Karar!

16.11.2009 01:47

Ahmet Turan Alkan

...binaenaleyh sanığın her ne kadar, sözü edilen kişi ve kurumları, bazı kamu kurumlarının eleman, ekipman ve yasal otoritesini kötüye kullanmak suretiyle çökertmek,

tâbir-i âmiyâne ile işlerini bitirmek için kanunsuz evrak düzenlediği vesaire gibi incir çekirdeğini doldurmayan birtakım tırışka şeylerle itham edildiği tam olarak sübût bulmamış ve bu ithamların ciddi şeylerden olmaktan ziyade cumhuriyet'in çok güvenilir, çok saygıdeğer, çok prestijli kurumlarına iftira atmak, karalamak maksadıyla tertib edildiği istikametinde mahkememizce çok güçlü ve güvenilir bir kanaat hâsıl bulunmuş olmasına rağmen yüce mahkememiz yine de bulunduğu iddia edilen suç belgesini ve yan delilleri incelemeye almış, mütebahhiresine güvenilir ehlivukuf kişiler mârifetiyle yaptırdığı tahkikat neticesinde sözü edilen belgenin bünyesindeki rutubet miktarını ölçtürerek bahsekonu imzada yeterince ıslatıcı su bileşenine rastlanılmadığı tesbit edilmiş olmakla, mezkur ıslak imzalı belgenin yersen yoğurt içersen ayran kıvamında ve kararında, menşei meşkûk, mes'ulleri gaib, azmettirenleri mübhem, detayları bulanık, muhtevası karanlık bir vesika olduğu istikametinde son derece ciddi bir kanaat kesâfeti hâsıl bulunmuş olduğundan ve icabında her isteyen vatandaşın bir dolmakalem ve yazıcı tedarik edebileceği hususunda bir engel bulunmadığını anlaşıldığından mezkur belgenin otantikliği istikametinde vahim ve şiddetli şüphelerin varlığına kanaat getirmekle ve fakat maznunun imza nümûneleri arasında çelişik örneklere rastlanılması maznunun suiniyetine değil de insanoğlunun muhtelif zaman ve yerlerde değişen hâlet-i rûhiyesine binaen imzâsında muhtelif tebeddülâta rastlanmasının olağanlığına dair kara Avrupası hukukunda geliştirilen içtihadı nazar-ı itibare almak suretiyle maznunun, atılı cürmü işleyip işlemediği meselesinin değil bizzat bizim mahkememiz, dünyanın hiçbir babayiğit mahkeme heyetince isbatının mümkün olamayacağına ekseriyyet-i ârâ ile hükmolunarak meselenin esasına geçilerek sanığın esasen ilk tevkifi esnasında tam tamına 18 saat, 21 dakika 8 saniye, ikinci tevkifi esnasında ise 43 saat, 34 dakika ve 25 saniye mevkuf kalmak suretiyle cem'an 61 saat, 55 dakika ve 33 saniye tutuklu kaldığı, savcının raporundan anlaşıldığı için maznun hakkında her ne kadar deliller pek bir şeye benzemiyorsa da her ihtimâle karşı bir mikdar ceza tesisinde lâzım geldiği eşe dosta karşı izah zımnında lüzumlu göründüğü vechile sanığa, evrak tanziminden değil ama ilk duruşmasında mahkeme huzuruna kravatsız çıkması gözönüne alındığında cem'an 48 saatlik ufacık bir hapis cezası verilmesi münasip görülerek mahkûmun zaten tutukevinde kaldığı sürelerin infazı, yüce ve muazzez heyetimizce hükmolunan ceza ile mahsub edilerek şöyle böyle 13 saat fazla göründüğü için sanığın işbu dakikadan ba'de, sâniye sektirilmeksizin, derhal ve azami saygı gösterilip filarmoni mızıkası ile tahliyesine, ceza zaten infaz edildiği için sanığa atılan suçun ebediyyen, hava, kara, deniz ve jandarma mıntakalarında tamamen yok sayılmasına, takdir edilen cezanın sanığın siciline geçirilmemesine ve buna mukabil fazladan infaz edilen 13 saat için Adalet Bakanlığı bütçesinden, her saniyesine bin yüz milyon Türk Lirası takdir olunmak suretiyle tazminat itâsına ve tazminatın tahliye anına denk getirilmesine ve bu esnada çerden çöpten iddialarla mahkememizi meşgul ettikleri için müddei durumundaki kişi ve kuruluşların alenen te'dip ve ikazına ve bu bâbda maznûnun, kanunda yazılı süre zarfında temyiz hakkının mahfuz bulunduğuna kemâl-i hukuk ve nasfetle karar verildi.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim