1. YAZARLAR

  2. İbrahim Sediyani

  3. Kar Altında Saklı Bir Hazine: Döngel Köyü
İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Kar Altında Saklı Bir Hazine: Döngel Köyü

A+A-

Kahramanmaraş il merkezine bağlı Döngel köyünü sanırım artık hepimiz duymuş bulunuyoruz.

29 Mart 2009 yerel seçimlerine dört gün kala, 25 Mart günü meydana gelen elim kazada bu dağlık mıntıkaya, içinde Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun da bulunduğu 6 kişilik bir grubun bulunduğu helikopterin düşmesi, tamamen karla kaplı bu dağlarda üç gün boyunca helikopteri bulma çabaları ile birlikte, il merkezinin 55 km kuzeybatısında bulunan bu köyün adı, günlerdir – ve hâlâ – hemen her gün gazete sayfalarında ve saat başı televizyon ekrânlarında zikredilmektedir. Orada Döngel isminde bir köy olduğunu ve bu köyün kış aylarında tamamen karla kaplandığını hepimiz artık biliyoruz.

Peki bu köyün, o civarda yaşayanlar haricinde kimsenin bilmediği, tanımadığı bir köy olmayı ve ancak böyle hazin bir olayla isminin duyulmasını kesinlikle hak etmediğini biliyor muydunuz?

Evet, eski ve gerçek adı “Zeytun” olan, ancak Kemalist – Türk ırkçısı egemen zihniyetin “asimilasyon politikaları” sonucu “Döngel” şeklinde uyduruk bir Türkçe isim verilen bu köyün gerçekte bir tarih ve kültür hazinesi olduğunu kaç kişi biliyor?

Kurduğu veya sahip olduğu en ileri teknoloji sayesinde kendi vatandaşını yatak odalarına kadar gözetleyen, telefon konuşmalarını ve yazışmalarını takip eden, düşman olarak gördüğü kendi halkı hakkında en mahrem bilgileri toplamayı ustalıkla yapan ve gerektiğinde bunları kamuoyunda açıkça ifşa etmekten de çekinmeyen bir devlet mekanizmasının, dağa düşen bir helikopteri günlerce bulamaması ne kadar düşündürücü ise, turizme bu kadar yatırım yapan ve gelirinin, hatta dış dünyadaki itibarının hatırı sayılır bir kısmını turizm sayesinde kazanan bir ülkede, Döngel (Zeytun) köyü gibi içinde tarihsel ve kültürel bir miras barındıran bir hazinenin hiçbir kültürel eserde, turistik çalışmada adının geçmemesi, buradaki hazineden kimsenin haberinin olmaması da bir o kadar düşündürücüdür.

Döngel ülkedeki binlerce köy içinden herhangi bir köy değil. Döngel, tek özelliği bir helikopter kazasının olduğu yer de değil.

İşte size Döngel köyü gerçeği:

- Döngel, sadece Kürdistan coğrafyasının veya Türkiye’nin değil, aynı zamanda dünyanın en eski yerleşim alanlarından biridir. Köyün kuruluş tarihi, tâ Üst Paleolitik Çağ’a (M.Ö. 45.000 – M. Ö. 15.000) kadar uzanır.

- Köydeki mağaralarda bulunan Döngel Şelâlesi, konumu itibariyle dünyanın en büyük doğal şelâlelerinden biridir. 120 m yüksekliğindeki bu muhteşem şelâle, dünyada yüksekliği 100 m’yi aşan ve parmakla sayılabilecek birkaç şelâleden biridir.

- Döngel Mağaraları’nda bulunan şelâle, aynı zamanda dünyada ender görülen yeraltı şelalelerinden biridir. Bu ölçekte bir yeraltı şelâlesi ülkemizde bulunmamaktadır.

- Döngel Mağaraları önünde bulunan mağara bağlantıları aynı zamanda dünyanın - resmî kayıtlara geçmeyen - en büyük doğal köprüsüdür. Şu anda bilinen ve Guinness Rekorlar Kitabı’na giren en büyük doğal köprü ABD’de olup yüksekliği 27 m’dir. Oysa Döngel Mağaraları Doğal Köprüsü 84 m yüksekliğindedir. Döngel Mağaraları’nı ve dağlarını bombalamakla meşgul olan devletimiz (Allâh başımızdan eksik etmesin), dünyanın bu en büyük doğal köprüsünü Guinnes’e yazdırmak ve dış dünyaya tanıtmak için vakit bulamamaktadır.

- TEMA Vakfı ve bölgedeki araştırmacılar tarafından yapılan araştırma ve incelemelerde ülkemizdeki en yaşlı ardıç ve çam ağaçlarının Döngel köyünde olduğu tespit edilmiştir.

967 nüfûslu Döngel (Zeytun) köyü Kahramanmaraş (Gırgûmm) il merkezine bağlı olup şehir merkezine kuzeybatı kısmından ortalama 55 veya 60 km uzaklıktadır. Kahramanmaraş (Gırgûmm) - Kayseri (Mazaka) anayolu üzerinde bulunduğundan ulaşım yönünden herhangi bir problem bulunmamaktadır. İstenilen bölgeye anayolu üzerinden rahatlıkla ulaşabilmek mümkündür. Yolları gece gündüz açık olup insanların yol ve yolun güvenliği konusunda herhangi bir sıkıntısı şu ana kadar çıkmamıştır.

Döngel köyündeki mağaralarda yapılan araştırmalarda yörede, ilk yerleşimin Üst Paleolitik Çağ’da (M. Ö. 45.000 – M. Ö. 15.000) başladığı, Neolitik Çağ’da (M. Ö. 8.000 – M. Ö. 5.500), İlk Tunç Çağ’da (M. Ö. 3.500 – M. Ö. 2.000) sürdüğü anlaşılmıştır. Orta Tunç Çağı’nda (M. Ö. 2.000 – M. Ö. 1.500) Kapadokya ile Anadolu’nun bazı kesimlerini Mezopotamya’ya bağlayan kervan yollarının kavşağında bulunuşundan ötürü yöre, tarih boyunca önem kazanmıştır.

Döngel köyü ile ilgili şu ana kadar ne yazık ki kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır. Şu ana kadar köyle ilgili resmi çalışmalar; 1958 – 59 yıllarında arkeolog Prof. M. Kılıç Kökten ve 2005 - 08 yıllarında Yrd. Doç. Dr. Merih Erek tarafından yapılmıştır. Yapılan kazılar sonucunda bölgede M. Ö. 12.000 ve M. Ö. 10.030 yıllarına ait arkeolojik kayıtlara rastlanmıştır. Bu yönü ile köy, ülkemizdeki en eski yerleşim birimlerinden biri olmaktadır. Bu dönemlere ait kalıntılar Kahramanmaraş Müzesi’nde sergilenmekte olup ne yazık ki önemli bir kısmı da tarih yağmacıları tarafından ya tahrip edilmiş ya da satılmıştır. Paleolitik dönemle yakın dönemimiz arasında ne yazık ki bilgi bulunmamaktadır.

Köyün şu andaki alana taşınması daha yenidir. Bölgeye yerleşme yaklaşık 1960′larda başlamıştır. Öncelikle pek talep görmemiş fakat zamanla yaygınlaşarak “köy merkezi” olmuştur. Bu çalışmalarda göstermektedir ki ülkemizin en eski yerleşim alanlarından biri olan Döngel Mağaraları ne yazık ki yeterince tanınmamakta ve bilinmemekte, aynı zamanda tarih kitaplarında hak ettiği yeri alamamaktadır. Döngel köylülerinin en büyük arzusu – haklı olarak - mağaralarını tanıtmak, tarihe ışık tutmak, illerine ve ülkelerine bir tarihi ve turizm alanını kazandırmaktır. Mağaralarda ilk kez bu yıl kazılara başlanmış; zira bölgede Prehistorik dönemden beri yerleşim vardır.

Türkiye’nin ve dünyanın en büyük şelâlelerinden biri olan Döngel Şelâlesi’nin bir bölümü elektrik üretimi için akıtılıyor. Oysa köy muhtarlığı ve Döngel Köyü Eğitim Kültür Tanıtma ve Yardımlaşma Derneği, elektrik üretimini engellemeden şelâleyi daha da güzelleştirip akıtabilmek için çok büyük çabalar sarf ederek eski güzelliğine kavuşturmayı amaçlamaktadır.

Su, elektrik santraline alındığı için tepeden ancak damlalar halinde sızmalar görülebiliyor. Piknik alanının olduğu yerde, yandan akan ufak bir şelâle var, oradan mağaralara doğru biraz ilerlendiğinde de sağ taraftaki bir oyuk içinden çıkan suya rastlamak mümkün. Oyuğun içeriye doğru yaklaşık 400 m devam ettiği söylenmektedir. Bir ara köye su almak için içine girilmiş, ancak yükseklik farkından dolayı bu mümkün olmamıştır. Anlatıldığına göre girişten hemen sonra ufak bir göleği geçmek gerekiyormuş; oyukta yolun üçe ayrıldığı söylenmektedir. Oyuğa girenler sadece yolun birine devam etmişler. Fakat suyun soğukluğundan ve karanlıktan dolayı daha ileri gidilmemiş, geri dönmeyi uygun görmüşlerdir. Su soğuk ve lezzetli olduğu için içme suları buradan doldurulmaktadır. Buraya gelen herkesin ortak görüşü, sularının lezzetinden dolayı buranın çayına doyum olmaması.

Döngel Mağaraları aynı zamanda konumu itibariyle dünyanın en büyük doğal şelâlelerinden biridir. Şu anda elektrik santrali sebebiyle kısmen tam aktif olmasa da yüksekliği 120 m’yi bulan şelâle boyuyla bu durum görsel bir şölen sunmaktadır.

Döngel Mağaraları önünde bulunan mağara bağlantıları aynı zamanda dünyanın resmî kayıtlara geçmeyen en büyük doğal köprüsüdür. Şu anda bilinen ve Guinness Rekorlar Kitabı’na giren en büyük doğal köprü ABD’de olup yüksekliği 27 m’dir. Buna karşılık Döngel Mağaraları Doğal Köprüsü 84 m yüksekliğindedir.

Döngel Mağaralı aynı zamanda dünyada ender görülen yeraltı şelâlelerinden birine sahiptir. Türkiye izci lideri tarafından belirtilen ve “İzciler” programında sunulan bilgiye göre, bu ölçekte bir yeraltı şelâlesi ülkemizde bulunmamaktadır.

TEMA Vakfı tarafından ve bölgesel araştırmacılar tarafından yapılan araştırma ve incelemelerde ülkemizdeki en yaşlı ardıç ve çam ağaçlarının Döngel köyünde olduğu tespit edilmiştir. Köyde çok farklı bitki çeşitlerine rastlamak mümkündür. Köyün merkezi ve sağ tarafında çam ağaçları, meşe, çınar, söğüt, tespi gibi bitkilere rastlanırken, yaylaları ve sol tarafında ise ardıç, tiken ağacı, kamalak, mezzeği, mazı gibi ağaçlarına rastlamak mümkündür.

Köy, tipik bir Anadolu köyüdür. Köyün coğrafî alanı büyük olmasına rağmen tarım alanı olabildiğince kısıtlıdır. Bunda coğrafî yapının dağlık ve genelde yaylalardan oluşması etkili olmuştur. Buna rağmen köylüler kendi çapında buğday ve arpa ekmektedir. Köyde sebze ve meyvecilik dar alanda olmasına rağmen gelişmiştir. Elma, hurma, erik, dut, ceviz ve ayva yetiştirilmekte, bunlar ayrıca dışarıya satılmaktadır. Bağcılık son zamanlarda ilerleme göstermekte, oldukça kaliteli kabarcık mahrabaşı ve yediveren üzümü yetiştirilmektedir. Sebze ekim ve dikiminde ise genelde her aile kendi çapında yetiştiricilik yapmaktadır. Doğal yollarla katkı maddesi kullanılmadan yetiştirilen domates, salatalık, fasulye, biber, patlıcan ve acur ayçiçeğinin kendine has hoş tadı bulunmaktadır.

Günlerdir gazetelerde okuduğunuz ve televizyon ekrânlarından adını işittiğiniz, ancak sadece bir helikopter kazasıyla ilintili olarak haberdar edildiğiniz Döngel köyü gerçeği işte budur.

Üzerinde günlerce helikopter enkazı aradığımız, kalınlığı 3 m’yi bulan karların altında böyle bir tarih ve kültür hazinesi yatmaktadır.

Biz bu tarihi, bu kültürü, bu coğrafî güzelliklerden habersiziz; Döngel’i tanımıyoruz, bilmiyoruz. Devlet bu hazineyi ne ülke içinde ne de yurt dışında layıkıyla tanıtmıştır; hatta tanıtmak bir yana, adetâ görmezden gelmiştir. Çünkü devlet bu mıntıkada sıcak mevsimlerde dağları bombalamak, kış mevsimlerinde de helikopter enkazı aramakla meşgul olmuştur.

Yakında Döngel ve civarındaki karlar eriyecek, yukarıda sözünü ettiğim bütün tarihî, kültürel ve coğrafî güzellikler bütün ihtişamıyla yeniden ortaya çıkacaktır. Ancak ortaya çıkacak güzellikler, bizler açısından bir utanç tablosu olmalıdır. Zira Döngel, bizim tarihe, kültüre, medeniyete, suya, toprağa, coğrafyaya ve doğaya karşı olan ilgisizliğimizin ve yalnızca “ideoloji eksenli bir toplum” olduğumuzun resmidir. Daha birkaç gün önceki seçimlerden sonra şekillenen Türkiye haritasına bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Efendim, 29 Mart Yerel Seçimleri’nin kazanan ve kaybedeni mi?

Seçimlerin galibi, karın üzerinde biribirine karışan at izi ile it izi, mağlubu ise karın altındaki medeniyet ve kültürdür.

Bu ülke, yaşadığı şehirden, şehrin sokaklarından ve parklarından nefret eden, içinde yaşadığı toplumu sevmeyi ve muhabbet beslemeyi duygusallık ve zaaf olarak gören insanların yaşadığı bir ülke. Bizler tarihimize, medeniyetimize, kültürümüze, coğrafyamıza, şehirlerimize ve köylerimize, dağlarımıza, nehirlerimize, denizlerimize, hatta insanlarımıza düşman olan, sadece sloganlara tapan, ideolojilerle kimlik edinmeye çalışan, siyasî bağnazlığa ve taassuba prim veren bir topluluğuz, ne yazık ki. Yaşam tarzımızı “Yaşasın” ve “Kahrolsun” sloganları üzerine kurmuşuz; bunu aşamıyoruz.

Seçimlerden sonra şekillenen Türkiye haritasına bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

 

NOT: Döngel köyü ile ilgili anlattığımız bütün bu güzelliklerin fotoğraflarını görmek isteyenler, aynı zamanda yazımızda başvurduğumuz kaynaklar olan www.dongelkoyu.com ve http://www.diliminucunda.com/kahramanmaras-dongel-koyu.html sitelerini ziyaret edebilirler. Buradaki biribirinden güzel resimlerin çoğu kopyalanamadığı için yazının altına mâlesef diğerlerini alıntılayamadık.

YAZIYA YORUM KAT

14 Yorum