1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Katillerle Dostluğa, Kucaklaşmaya Ne Kadar da Meraklısınız!
Katillerle Dostluğa, Kucaklaşmaya Ne Kadar da Meraklısınız!

Katillerle Dostluğa, Kucaklaşmaya Ne Kadar da Meraklısınız!

Yanıbaşımızda kardeşlerimiz emperyalist katil bir güç tarafından vahşice katledilmeye devam ederken, ‘İslami camia’ içinde dahi Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesi için heyecanlananları görmek ne acı!

A+A-

Haksöz Haber

İman, kardeşlik, Ümmet vb. kavramlar zor günlerde, zorlu şartlarda anlam kazanmakta. Kimin haktan yana tavır aldığı, kiminse ölçüsüzlük içinde zulme meylettiği ancak kritik ortamlarda netleşmekte. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler de bu anlamda ayırıcı bir kriter oldu. Her şart altında Allah için mücadele verenleri destekleyenler ile “ne kazandık ne kaybettik, ne elde ettik, elimizde ne kaldı” mantığıyla gelişmeleri değerlendirip tavır alanlar arasında ayrışma giderek netleşmekte.

Ülke menfaatleri adına zalim güçlerle uzlaşmak gerektiğini savunanların sesi son dönemlerde daha fazla çıkmakta. Türkiye’nin devrim süreçlerine verdiği desteğin ulusal çıkarlara zarar verdiğini, bu yüzden bir an önce egemenlerle uzlaşılması gerektiğini söyleyenlerin sayısının son dönemlerde arttığı görülmekte. Laik-Kemalist-sol çevreler açısından yeni bir durum zaten söz konusu değil ama AK Parti’ye yakın çevrelerde de son süreçte bu tür yaklaşımların çoğalması dikkat çekici. Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi gerektiği, Ortadoğu siyasetinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği türünden sözler, açıklamalar gerek siyasi çevrelerde gerek medyada daha fazla dillendirilmekte.

Başından itibaren Suriye kıyamına hep şaşı bakmış ve tağuti Esed rejimini ve hamisi İran’ı temize çıkartma çabalarından hiç vazgeçmemiş kişi ve çevreler ise “haklı çıktık, dediğimize gelindi” havası içinde daha yüksek perdeden konuşup, yazmaktalar.

İşte geçtiğimiz günlerde Yeni Akit’te yazılan bir köşe yazısı. Sinan Burhan adlı yazar Rusya ile ilişkilerin düzetilmesine dönük adımları alkışlarken, bununla yetinilmeyip Esed ve Sisi rejimleriyle de ilişkilerin geliştirilmesi çağrısı yapıyor.

* * * * *

İşte yazısı:

Rusya Yetmez, Suriye Ve Mısır’da Da Yeni Adım... (19 Haziran 2016)

Sinan Burhan / Yeni Akit

(http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/sinan-burhan/rusya-yetmez-suriye-ve-misirda-da-yeni-adim-15411.html)

Bundan 4 sene önce Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak Bey’in davetlisi olarak bir grup gazeteciyle Suriye’ye gittik. Savaşın henüz başlangıcıydı. Şam sokaklarını dolaştık. Bu ülkeyi çok sevdim. Harika bir şehir Şam.

Mustafa Kamalak Bey Başar Esat'la bir görüşme yaptı. Babası Hafız Esat’a göre daha ılımlı bir isimdi Başar Esat. Devlet yöneticileriyle görüşme yaptık. Sivil toplum örgütleriyle, aydınlarla görüştük. Bu sorunun zamana yayılarak çözülmesi gerektiğini ifade ettiler.

Türkiye ile Suriye arasında ortaya çıkan bahar havası nasıl oldu bozuldu. Hala anlayamadım. Suriye konusu izaha muhtaç bir durumdur. Suriye politikamız maalesef bizi kendi içimize hapsetti. Ortadoğuya açılma şansımız azaldı.

Bırakın Ortadoğu’yu şu an için iç işlerimizi bile etkilemeye başladı. Neyse olan oldu. Gelinen noktada Esat’ın eli kanlı da olsa Suriye’nin tamamını içerisine alan bir politika oluşturmamız gerekir.

Bugün gelinen noktada Esat’ın boşluğunu PKK, PYD doldurdu. Çok yazık oldu. Esat’ın eli kanlıdır. Şu an için sayısız katliama imza atmıştır. Binlerce masumun katline neden olmuş, milyonlarca insan evlerinde uzaklaşmış ve Akdeniz’in azgın sularında boğulmuşlardır. Tamam da bu sonuçtur. Bu savaş olmasaydı Suriye bu kadar perişan olur muydu?

Batılılar, Siyonistler üniter devletleri ortadan kaldırmak istiyorlar. Ortadoğu’da Türkiye’de dahil üniter bir devlet kalmasın diyorlar. Demokrasi palavraları adı altında böldükçe böldüler.

Ama hem ABD hem Rusya hem de İran bölgede başka şeyler söylüyor. Bu konuyu dikkate almak gerekir. Esat’ın zayıflaması Suriye’nin kuzeyinin PKK’ya kalmasına neden oldu.

Hükümetimiz iyi niyetli bir biçimde Esat’a karşı çıktı. Ama bugün gelinen noktada ülkemizin menfaati için dış politikamızı revize edebiliriz. Nitekim Bin Ali Bey ve hükümet yetkilileri dış politikada yeni ayar sinyali verdiler. Ve hatta adım bile attılar.

Şam seyahati esnasında Mevlana Halidi Bağdadi'nin kabrini ziyaret ettik. Muhittin Arabi Hazretlerinin kabrini de ziyaret ettik. Sultan Vahdettin’in mezarının burada olduğunu öğrenince şaşırmıştım.

Bu ziyaret esnasında Şam’da Emevi Camii'nde büyük alim Ramazan El Buti ile görüştük. Kendisi siyer konusunda büyük alimdir. Rahmetli daha o yıllarda, Türkiye yanlış yapıyor, Ortadoğu üniter devletleri ortadan kaldırmaya çalışıyorlar, bölgede üniter devletler parçalanırsa mezhep ve etnik çatışmalar artar ve bölge kan gölüne döner, demişti.

Emperyalizmin oyunu bölgeyi iç savaşa sürüklemektir. Bölgenin petrol kaynaklarına el koymak ve İsrail’in güvenliğini sağlamak için her türlü plan uygulanıyor. Büyük ortadoğu projesi büyük bir yıkım projesidir.

Demokrasi adı altında, arap baharı adı altında bölgeyi böldüler parçaladılar. Rahmetli Ramazan El Buti haklı çıktı. Irak parçalandı. Suriye kan gölüne döndü. Libya'da iç savaş var. Sırada Türkiye var. O nedenle ne demokrasisi lan demek gerekir.

Cumhurbaşkanımız Rusya Lideri Putin’e bir mektup yazdı. Çok isabetli ve sağduyulu bir tavır.Türkiye-Rusya ilişkilerinin hızla normalleşmesi gerekir. Tamam ülke olarak Rus uçağını düşürmekle haklıyız. Egemen bir ülke bu tavrı gösterir.

Ancak bu süreci uzatmak ülkemizi hem Suriye’de zora soktu hemde ekonomi alanında. Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkelerin başında geliyor Rusya. Bu yıl turizmciler Rus turistler gelmediği için ağlıyorlar. O nedenle dış politikada makas değiştirmek hayırlı olmuştur. Bu alan dinamik bir alandır. PKK’lılar bile her daim makas değiştiyor, yeni alanlar açıyorlar.

Sayın Erdoğan’ın bu tavrı ülkemizin hayrınadır. Sadece Rusya yetmez, Suriye ve Mısır’da da yeni bakış açılarına ihtiyaç var. Dostları çoğaltmak ülkeye büyük fayda verir. Yeni imkanlar doğurur.

HABERE YORUM KAT

2 Yorum