1. YAZARLAR

  2. Kürşat Bumin

  3. Katalog suçları
Kürşat Bumin

Kürşat Bumin

Yazarın Tüm Yazıları >

Katalog suçları

A+A-

"İnternet filtreleri" tartışmasının dışında kalmamak için klavyenin başına geçtim. Gün içinde okuduğum Zaman'dan Joost Lagendijk, "İnternet filtreleriyle ilgili sorun ne?" başlıklı yazısında (22 Mayıs) tartışmayı hatırlattıktan sonra, BTK'ya ve hükümete benim de katıldığım bazı tavsiyelerde bulunuyordu. Şu satırlarla:

"1. Servis sağlayıcılarını, okulları ve internet kafeleri filtre programları kullanmaya teşvik edin, fakat filtreleme işine kendiniz girmekten mümkün olduğunca kaçının. Filtreler koyanların hangi kriterleri uyguladıklarını ve ne türde sitelerin bloke edildiğini açıkça belirtmelerini sağlayın.

2. Türkiye'deki internet kullanıcıları için her zaman bir "sıfır filtre" seçeneğinin var olacağı garantisini verin.

3. Pornografiyle hiçbir alakası olmayan yüzlerce alternatif medya sitesine erişimi engellemekten vazgeçin. "

Söylediğim gibi benim açımdan da çok yerinde tavsiyeler bunlar. Özellikle de "...fakat filtreleme işine kendiniz girmekten mümkün olduğunca kaçının" tavsiyesi. Bu tavsiye önemli çünkü devletin özellikle internet gibi ele avuca sığmayan bir alanda düzenlemeler yapabilmesi için toplumsal partnerlere her zamankinden daha çok ihtiyaç duyması gerektiğinin altını çiziyor. Devletin "Hayır her önlemi ben alacağım" diyerek ortaya atılması kaçınılmaz olarak "sansürcü" ya da hiç değilse "koruyucu devlet" gibi artık itibar edilmeyen sıfatlarla anılmasının yolunu açıyor. Lagendijk, tavsiyesinde yer alan bu "işbirliği" zorunluluğunun Batı'da gerçekleşmiş örneklerini de veriyor.

"İnternet filtreleri" konusunda çokça adı geçen "Katalog suçları" bahsini de gözden geçirmek istedim. 5816 sayılı kanunda sıralanan bu suçların ceza kanununda yer alan hangi suçlar olduğunu biliyorsunuzdur. Hatırlatmak gerekirse: 1-İntihara yönlendirme (TCK 84), Çocukların cinsel istismarı (TCK 103), Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (TCK 190), Sağlık için tehlikeli madde temini (TCK 194), Müstehcenlik (226), Fuhuş (227), Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (228).

Hayır bitmedi; "Katalog suçları"ın sonuncusunu hatırlamayı da ihmal etmeyelim: Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanunda yer alan suçlar.

Bu manzarayı değerlendirecek olursak: Burada "Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanun" gibi bir kanunun varlığını sorgulama işine girmeyeceğim. Hadi diyelim ki böyle bir kanuna da ihtiyaç vardır... Ama söyler misiniz, "intihara yönlendirme" ile başlayıp "Çocukların cinsel istismarı", "Fuhuş", "Uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma" gibi ağır suçlarla devam eden bir "katalog"un "Atatürk aleyhine işlenen suçlar" ile son bulması müthiş bir düzlem kayması örneği değil midir? Bana göre "Katalog suçları"nın bu hali, nasıl bir siyasal sistem altında yaşadığımızı çok iyi açıklıyor. Devam edelim: Münasebetsiz suçların bir araya getirilmesiyle oluşturulan bir "katalog" internet kullanıcılarını ikna edebilir mi?

"Katalog suçları" arasında yer alan "Müstehcenlik" suçunun TCK'da nasıl tarif edildiğini unutmuşum... Üşenmeyip bu suçun TCK'da nasıl tarif edildiğine de baktım. Çok tuhaf doğrusu. TCK'nın "Müstehcenlik" başlıklı 226. maddesi "Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sesleri içeren cümleler veren kişi..." diye (1. Fıkra "a" bendi) başlıyor ve devam ediyor. Çok tuhaf, çünkü madde "müstehcenlik"in ne olduğu, nasıl tarif edilmesi gerektiği hususunda tek bir bilgi vermiyor! Olacak iş değildir bu. Kanunda tarif edilmeyen bir eylemin suç teşkil edip etmediğine nasıl karar vereceksiniz?

TÇK'nın bu maddesinde ikinci bir "tuhaflık" da "çocuk pornosu" olarak özetleyebileceğimiz suç için öngörülen ceza. Bu bölüm kanunda aynen şöyle yer alıyor: "Müstehcen görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."

"Çocuk pornosu" üretimi cezasının hepsi bu kadar mı?

Ayrıca unutmayın, kanunun bu suç için öngördüğü hapis cezası ("beş yıldan on yıla kadar") -hepimizin bildiği gibi- mahkemeden hangi "indirimler" ile kim bilir kaç yıl olarak çıkacak. (Sanığın "duruşmalardaki iyi hali", hakimin karşısına "kravat/ceket" çıkması vs)

Üstelik bu suç İnfaz Kanunu'nda "Koşullu salıverilme" uygulamasının dışında da bırakılmamış. Yani "çocuk pornosu" üreten bir kişi de "Koşullu salıverilme" düzenlemesine göre cezasının üçte ikisini çektikten sonra salıverilebiliyor...

Toparlayacak olursam: Bu manzara karşısında herkesin işi zor. Neyin "müstehcen" olduğunun takdiri (kanunda tarifi yapılmadığı için) işi tabii olarak hakime ya da özel durumlarda TİB'e kalıyor. "Atatürk" meselesinin "Katalog suçları" arasında yer alması zaten büyük bir problem. "Çocuk pornosu" üreticilerinin önünün kesilmesi deseniz, TCK bu konuda fazla "anlayışlı"...

Yazıyı TCK'nın "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı 103. Maddesi'nde yer alan şu-gerçekten şaşırtıcı- fıkra ile (gerçekten "fıkra" gibi)

"Suçun sonunda mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulması halinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur."

"Şaka gibi" bir şey gerçekten... Çünkü, cinsel istismar mağduru bir çocuğun "beden ve ruh sağlığı"nın "bozulmamış" olabileceğini de öngören bir fıkra değil mi bu? (Evet evet, tam burada ben de sizin gibi "Üzülmez olayı"nı hatırladım!)

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT