1. YAZARLAR

  2. Serdar Demirel

  3. Kardeşlik neden yetmesin?
Serdar Demirel

Serdar Demirel

Yazarın Tüm Yazıları >

Kardeşlik neden yetmesin?

A+A-

 “Kürt sorunu”, en yakıcı meselemizdir. Sadece Türkiye’nin değil, bütün bölgenin geleceğini etkileyecek bir niteliğe sahiptir. Kürt ulusalcılarıyla Türk ulusalcılarının çözümsüzlükte yarıştığı malûm. Birçok liberal de, “Ver, kurtul!” içerikli yaklaşımlar sergiliyor. Türk ulusalcıları ve liberallerin çözüm önerileri maalesef nihâyetinde Kürt ulusalcılarının ekmeğine yağ sürmekte. Bu mesele geniş kitlelerin iradesine rağmen ulusalcı ve liberal parantezler arasına alınmakta.

Gerek Başbakan Erdoğan’ın gerekse İslâmî câmianın kanaat önderlerinin çözümün adresi olarak işaretlediği “kardeşlik paydasında buluşma” fikrine Kürt ulusalcıları itiraz etmekte, hatta biz kardeş değiliz diyebilmekteler. “Sizinle kardeş olduktan sonra bin yıllık esaret altına girdik” diye de İslâm öncesine duydukları özlemi dillendirmekteler.

Türk ulusalcıları da “kardeşlik”ten Kürtlerin Türk olduğunu ima etmeyi ve asimilasyon manasında kültür aşılamasını anlıyorlar. Bu da çözüme hiçbir katkı sunmamakta, aksine derinleştirmektedir.

Son dönemde kimi İslâmcılar (!) da “kardeş olma” vurgusuna şüpheyle yaklaşmakta ve artık bu vurgu bölge halkında tepki meydana getiriyor gerekçesiyle terk edilmeli itirazını yükseltmekteler. Kardeşlikde değil, hukuk zemininde buluşalım, böyle diyorlar.

Kardeş olmak hukuk zemininde buluşmaya mâni değil ki. Bilakis, kardeş olmak duygusu hukuk zemininde buluşmayı kolaylaştıran bir âmil. Aynı zamanda hukukun asla dolduramayacağı sahaları fedakârca dolduran, safları kaynaştıran ve zoraki birlikten ziyade gönülden gelerek beraber olmayı sağlayan büyük bir imkân.

Kardeş olmayı terk etmek bir çözüm değil, çözümü profan / lâ dînî dar alanlara sıkıştırmak olur. Zaten sorunun kaynağı da bu değil mi? Coğrafyamızın ruhuna aykırı olan bu tür yaklaşımlar toplumsal dayanışma ruhunu çözen ve farklı etnik yapıları ayrıştıran bir rol oynamaktadır.

Birilerinin “kardeşlik sloganı”na yaslanarak kardeşinin hakkını görmezden gelmesi elbette kabul edilemez. Bu yaklaşım kardeşlikten vazgeçmemizi de gerektirmez, çünkü bir yanlış başka bir yanlışın gerekçesi olamaz. Yapılması gereken kardeşlik ruhunun imkânlarına yaslanarak kardeşlerin âdil paylaşamını, doğuştan gelen haklarını yine hukuk zemininde sağlamaktır. Yapılacak yeni anayasaya kardeşlik ruhunun yansıması bu yüzden elzemdir.

Hukukla elde edilen mevzilerin korunması ve sağlıklı işlemesinin garantisi de yine kardeş olmamızı sağlık veren ortak tasavvurumuzdur. Kökü ortak tarihte, bin yıllık kader birliğinde ve ortak geleceğimiz olan İslâm’ın şekillendirdiği idrakimizdedir.

Bu yüzden kardeşlikten kaçınmak ve hedef hâline getirmek yerine sahih kardeşliği göstermenin ve pekiştirmenin yollarını aramak gerekir. Kardeşlik duygusu ve sorumluluğu değil midir ki, bu halkı tâ Burma’da Arakan katliamına karşı harekete geçiren? Açe, Pakistan, Somali ve Filistin’deki mağdur Müslümanlara gözyaşı eşliğinde yardım elini uzatan?

Kardeşlik üzerinden çözüm getirme ortak değerler üzerinden çözüm getirmeyi ihtiva eder ki, bundan başka sorunu çözecek hangi yol kaldı ki? Gösterilecek bütün seküler çözümler bu coğrafyada bölücüdür. PKK ideolojisi de, ulus devlet ideolojisi de hep bölmüştür. Yapılması gereken kardeşliği retorik olmaktan çıkartıp amele dökmektir.

Kardeşlik çağrısı farklı ideolojik elbiseler giymiş ve bu coğrafyayı hep bölmüş seküler paradigmanın dışına çıkmaya davettir.

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT