Karayılan beyaz bayrak salladı

12.10.2011 09:54

Emre Uslu

Murat Karayılan Ahmet Altan’a hitaben yazdığı mektup tartışılmaya devam ediyor. Yazarlar çoğunlukla mektubun suretine, gönderildiği yere ve zamana bakarak önemli analizler yapıyor. Ahmet Altan başta olmak üzere liberal/demokrat yazarların değerlendirmelerine katılıyorum.

Bense burada mektubun içeriğine ilişkin değerlendirmeler yapacağım. Karayılan’ın gerçek diye anlattığı uzun hikâyenin çoğu kısmı yalan. Örneğin “KCK bir örgüt değil bir sistem, özerklik kabul edilirse gelecekte uygulanacak bir sistem” demiş ama bizzat Öcalan’dan gelen bilgiler Karayılan’ı yalancı çıkarıyor. Öcalan, “KCK illegal bir yapılanma. KCK’nin ayrı bir yapılanması vardır, işte başı Kandil’dedir. KCK’nin bir sürü yerde örgütlenmeleri vardır, yapılanmaları vardır, Türkiye içinde de yapılanmaları vardır” demişti. Yani yapının bizzat örgüt olduğunu ve yapılarının mevcut olduğunu Öcalan kabul ederken, Karayılan’ın reddetmeye çalışması düpedüz aklımızla alay etmektir.

Karayılan mektubunda 27 eylülde yazdığım “Aysel Tuğluk’a cevabımdır” başlıklı yazımda açıkladığım bir gerçeği, PKK’nın aslında savaşı başlatmaya 12 Haziran seçimlerinden önce karar verdiğini Duran Kalkan’ın anlatımlarıyla ispat etmiştim. Karayılan işte bu yazıya cevap veriyor. “Yazarınızın referans verdiği değerlendirmeler barış görüşmeleri çökerse PKK’nın alacağı tedbirlere yönelik değerlendirmeler, savaşın başlatılmasına yönelik değil” şeklinde bir açıklama getiriyor.


Karayılan burada da doğruyu söylemiyor. Zira son KCK operasyonlarında ortaya dökülen ses kayıtlarındaki konuşmalar ile Duran Kalkan’ın anlattıkları öyle tedbir amaçlı planlar gibi görünmüyor. Kalkan şöyle demişti: “Hazırlık düzeyi bakımından hiçbir stratejik hamleye bu kadar güçlü ve hazırlıklı olmadık. Coğrafya ve nüfus yoğunluğu, siyasi ortam elverişlidir. Devrimci Halk Savaşı bütün bunlardan güç alabilecek durumdadır. Geçmiş mücadelenin ortaya çıkarmış olduğu büyük birikime de dayanarak, güçlü bir savaş yapılabilir ve aslında savaşla sorunların çözümü aranabilir. Siyasetle çözemediğimiz Kürt sorununu, böyle bir direnişle, Devrimci Halk Savaşı ismini verdiğimiz bir direnişle çözebiliriz. ...Kürt sorunun çözümü, Kürt halkının öz gücüyle ve bu güce dayalı direnişiyle geliştirileceği devrimci savaşla gerçekleştirilebilir. Bunun imkân dâhilinde olduğu, mevcut koşulların savaştan yana olduğu, savaşa imkân sunduğu, savaşta sonuç almaya, Kürt sorununu çözmeye imkân ve fırsat sunduğu açıktır.

KCK operasyonlarında çıkan ses kayıtlarında o “hazırlığın” detaylarını buluyorsunuz. 8 Mayıs 2011’de yani seçimlerden bir ay önce ve devlet ile PKK görüşürken İstanbul’da BDP binasında şu konuşuluyor:Aslında Önderlik kendini dayatan Kürt sorunu çözümü için gelinen noktayı devrimci halk savaşı örnek olarak tanımladı biz bunu PKK mücadelesi olarak ele aldık. Bu süreç doğruydu. 2011 yılında PKK mücadelesini gündemleştirmek olarak ele aldık. ...... 2011 yılında PKK mücadelesini gündemleştirme kararı vardır. Gündemleştirerek toplumsal harekete geçmesi önemlidir. Zaten 2011 yılını SERHİLDAN yılı olarak planlayıp değerlendirmiştik. ...Seçim sonrası bunu daha da büyüterek sonuca doğru yürümek lazım, önümüzdeki günler bir anlamda 15 Haziran sonrasına hazırlık dönemi olmalı bunun içinde oluşan tabanın gerilememesi gerilimin giderek arttırılması için yoğun bir çabanın sahibi olmak gerekir. …Şunu da unutmamak lazım, demokratik çözüm seçimle gelmez. Eylemleri güçlendirerek sürdürmeliyiz. 15 Haziran’dan sonra Demokratik Halk Hareketi daha etkili, 2011 yılını devrim yılı olarak görüyoruz... ...Hiç kimse tutuklanmaktan korkmasın zaten başarırsak cezaevlerini boşaltacağız buna inanmak gerekiyor...” Buna benzer çok kayıt var ve hepsi Karayılan’ı yalanlıyor. Yani yanlış bir stratejik hesap nedeniyle savaşı bizzat PKK başlattı.

Bu durumda Karayılan’ın mektubunu nasıl okumak gerekiyor? Karayılan’ın mektubu bir yönüyle zafer bir yönüyle teslim bayrağı. Karayılan o mektubuyla Öcalan ve kendinin savunduğu barışçı pozisyona karşı savaş başlatanlara, şahinlere, karşı zaferini ilan etmiş oldu. Karayılan Altan’a gönderdiği mektupla aynı zamanda PKK’nın hem sosyolojik olarak savaşın yeniden başlamasına karşı halkın tepkisi nedeniyle, –devrimci halk savaşı umudunun saçmalık olduğunu anlayarak– hem de askerî olarak özellikle Kuzey Irak’a müdahalede verilen ciddi kayıplar nedeniyle ve Hakkâri dağlarındaki kampların tehdit edilmesiyle Hakkâri’de uygulamaya konan KCK özerklik modelinin çöküşünün önünü almak için bir beyaz bayrak çekti.

Bu aşamadan sonra yapılması gereken şu: PKK’nın Kuzey Irak’a çekilme kararını kamuoyuna açıkça deklare etmesini sağlamak. Buna paralel olarak da Öcalan’la görüşmelerin yeniden başlaması ve PKK çekilirken Öcalan’ın da ev hapsine çıkış sürecinin paralel bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Aysel Tuğluk’un “Öcalan çıksın PKK sonra çekilsin” önerisi taraflar arasındaki güvensizlik, Öcalan’a rağmen hareket eden PKK’lıların varlığı gözönünde bulundurulduğunda tutarlı ve yeterli değil. Tuğluk’un çağırısını bizzat PKK’nın deklare etmesi gerekiyor. Paralel süreç olarak da Öcalan’la avukat/devlet görüşmelerinin tekrar başlatılması ve PKK’nın yeni bir ateşkes ilanı...


acilim1@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim