1. YAZARLAR

  2. Yaşar Yavuz

  3. Katil Cinayet Mahallinde!
Yaşar Yavuz

Yaşar Yavuz

Yazarın Tüm Yazıları >

Katil Cinayet Mahallinde!

A+A-

Siz hiç birini öldürürken avazı çıktığı kadar "Katil var!" diyen bağıran birini gördünüz mü?

Görmediyseniz ben size göstereyim.

İşte Suriye'de mazlum halkı öldürürken özgürlük direnişçilerine de "terörist" diyen zalim Esed.

İşte IŞİD’ın olmadığı yerlerde Suriyeli mazlumlara bomba yağdırırken "Türkiye IŞİD'e yardım ediyor" diyen işgalci Rusya.

İşte her platformda demokrasiden dem vuran ancak mesele Müslümanların özgürlüğü olunca da “ama” ile söze başlayan hain ABD.

İşte batılı güçlerin maskarası haline geldiği halde hala Müslümanları kaleden ve onları kâfir ilan eden harici zihniyetli IŞİD.

İşte Suriye'de kadın çocuk demeden tüm masum insanları hunharca öldürürken " aleviler katlediliyor" diye bağıran İran.

İşte özgürlükten bahsederken dünyanın en zalim diktatörüyle beraber hareket eden despot PYD.

Çok uluslu işgalci şer cephesinin kapalı kapılar ardından genelde tüm İslam coğrafyasına, özelde ise Türkiye'ye karşı tam teşekkül birleştikleri gerçeği gizlenemeyecek kadar aşikâr.

İslam coğrafyasının en önemli iki kapısı olan Mısır ve Türkiye son beş yılda büyük bir işgale maruz kaldı.

Çünkü Muhammed Mursi ve Recep Tayyip Erdoğan, (halkları tarafından seçilerek) Batılı güçlerin Ortadoğu’daki sömürü ve zulümlerini ifşa etmiş ve buna “dur” demişlerdir.

Bakın Suriyeli Kürt âlim Prof. Dr. Mustafa Müslim bu durumu nasıl tespit etmiş: “Arap âleminin kapısının Mısır, Arap olmayan diğer Müslüman kesimin kapısının ise Türkiye’dir. Mısır İslam âleminin ilim ve fetva merkezidir. Türkiye ise Müslüman âleminin siyasi merkezidir.

Batılı güçlerin İslam âlemine Mısır ve Türkiye üzerinden saldırıyorlar. ABD ve Batı, önce Arap toplumunun yeniden kendini toparlaması için Mısır’da kolları sıvayan Muhammed Mursi’yi iktidardan düşürdü. Aynı şer güçleri şimdi de Türkiye’de kardeşlik ve medeniyetin inşası için çabalayan Erdoğan’ı düşürmek için çalışıyorlar. Türkiye’deki tüm halklar Batıya karşı birleşmelidir”

Anlayacağınız Türkiye ile sadece dışarıdan mücadele etme cesaretinde bulunamayan Batı bunu PKK ve Paralel gibi örgütleri devreye sokarak içerden yapmaya çalışıyor.

Batı, İslam âleminde Mısır ve Türkiye’nin büyüklüğünün ve öneminin farkında olduğu için bu iki ülkeyi geçmişte olduğu gibi bugün de boş bırakmıyor.

O yüzden Mısır’da Muhammed Mursi’ye yapılanların son yıllarda Türkiye’de de Recep Tayyip Erdoğan’a yapılmak istenmesi sürpriz değil.

Osmanlıyı yıkan ve bu toprakları işgal ettikten sonra kendi çıkarları doğrultusunda dizayn eden ve yine tüm Ortadoğu’nun sınırları kendi çıkarları doğrultusunda çizen İtilaf devletleri Türkiye’de Erdoğan’ın ülkenin başına gelmesiyle paniklemiş ve yeniden bir araya gelerek ayağa kalkmışlardır.

Yeniden çözülen bir kemer, bir kemer ki yüz yıl önce emperyalistler tarafından, salt pragmatizme göre dizayn edilip bağlanmıştı.

Şimdi kendi elleriyle çizdikleri sınırları daha büyük lokmalar yemek için kaldırıp yenilerini ikameye çalışıyorlar.

Osmanlı sonrası darmadağın ettikleri Suriye, Irak, İran, Türkiye hattını yeniden kurcalıyorlar.

Sonuç elde etmek için akla gelebilecek her deliliği mazlum halkların üzerinde uyguluyorlar.

Evet, yüz yıl önce işlerini garantiye alıp gerekli paylaşımları mutemetlerine bırakıp gittiler güya.

Ancak bugün bu katil sürüsünün tekrar cinayet mahalline geri döndüğüne şahit oluyoruz.

Geçen yüzyılda bu coğrafyada istediklerini, Müslüman halkların başına getirdikleri diktatörlerle elde eden batı, şimdi gelecek yüzyılın planları için daha büyük bir projelerin peşindeler.

Bu kez sadece diktatörlerle değil, ülkeler, örgütler devreye sokuluyor, hem de sadece doğu yada batı bloku değil, tüm şer cephesi ele ele vererek.

Şimdi tüm bunların karşısında bize düşen ve yapmamız gerekenleri netleştirmek zorundayız.

Ne yazık ki biz Türkiyeli Müslümanlar olarak hem içerden hem de dışarıdan gelen bu saldırılara karşı savunmasız ve plansızız.

Yürütülen proje söylemlerle bertaraf edilecek kadar küçük ve basit değildir.

Oynanan oyun “Filinta” Diriliş Ertuğrul” ya da “Kurtlar Vadisi “ filmi değil ki Müslümanlar sadece seyirci olsun.

İTopyekûn bir imha ve işgalle karşı karşıyayız.

İslami camialar bu tehlikeyi dikkate alarak hareket etmek ve çalışmak zorundalar.

Bu oyunu bozmak için elimizde ve avucumuzda ne varsa dökmeliyiz ortaya.

Aksi halde yarın iş işten geçer ve onlarda işe yaramayabilir.

MÜSTAKİL GAZETE

YAZIYA YORUM KAT