1. YAZARLAR

  2. Taha Kıvanç

  3. Kâseden gelen 'âh' sesi...
Taha Kıvanç

Taha Kıvanç

Yazarın Tüm Yazıları >

Kâseden gelen 'âh' sesi...

A+A-

Hâlâ “Seçimde ne oldu?” diye soranlardansanız, Gaziantep/Islahiye'de belediye başkanı seçilen Malika Hanım'ın öyküsünü duymamışsınız demektir.

Malika Uludağ geçen dönem Ak Parti'den belediye başkanı seçilen Mehmet Uludağ'ın eşi. Mehmet Bey bu dönem de aday gösterildiği halde başka birinin adının seçim kuruluna sunulduğu şaşkınlığını yaşadı. Meğer bir milletvekili “Benim istediğim kişi aday olmazsa istifa ederim” demiş; parti de resti göze alamamış. Bu duruma alınan Islahiyeliler önce Mehmet Uludağ'ı bir başka partiden aday göstermek istemiş, AKP'li milletvekili Yüksek Seçim Kurulu'ndan döndürmüş onun adaylığını; bunun üzerine eşi Malika Hanım'ın DP'den aday olması sağlanmış...

Ak Parti'nin yüzde 20'de kaldığı Islahiye seçiminde DP'nin evhanımı adayı Malika Uludağ yüzde 40 oy alarak seçilmiş...

Merak ettiyseniz, star gazetesinden Şamil Tayyar'ın yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Şanlıurfa'da milletvekilleri baskısıyla aday yapılmayan Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba'nın öyküsünü ise herhalde işitmişsinizdir. Milletvekilinin birinin densizliği Başbakan Erdoğan'a, “Ceketinizi aday gösterin, seçilir” demeye kadar vardırdığı söyleniyor... Geçen dönemin Ak Partili belediye başkanı Dr. Fakıbaba bağımsız aday olarak girdiği seçimde yüzde 44 oy almayı başardı.

Bir dostum, “Pek çok yerde benzer şeyler oldu” iddiasında; İstanbul/Kartal'dan bir örnek verdi bana.

Kartal'da aday adayı olarak dört isim varmış: İlki eski başkan, sonraki ikisi çevrede tanınan kişiler, dördüncüsü ise hiç şans tanınmayan biri... Dostumun dediği şu: “Dörtlüden çevrede tanınanlar aday gösterilseydi seçim kazanılabilirdi. Bunu örgüt de biliyordu, ama çoğunun yakınları belediyeyle bir biçimde ilişkili olduğu veya meclis üyeliğine adaylık düşündüğü için seslerini çıkartmadı. Tanınmayan adayla iştahsız çıkılan seçim yolculuğu mağlubiyet getirdi.”

Bu öykü bana anlatılan pek çok benzeriyle örtüşüyor. Ak Parti bu kez aday tespitinde fazla başarılı olamadı. En doğru tercihi yapmak üzere kurulmuş mekanizmalar bu defa çalışmadı.

Oyu Ankara'da düştü, ilçelerinde geriledi Ak Parti'nin... “Neden?” sorusunun cevabını Ak Parti'ye yakın bir akademisyen dostumdan istedim. İşte bana gönderdiği rapor:

“Ankara'da MHP bu seçimde 'yerel adaylarla Ak Partiyi vurma' stratejisi izledi ve bunda başarılı oldu. Ak Parti de büyükşehirde ve merkeze bağlı ilçelerde 'Ankaralı' aday göstermeyerek MHP'nin ekmeğine yağ sürdü.

MHP, başta büyükşehir olmak üzere, Yenimahalle, Sincan, Etimesgut ve Gölbaşı'nda Ankaralı aday gösterdi. Etimesgut ve Gölbaşı belediyelerini Ak Parti'den böyle aldı. Yenimahalle adayı yıpranmış biriydi; buna rağmen 22 Temmuz'daki 54.000 oy sayısını 77.000 küsura yükselterek yüzde 22 oy aldı ve seçimi CHP'li adayın kazanmasını sağladı. Ak Parti Sincan'da seçimi kazandı, ancak yüzde 70'e varan oy oranı yüzde 49'a düştü.

MHP'nin büyükşehir adayı Mansur Yavaş aday gösterilmeden önce kamuoyunda tanınan biri değildi. 'Ankaralı' olduğu için 'hemşehri' oylarını büyük çapta almayı ve MHP'nin oylarını Ankara'da yüzde 27'ye yükseltmeyi başardı. Adaylığı açıklandıktan sonra Ankaralılar Meclisi'nde yaptığı konuşmada, Mansur Yavaş, "Ak Parti Ankaralı bir aday göstersin, oyunuzu istemeyeceğim" demişti. Bu sözünü seçim süresince kullandı MHP'liler ve Ak Parti'nin Ankaralıları yoksaydığı vurgusu yaptılar.

Murat Karayalçın yerine başka biri CHP'den aday olsaydı Yavaş'ın oyu yüzde 30'u kesinlikle aşardı. Karayalçın'ın sağ seçmen nezdindeki kötü imajını Melih Gökçek iyi kullanarak ona gidecek oyları önledi.

Ankaralı seçmen kendisinin Meclis'te yeterince temsil edilmediği düşüncesindedir. Nitekim 23. dönem Meclisi'nde Ankara'nın bir bölgesinin milletvekilleri arasında bir tane bile Ankaralı milletvekili bulunmamaktadır. Bu sadece Ak Parti'ye özel bir durum da değildir; CHP ve MHP'den seçilen Ankara milletvekilleri de aslen Ankaralı değildir. Ankara'nın diğer bölgesinde Ak Parti'den hiç değilse iki Ankaralı milletvekili var.”

Dostumun raporu özetle bu.

İstanbul ve Ankara gibi metropollerin milletvekilliklerini partiler yerel gücü fazla olmayan önemli veya ünlü kişileri Meclis'e getirmek için kullanıyor. Bir başka kullanım biçimi de, küçük illerde yeni yüzlere yer açmak için; o durumda eski milletvekilini Ankara ve İstanbul'dan aday gösteriyor partiler...

Öyle anlaşılıyor ki, Ankara'da kantarın topuzu bir hayli kaçmış ve tablo Ankara'nın büyükşehir ve ilçe belediye başkanlığı seçimlerini etkiler hale gelmiş...

Durum şâirin “Bir dokun bin âh dinle kâse-yi fağfurdan” dediği gibi...

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT