ayaklanmayı fitne ayaklanması olarak görüyorlar? Hatta bazıları bu mazlum ve onurlu halkın haklı taleplerini karalamak için çeşitli iddialar ortaya atıyor. Bu yönetim Hama'da on binlerce insanı katletmedi mi, kocalarının gözleri önünde kadınlara tecavüz etmedi mi, cezaevinde yatan Müslümanları Kur'an okuma talepleri dolayısıyla katletmedi mi? Sadnaya Cezaevi'nde yapılan katliamdan sonra 4. fırka komutanı Mahir Esed elinde cep telefonu ile keyifli keyifli cesetleri kameraya alıyor. Yoksa bütün bu kötülüklere insanların göz yummasının sebebi Suriye'nin Filistin direnişine verdiği destek mi? Bütün bu kötülükleri, zalimlikleri Filistin direnişine destek vermek temizler mi? Bu destek yüzünden Müslümanların yaşanan bu zulümlere sessiz kalması, Suriye halkına yeterli desteği vermemesi, hatta bazılarının bu halkı İsrail, Amerikan ajanı olarak suçlamasına neden olabilir mi? Filistin davası için başka Müslümanların katledilmesine göz yummak, katillere karşı sessiz kalmak ne kadar doğru? Başta Mescid-i Aksa olmak üzere bütün Filistin'in özgürlüğü Müslümanların ortak davasıdır. Fakat bu anlayış sadece Filistinlilerin canlarının kutsal olduğu, dünyanın diğer bölgelerindeki Müslümanların bu amaç için kurban edileceği anlamına gelmemeli.

 

 

Beşşar'ın Konuşması ve Olayların Artması

 

Suriye'de bütün olayların düğüm noktası Beşşar Esed'in konuşmasıydı. Herkes onu bekliyordu. Çünkü konuşmanın mahiyeti hakkında yoğun bir propaganda yapılmıştı ve Suriye halkına Esed'in güzel bir sürprizi olduğu söylenmişti. Sonuç ise tamamen hüsran oldu.

 

Ne demişti Esed konuşmasında:

 

- "Savaş istiyorsanız biz hazırız!"

- "Çatışmalarda ölenler fitneci, dış güçlerin ajanı!"

 

Bir de bunlar yetmiyormuş gibi konuşmayı gayet neşeli bir şekilde yaptı. Sanki Suriye'de değil de başka bir yerde 300 kişi öldürülmüştü. Bir saat bile sürmeyen konuşmada 14 defa kendini gülmekten alamadı. Konuşma gerçekten Suriye halkına sürprizdi. Çünkü herkes Beşşar Esed'in iyi biri olduğunu, ancak çevresindekilerin onu kötü yönlendirdiğini düşünüyordu. Devrimciler dahi böyle düşünüyordu. Ancak Beşşar konuşmasıyla bu anlayışı tersyüz etti. Çevresini temize çıkaran Esed, keşke hiç konuşmasaydı. Bu konuşmadan sonra eylemcilerin hedefine artık Beşşar Esed de girdi. Ayrıca eylemler Kürt bölgelerine de sıçradı.

 

 

Rejimin Destekçisi Âlimler

 

Suriye'deki olaylar bizlere kendine din âlimi diyenlerin nasıl tehlikeli bir silaha dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi. Suriye yönetimi daha önce Hama katliamına uygun fetvayı Şeyh Ahmet Keftaro'dan bulduğu gibi, Der'a'da, Sanameyn'de, Lazkiye'deki olaylar için de uygun birini bulmaktan fazla zorluk çekmedi. Ramazan el-Buti, bu iş için biçilmiş kaftandı. Emevi Camii'nde olayların başlamasına sebep olan, Buti'nin Beşşar Esed'i övgüde sınırı aşması değil miydi? Buti, Cezayir'deki FİS üyelerinin öldürülmesi yönünde fetva verdiği gibi Hafız Esed'in de namaz kılmamasına rağmen Firdevs cennetlerinde olduğunu söylemişti. Aynı Buti Suriye devlet televizyonunda hüngür hüngür ağlayarak Allah'tan yönetimi korumasını istedi. Halktan yönetimin yanında olmasını isteyen Buti, eylemcilerin ise murtezaka yani dış devletlerin adamları olduğunu iddia etti.

 

 

TRT Baas'ın Sözcüsü mü?

 

Suriye'de yaşananlar karşısında medya büyük bir sınav veriyor. Ortadoğu'daki olaylarda halkın yanında olan medya sıra Suriye'ye gelince sessizliğini koruyor. Medya kuruluşları Suriye konusunda kafa karışıklığına sebep olacak yayınlar yapıyor. Tunus, Mısır, Libya ve Yemen konusunda sürekli yayın yapan el-Cezire, Suriye'de yaşananlarla ilgilenmiyor.  El-Cezire'nin bu tavrının sebebi belki de Katar Emiri ile Beşşar Esed arasındaki iyi ilişkilerdir.  Fakat TRT Türk'ün yaşanan onca katliama rağmen Suriye'de sanki bir bahar havası varmış gibi tavır sergilemesi dikkat çekici. Suriye'nin resmi söylemini öğrenmek için TRT Türk izlense yeridir. Şam'da 15 kişi katledildiğinde TRT Türk halen Suriye'de olayların olmadığını iddia ediyordu. Ancak güneş balçıkla sıvanmaz, gerçekler elbet bir gün ortaya çıkar. Şam'daki gerçek çok erken ortaya çıktı. Pazar günü Şam'da 60 bin kişi şehitlerin cenazesi için toplandıktan sonra TRT Türk de artık yavaş yavaş değişmeye başladı.

 

 

Suriyeliler Ne İstiyor?

 

Suriye halkının en öncelikli talebi sıkıyönetim halinin sona erdirilmesidir. Beşşar Esed'in yetersiz ve göstermelik reform vaatlerini inandırıcı bulmuyorlar. Cezaevindeki siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, seçimlerin özgür bir şekilde yapılmasını, dışarıda mültecilerin ülkelerine dönmesi yönündeki engellerin kalkmasını, Filistin davasının daha etkili bir şekilde savunulmasını, ülkedeki bütün herkese vatandaşlık verilmesini vs. talep ediyorlar. Bütün bu amaçlarını ise barışçıl bir yolla elde etmek için mücadele ediyorlar. Şu ana kadar bütün katliamlara rağmen eylemciler güvenlik güçlerine karşı silah kullanmadı. Eylemcilerin en çok öfkelendiği şey ise hükümetin yaşananları bir mezhep çatışması olarak lanse etmesi. Suriye'de bir mezhep mücadelesi değil; bir özgürlük ve hürriyet mücadelesi yaşanıyor. En azından içerden, Suriye'den bakınca böyle gözüküyor.   

 

HAKSÖZ-HABER

HABERE YORUM KAT

9 Yorum