Karikatür rezaleti ve AB rüyâmız

06.09.2007 00:38

M. Emin Kazcı

Danimarka’dan sonra bir karikatür rezaleti de İsveç’te yaşandı.

Doğrusu nasıl Danimarka’daki rezalet karşısında şaşırmadıysam, İsveç’te meydana gelenler karşısında da hiçbir şaşkınlık emaresi göstermedim.

Bundan sonra herhangi bir Batı ülkesinde yeni bir rezalet daha meydana gelmesine de şaşırmayacağım.

Çünkü, yaşanan bu tür rezaletler, Batı dünyasının üzerinde bulunduğu zemin gözönüne alındığında, aniden ortaya çıkmış beklenmedik bir gelişme değil, bilakis ve sadece bir sonuçtur.

Batılı insanın başta özgürlük olmak üzere, birçok değeri tanımlamada kullandığı kodlar farklı çünkü.

Özgürlük derken bizim anladığımızla onlarınki aynı değil.

Biz, özgürlüğü başta rahmanî ve kutsal bir takım değerler olmak üzere birçok faktörün çizdiği çerçeveyle içinde mütalâa ederken, kutsal ve aşkın olanla bağını bir hayli minimize etmiş Batılı zihin için bu tür sınırlar söz konusu değil.

Şerif Mardin, Türkiye’deki bir söyleşide, “Batılılarda olup da bizde olmayan nedir?” sorusuna, “şeytani zekâ” cevabını vermişti.

Zekânızı şeytana teslim etmişseniz, önünüzdeki birçok sınır da kendiliğinden kalkacaktır zaten.

Batılı korku filmlerindeki birçok kan ve dehşet dolu sahneleri hatırlasanıza.

İnsanların beynini jiletle ince ince doğrayan seri katiller, öldürdüğü sevgilisinin etlerini buzdolabına koyup, her öğünde bir parçasını yiyerek onunla bütünleşmeye çalışan sapık aşklar, normal insanın aklına bile gelmeyecek birçok işkence ve kan sahneleri…

Bazıları “Bizde niye Batı’daki gibi sofistike şekilde kotarılmış korku filmleri yok” diye sızlanıp durur.

İftiharla söylüyorum; iyi ki yok.

Çünkü bizim şeytani zekâmız Batı’daki kadar gelişmiş değil.

Bizim zihinsel-kültürel kodlarımız oturup da bu tür sahneler düşünmeye elverişli değil.

Biz doğulu insana has romantik bir melankoliye daha yatkınız.

Bu yüzden de üretebileceğimiz en büyük korku, bayan öğretmenlerimizin çantasına kurbağa koymaktan ileri gitmez.

Bizim ötelerimiz var çünkü.

Biz, arada bir başımızı yukarı kaldırıp göklere doğru bakmayı öğütleyen bir kültürün insanlarıyız herşeye rağmen.

Özgürlüğe de böyle bakarız işte.

Bu nedenle kutsallara saygılıyız.

Bu nedenle Peygamberlerle alay etmeyi, onları küçük düşürmeyi, onlara hakaret etmeyi aklımızdan bile geçirmeyiz.

En ateistimiz bile içine doğduğu kültürel ortamın etkisiyle, ortalama bir Batılıdan daha saygılıdır kutsallara karşı.

Oysa kutsal olanın yerine, insanı merkezileştirip putlaştırmayı aydınlanma sanan Batılı zihnin böyle bir derdi yok.

Bu tür kaygıları yok.

Bu tür sınırları yok.

Bu nedenle herşeyi kendine mahsus bir özgürlük potası içinde meşru ve mübah sayıp bildiğini okuyor.

Üstelik bunu sadece Hz. Muhammed (as) için değil, Tanrının oğlu saydıkları Hz. İsa (as) için bile fütursuzca yapıyorlar her zaman.

Neler yapmadılar ki; Hz. İsa için bu zamana kadar karikatürlerde, filmlerde, şarkı kliplerinde.

Mesela ben, Madonna adlı şarkıcının -haşa- İsa heykeliyle sevişmeyi de içeren ve kiliselerin tepkisine neden olan bir klip çektiğini ve Batılı televizyonlarda yayınlandığını bile hatırlıyorum.

Erkek erkeğe evlenmelerin kişisel tercih özgürlüğü bağlamında son derece normal görülmesi, birçok ülkede devlet gözetiminde uyuşturucuya verilen izin vs hep Batılı zihnin özgürlük anlayışını belirleyen kodların farklılığından değil mi?

Elbette çıkarlarına uymayan konularda alabildiğine despot hatta faşist olmaktan bile çekinmeyecek kadar bir ikiyüzlülük ve çifte standartla malûldürler ama, yine de gündelik hayat ve yaşam biçimi denildiğinde, özgürlüğü, şeytani bir sınırsızlık içinde ele almaktadırlar.

AB’ye üyelik denildiğinde, en çok tartışılması gereken konuların başında özgürlük anlayışı gelmelidir ama, bizde maalesef her konuda olduğu gibi, AB konusunda da magazinselliğin veya birtakım iç politik manevraların ötesine geçmeyen kısır tartışmalarla yetinilmektedir.

Oysa Batılılar; işi bildikleri için, AB temsilcileri sık sık “Aramızdaki esas sorun, siyasi veya ekonomik değil, Türkiye’nin AB ile kültürel uyumu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği” demektedirler.

Örneğin; özgürlükten Batılı zihnin anladığını anlıyorsanız, mesele yok.

Ama o takdirde bu rezil karikatürleri sizin ülkenizin içinde de yayınlarlar ve sesinizi bile çıkaramazsınız.

Birçok saf vatandaşımızın sandığı gibi, AB meselesi, öyle, sarışın hatunlarla evlenip vatandaşlık almak ve kapağı yurtdışına atıp köşeyi dönmek fantezilerinden ibaret değil yani.

Hem kendileri sizi hazmetme kapasitelerine bakacaklar, hem de siz “şeytani bir hazımlılığa” eriştiniz mi, ona.

Karikatür rezaletine biraz da bu açılardan bakalım lütfen!..

 

Vakit gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim