Kanunsuz yerleşimler

21.03.2010 00:39

Fikret Ertan

İsrail-Filistin ihtilafında bugünlerde son yıllarda pek görülmeyen diplomatik gelişmeler yaşanıyor.

Bu çerçevede, önceki gün Ortadoğu Dörtlüsü denen BM, AB, Rusya ve Amerika'dan meydana gelen grup Moskova'da ihtilafla ilgili son durumu ele almış, taraflara yeniden görüşmelere başlama çağrısı yapmıştı. Bunu takiben dün de BM Genel Sekreteri Moon, Ramallah ve Kudüs'teydi. Bugün ise Obama'nın Özel Temsilcisi Mitchell, İsrail'e geliyor. Yarın da İsrail Başbakanı, Washington'a uçuyor. Bütün bu temas, görüşme ve ziyaretlerin özünde barış görüşmelerinin askıya alınmasına yol açan İsrail'in Kudüs'teki son yeni yerleşim yeri kurma kararı yer alıyor elbette. İsrail daha önce pek çok kere yaptığı gibi Kudüs'ün işgal altındaki Filistin kesiminde Ramat Şılomo adlı yerde 1.600 yeni yerleşimci meskeni projesini açıklamış, bu yüzden Amerika ile çatışma zeminine girmişti.

Bu yeni mesken kararı elbette Filistinliler tarafından öfke ile karşılanmış bulunuyor. Bu yüzden de hem bu yeni karar hem de eski yerleşim kararları askıya alınmadan Filistin tarafı barış görüşmelerine katılmıyor.

İsrail, Ramat Şılomo konusunda suskun. Ne bu konuyu askıya alacağını ne de almayacağını söylüyor. Haberlere göre, Netanyahu, önümüzdeki hafta Amerikalı yetkililere bu konuda muhtemelen geçici bir dondurma kararı alacağını; ancak projeyi tamamen iptal etmesinin söz konusu olmayacağını söyleyecek. Bu tavır Amerika'yı ne kadar memnun edecek bilinmiyor; ama muhtemelen Amerika, bundan sonra Filistin tarafına dönüp 'bu problem şimdilik donduruldu; artık görüşmelere başlayın' diyecek. Buna Filistin tarafının cevabı ne olacak, önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ne var ki, ister barış görüşmeleri başlasın, ister başlamasın İsrail, yerleşim birimleri konusunda dediğinden ve yaptığından dönmeyecektir. Bu hem geçmiş hem de bugünkü tavırlardan belli zaten. Kısacası, yerleşim birimi planlarına devam edecek. Bugün Kudüs'teki Ramat Şılomo söz konusu. Bu elbette sadece Kudüs'teki yerleşimlerle ilgili bir durum. Diğer yandan yerleşimlerin bir de Batı Şeria tarafı da var.

Geçen yıl burada yapılacak 455 yerleşime izin veren İsrail, bu konuda, 'yeni yerleşimleri yapmayı dondurabilirim; ama tabii gelişmeye tabi olanları da yapmaya devam ederim' diyor. Netanyahu'nun yaklaşımı böyle. Bugünkü Ramat Şılomo konusunda da Netanyahu benzer bir yaklaşım sergiliyor, 'iptal yok; belki geçici dondurma olabilir' diyor. İsrail-Filistin ihtilafının özünde ya da merkezinde yıllardır yer alan Yahudi yerleşimleri esasen 1967 Arap-İsrail Savaşı'nın doğurduğu bir gerçek. Bu konuda bugünkü durum kısaca şöyle:

İşgal altındaki Batı Şeria'daki (5.640 kilometrekare) mevcut yerleşimlerin sayısı 121 adet. İşgal altındaki Doğu Kudüs'teki mevcut yerleşim birimlerinin sayısı 12.

Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde yaşayan yerleşimci nüfusun toplamı: 1972 yılında 1.500, 1983 yılında 29.090, 1992 yılında 109.784 ve 2001 yılında 213.672 ve bugün 285.800. Doğu Kudüs'te yaşayan yerleşimci nüfusun toplamı 1972 yılında 6.900, 1992 yılında 141.000, 2000 yılında 170.400 ve bugün 193.700. İkisinin toplamı da 479.500 yerleşimci. Son rakamlar, İsrail Devlet İstatistik Kurumu verilerinde de yer alıyor. Kurumun verilerine göre, hem Kudüs hem de Batı Şeria'daki yerleşimci nüfus İsrail'in genel nüfus artışının (1,5) üstünde, yüzde 4,5 civarında, artmış bulunuyor.

Bugün, müzakere konusu Batı Şeria ve Kudüs'teki yerleşimci nüfus; ama bu arada mesela hiç konuşulmayan 33 birimde yaşayan Golan Tepeleri'ndeki yerleşimci nüfus da var. Bunlar da yaklaşık 20 bin civarında.

İnşa edilmiş ya da kurulmuş yerleşim alanları Batı Şeria'nın 5.640 kilometrekarelik yüzölçümünün yüzde 1,4'ünün üzerinde bulunuyor ancak bu yerleşimlerin tespit edilen sınırları Batı Şeria yüzölçümünün hemen hemen yüzde 10'una tekabül ediyor. Bu keyfi arazi ya da toprak kapatmalara ilaveten İsrail'in hemen hemen bütün yerleşimleri ve askeri tesislerinin etrafında 70 ile 500 metrelik girilmesi yasak bölgeler de ilan ettiği ve bunları uyguladığı da biliniyor.

Bu durumda, İsrail ordusunun yerleşim birimleri, bunların eklentileri, sınırları, yollarıyla birlikte Batı Şeria'nın neredeyse yüzde 50'sini fiilen kontrol ettiği söylenebilir. Kısaca anlattığımız gibi, ihtilafın özünde milletlerarası hukuku tamamen aykırı şekilde inşa edilmiş Yahudi yerleşimleri var. Bu konu hakkaniyetle çözülmeden barış asla mümkün olamayacaktır. Bu bilinen bir husus; ama tekrarında bir beis de yok...

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim