1. YAZARLAR

  2. Fehmi Koru

  3. Kararın anlamı
Fehmi Koru

Fehmi Koru

Yazarın Tüm Yazıları >

Kararın anlamı

A+A-

Aylardan beri üzerinde tartışageldiğimiz Ak Parti'nin kapatılma davası nihayet sona erdi. Ortaya çıkan karar eldeki zayıf iddianameye dayanarak yargı süreci başlatılması kadar ilginçtir: Anayasa Mahkemesi'nin sadece bir üyesi kapatmaya karşı oy kullandığı halde Ak Parti kapatılamadı. Bunun sebebi, "Kapatılsın" kesinliği içerisinde oy kullanan üye sayısının altı ile sınırlı kalması...

Bu sonucu, parti kapatmayı zorlaştırmak için 2001 ve 2004 yıllarında yapılan anayasa değişiklikleri sağladı. Kararı açıklayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın parti kapatmanın daha da zorlaştırılması gerektiğine dair uyarısı yerinde. Ak Parti'yle ilgili olarak verilen 'Hazine yardımının 1/2 oranında yoksun bırakılması' cezası da, cezanın niteliği açısından olmasa da 'lâiklik karşıtlığı odağı haline gelmek' gibi soyut bir kavrama çok sayıda üyenin destek vermesi açısından, hayli sorunlu bir sonuç...

Demokrasi açısından önemli olan nokta, henüz üzerinden bir yıl bile geçmemiş son genel seçimde her iki seçmenden birinin oyunu almış, altı yıla yakın bir süredir ülkeyi yöneten Ak Parti'nin yola devam edebilecek olmasıdır. Hiçbir üyesi siyasî yasaklı hale gelmediği için siyasal alanda herhangi bir sarsıntı yaşanması da söz konusu olmayacak. Mahkeme kararının 'uyarı' yerine geçme dışında herhangi bir etkisi görülmesi mümkün değil çünkü.

Aslında Ak Parti'nin bu alanda bir 'uyarı' almaya ihtiyacı bulunmuyordu. Altı yıllık iktidarı boyunca, Ak Parti, ülkenin hassasiyetlerine aşırı riayet etme gayretindeydi. Bugüne kadar gerçekleştirdiği neredeyse bütün demokratik kazanımlar Avrupa Birliği (AB) üyeliğine bağlı değişikliklerdir. 2002 ve 2007 seçimlerinde kendi tabanına verdiği sözlerin çoğunu o hassasiyetlere riayet yüzünden ertelemek zorunda kaldı Ak Parti... Anayasa Mahkemesi önüne götürülen şikâyet konularında bile tek başına hareket etmiş değil; sözgelimi 'türban' konusunda gerçekleştirilen anayasa değişikliği CHP dışındaki bütün partilerin katılımıyla Meclis'ten geçmişti.

Anayasa Mahkemesi'nin Ak Parti'nin kapatılmamasıyla sonuçlanan kararı pek çok çevre tarafından farklı biçimlerde yorumlanacaktır. Önemli olan, başkalarının değil Ak Parti'nin bu kararı nasıl yorumladığıdır. Ak Parti yola devam edecek de, nasıl devam edecek? Hiçbir şey olmamış gibi davranıp yeni bir dava açılmasına kadar gidebilecek pervasız icraatlar mı beklemeliyiz, yoksa kararı sert bir 'uyarı' olarak değerlendirip ürkek ve titrek bir yeni Ak Parti ile mi karşı karşıya kalacağız? Acaba yola devam ederken yeni bir söylem mi bulacak Ak Parti?

Galiba yapması gereken yeni bir söylem arayışıdır. Meclis içerisinde bulduğu mutabakatın, belli konularda, bazıları tarafından yeterli sayılmadığı görülüyor; bu durumda başka dinamikleri tablonun içerisine çekecek bir yöntem olmalı bu. Bazıları anamuhalefet partisi lideriyle medya patronları ve yöneticilerini içine alacak garip bir yönetim tarzını tavsiye ediyorlar. Bu elbette demokrasinin yanlış yorumlanmasından kaynaklanan çarpık bir bakış açısı...

Tablo içerisine çekilmesi gereken dinamik toplumun kendisidir. Meselâ Başsavcı'nın iddianamesinde en fazla önem verilen husus iki anayasa maddesinde yapılan değişiklikti; o iki madde, ayrı bir dava sonunda, Anayasa Mahkemesi tarafından yapılmamış sayılmıştı. Acaba o iki madde Meclis'ten geçtikten sonra bir de halkoyuna sunulsa ve büyük bir destek bulsaydı, Anayasa Mahkemesi'nin tavrı acaba aynı olabilir miydi?

Aslında kapatılma davasının açıldığı günden beri yaşananlar da toplumu içine alacak yeni bir yöntemin mümkün olabileceğini gösterdi. Kendiliğinden oluşan kitlesel hareketlilik, sivil toplum örgütlerinin demokrasiye sahip çıkması, hep bu yönde atılan adımlardır. O adımlar, arada yorum ve yaklaşım ihtilâfı bulunan temel konularda yapılmak istenen değişikliklerde, halkoylaması uygulaması yönünde kullanılabilecek bir yönteme dönüşebilir.

Türkiye gerektiğinde virajları duvara çarpmadan aşmanın yolunu bir biçimde bulabiliyor. Anayasa Mahkemesi'nin Ak Parti ile ilgili 'kapatmama' kararını bu fırsatlardan sonuncusu olarak görebiliriz.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT