1. YAZARLAR

  2. Ali Bayramoğlu

  3. Karadayı: Büyük balık…
Ali Bayramoğlu

Ali Bayramoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Karadayı: Büyük balık…

A+A-

28 Şubat soruşturmasında gecikmiş büyük adım atıldı. Devrin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı gözaltına alındı.

Büyük adımdan kasıt, 28 Şubat'ın askeri faillere yönelik, esas BGÇ üzerinden yürütülen hukuki sürecin 'ana şekli'ni almış olmasıdır.

Karadayı'nın sorgulanmadığı ya da yargılanmadığı bir 28 Şubat soruşturması sadece eksik bir soruşturma-kovuşturma olmakla kalmaz, aynı zamanda 28 Şubat müdahalesinin niteliğiyle ilgili anlam da taşır.

Zira soru şudur: 28 Şubat ordu içinde bir grubun işi midir yoksa tepeden tırnağa tüm ordunun işi midir?

Karadayı'nın devre dışı kalması işi birkaç kötü adama fatura eder, devreye girmesi ise kurumu ve 'kurumsal suç'u öne çekerek, hukuki resmi yerli yerine oturtur.

28 Şubat müdahalesi hem ordunun kendisine yönelik tanımıyla ilgili bir müdahaledir, hem de bir sistem işidir, sivil unsurların açık bir şekilde kurucu güç oldukları bir müdahaledir.

Ve bu müdahaleyle hesaplaşmak, herhalde en az yarım kalmış askeri girişimlerle, darbe zemini hazırlama hamleleri kadar önemlidir.

Karadayı'nın gözaltına alınması aynı zamanda daireyi olması gerektiği gibi genişletmiştir. En azından askeri darbe kanadının ve eyleminin tam anlamıyla tanımlanması ve sorgulanması için atılmış doğru bir adım olmuştur.

Dikkat edilmesi gereken bir başka açı daha var.

Bu gözaltına Çevik Bir'in yani Karadayı'nın eski yardımcısının yaptığı suç duyuruyla katkısı ilginç ve hazin bir duruma da işaret ediyor.

Eski ve kibirli egemenlerin, eski ortaklarını suçlayarak ya da suçu onlara yıkarak kendilerini kurtarma çabalarını gördükçe, 'güç ve suç psikolojisinin aslında ne kadar benzer ve ne kadar düşük olduğunu' da görüyorsunuz.

Karadayı daha ilk günden itibaren fişleme gibi konulardan haberi olmadığını, BÇG'nin varlığını bilmediği, tankların yürümesini sonra öğrendiğini, bunu yanındaki başka generallerin yaptığını sandığını, kendi yaptıklarının Anayasa'ya uygun işler olduğunu söyleyegeldi.

Nitekim TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'na verdiği ifade ortada:

'Batı Çalışma Grubu diye bir grup yoktu. Yani ismi böyle Batı Çalışma Grubu diye bir grup. Fişleme meselesini de ilk defa duyuyorum. Dava açıldıktan sonra duydum, şaşırdım kaldım…'

Yardımcısı, tutuklu emekli general Çevik Bir ise, yaptığı suç duyurusunda savcılığa şunları yazıyordu:

'En üst düzeydeki komutan sıfatıyla bir Genelkurmay Başkanının komutası altındaki kendi karargahında ve kendisinin oluru alınarak kurulan ve kuruluş tarihi itibariyle tüm yazışmaları ilgili adresler yanında MGK Genel Sekterliğine bilgi olarak sunulmuş, özel çalışma grubundan haberinin olmadığı düşünülemez ve de kabul edilemez. Çünkü her emir ve kuruluş kendisinin olur ve onayı alınarak gerçekleştirilmiş ve yayınlanmıştır…'

Karadayı canını kurtarmaya çalışıyor.

Çevik Bir'in meselesi de önce, bir darbe grubun şefi olmaktan çıkmak, 28 Şubat'ın emir-komuta yapısıyla yapıldığını göstererek, devlet işine işaret ederek, suçlu olmadıklarını iddia etmek…

Bu karşılıklı can kurtarma çabaları onlar açısından herhalde acıklı bir durumdur.

28 Şubat soruşturmasında, 1 sivil, 60 sanıkla iddianame aşamasına gelindi…

Dava arenası tek başına bir yüzleşme ve hesaplaşma alanı olacaktır,

28 Şubat adli süreci, Ergenekon, Balyoz gibi davalarla karşılaştırılınca kabarık suç ortaklığı nedeniyle biraz daha geri planda kalıyor, geri plana itiliyor. Dava seyri bu durumu tersine çevirecektir.

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT