1. YAZARLAR

  2. Fatma K. Barbarosoğlu

  3. Katil kızlara medyanın "hayat tarzı" desteği
Fatma K. Barbarosoğlu

Fatma K. Barbarosoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Katil kızlara medyanın "hayat tarzı" desteği

A+A-

"Annesini uykusunda öldüren küçük R.A., son derece çalışkan, başarılı ve yetenekliydi. Ama uyumsuzdu da; çünkü 'tarz' giyiniyor, ailesine inat 'ressam, tiyatrocu, dansçı' olmak istiyor, sevgilisiyle elele dolaştığı için okuldan alınınca kolunu jiletleyecek kadar öfkeleniyordu. 'Herkes beni tuhaf buluyor' diyen küçük R.'yi cinayete kadar götüren ruh hali, belki de bir öğretmeninin şu sözlerinde gizli: "Çevresi sindiremedi. Farklı olan yok edilir."

Yukarıdaki ifade çok satan gazetemizin haberinden alıntılandı. Karşımızda katil bir kız çocuğu. Akıllı ve çalışkan olması, tarz giyinmesi onun katilliğini bir farklılık hikayesi içinde okumamızı gerektiriyor öyle mi? Öğretmenin ifadesine dikkat buyurun: "Çevresi sindiremedi. Farklı olan yok edilir."

Farklı olanın yok edilmesi ile değil; "farklı olanın" annesini öldürmesi gerçeği ile karşı karşıyayız. Ne ki, medyanın hayat tarzı desteği üzerinden yaptığı haber dili sayesinde, bu gerçeği idrak edemez hale geliyoruz/getiriliyoruz.

Yaşı on ikiden küçük olanların ceza almadığını bilerek annesini öldürmeyi tasarlıyor, öldürüyor sonra polisi arıyor ve SBS'ye giriyor. Tüylerimizi diken diken eden bu olayı medyamızın kafası karışık kalemleri nereden tartışıyor? Nereden tartışacak dershaneler üzerinden tartışıyor.

Sapla samanı karıştırmak tam da bu işte. Tartışılması gerekenleri uygun zamanlarda tartışmadığımız, atın önüne et itin önüne ot atarak tartışmaya kalktığımız için; her şeyi kendi biriktirdiğimiz öfkeyi "sosyalleştirecek" bir alan olarak "değerlendiriyoruz". Katliamları bile.

Medya olarak "güzel alımlı" katil kızların annelerini hunharca öldürmelerine verdiğimiz destek için Başak'ın cinayetini hatırlayın lütfen.

Doktor annesini kesen genç kızın haberi de hayat tarzı vurgusu içinde verilmişti. Kız gençti, güzeldi. Medyamız onu annesini öldüren bir genç kız olarak değil jandarmanın arasında "bakımlı genç/güzel kız olarak rujlu dudakları üzerinden kahramanlaştırdı.

En muhafazakarından en liberaline "uzaktaki"ler, doktor anne için empati beslemedi. Gözyaşı dökmedi. Tanık olduğum sahneler içimde taştır. Mesela arabasına bindiğim şoför “Doktor olacağım, kariyer yapacağım diye kızını ihmal ederse olacağı budur” diyordu. Hiç ürpermeden. Hiç acı çekmeden.

R'nin işlediği cinayet için de aynı destek itina ile sürdürülüyor. Herkes psikolog. Değil mi ki ağabeyleri şalvarlı ve cüppeliymiş öyleyse kızına baskı yapan anne de öldürülmeyi çoktan hak etmiş olmalı. Atılan başlığa bakınız 11 yılda yüz yıllık acı çekmiş. Çektiği acı ne? Teyzesi ile yaşamış. Amatör psikolog/köşe yazarları katliamları meşrulaştıran bir dil ürettiğini fark etmeden devam ediyor, küçük R'ye destek cümleleri kurmaya.

Ölenle ölünmez tamam da. Öleni yani öldürülmüş olanı bir kere de bizim mi öldürmemiz gerekiyor!!! Hadi karar verin öldürülenleri bir kere de biz öldüreceksek! Onları öldürüp katillerini "anlamaya" bunca gayret edeceksek! Yetmiyormuş gibi katillerin izinden hayat tarzı mücadelemizi sürdürmeye kalkacaksak! Öyleyse "ne oluyor bize" sorusunu sormayalım. Hem inadına duyarsız, inadına katilden yana haber dili kullanacaksınız hem de "ne oluyor bize bir yılda 16 adet aile içi cinayet" diye timsah gözyaşları dökeceksiniz.

Bu mudur modern vicdanlarımızın sesi! Öldürülenler kara toprağın bağrına; katiller, anlam haritamızın en başına.

Katile güzellik, başarı ve başkalarına benzemeyen yeganelik rolleri veriyoruz.

Burada bir tuhaflık yok mu?

Ölüm zor. Öldürülmek daha zor. Evladı tarafından öldürülmek en zoru. Ama bu nasıl vicdandır ki herkes hep beraber koro halinde "katil kız"lara empati besliyor.

Şu ayırımı doğru ve hassas yapmaya dikkat etmemiz gerekiyor. R'yi psikologlar anlayacak. Hukuk yargılayacak. Ama biz medya da bu olayı katleden ya da katledilenin bakış açısına göre ele almayacağız. Ya ne yapacağız? Anneler ile kızları fena halde karşı karşıya getiren toplumsal düzenimizi ya da düzensizliğimizi, evlerimizin şiddet üreten yeni atmosferini ve bunun nedenlerini ortaya koymaya çalışacağız. Hayat tarzı holiganlığı yapmadan.

Konya'da 2006'da annesini öldürüp arkadaşları ile eğlenmeye devam eden bir "evlat"a tanık olmuştuk. Şimdi annesini öldürüp SBS'ye giren bir kız çocuğuna tanık olduk.

Yani vitesler tutmuyor.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT