Kandil'den YDG-H'ye Eylem Eleştirileri

25.08.2014 23:04
Kandil'den YDG-H'ye Eylem Eleştirileri
Kandil'deki PKK yönetiminin etkili isimlerinden Duran Kalkan son günlerde artan otobüs yakma, yol kesme, kepenk kapattırma ve heykel dikme eylemelerini topa tuttuğu yazısında dikkat çeken mesajlar verdi.

PKK liderlerinden Duran Kalkan, Özgür Politika gazetesinde Selahattin Erdem mahlasıyla kaleme aldığı yazıda örgütün gençlik yapılanmasına ve son dönem yoğunlaşan yol kesme, otobüs yakma, Kepenk kapattırma ve heykel dikme gibi eylemlere sert eleştiriler yöneltti.

SANKİ HER İŞİ BAŞARDIK DA SADECE HEYKEL KALDI!

Heykel krizine gönderme yapan Duran Kalkan "Sanki her işi başardık da sadece o kaldı gibi ortalığa büstler dikiliyor" diyerek sert tepki gösterdiği yazısında PKK'nın gençlik yapılanması YDG-H'nin öncülük ettiği eylemleri topa tuttu. "Dönemin amacından kopuk olan eylem biçimleri de başarı getirmediği gibi, çoğunlukla ciddi zararlar da vermektedir." diyen Kalkan, çözüm süreci ile yeni bir döneme girilmesine karşın yeni dönemin ruhuna uygun eylem biçimlerinin geliştirilmediğini yazdı.

OTOBÜS YAKMA, KEPENK KAPATTIRMA YOL KESME EYLEMLERİNE SON!

Kalkan "Örneğin zaman zaman İstanbul’da belediye otobüsleri yakılıyor. Şehir merkezlerinde esnafın camları indiriliyor. İkide bir kepenkler kapattırılıyor. Benzeri birçok girişim yaşanıyor. Peki İstanbul’da halkın otobüsünü yakmanın, Kürt şehirlerinde dükkanların camlarını indirmenin, kepenkleri kapattırmanın devrime ve devrimci harekete ne faydası var? Bunların inşa ve direniş döneminin eylem çizgisi olması mümkün mü? Bunlar Hareketin kitle ilişkilerine zarar vermiyor mu? Yine Özgürlük Hareketinin istememesine rağmen, gereksiz yere ikide bir yollar kesiliyor. Sanki her işi başardık da sadece o kaldı gibi ortalığa büstler dikiliyor. Tahkim edilmiş hedefler vuruluyor. Bunların da dönem hedeflerini başarmak bir yana, inşa potansiyelini heder etmeye götürdüğü açıktır." diyerek çarpıcı mesajlar verdiği yazısında provokasyona işaret etti:

NEREDEYSE PROVOKASYON!

"Her ne kadar söylemde yenilik olsa da, plan ve proje eskidir. Plan ve proje eski olunca, uygulanan eylem ve örgüt biçimleri de eski olmaktadır. Dönemin amacından kopuk olan eylem biçimleri de başarı getirmediği gibi, çoğunlukla ciddi zararlar da vermektedir. Neredeyse provokasyon gibi bir durum söz konusu oluyor."

BELLİ Kİ BÖYLE BİR EYLEM ÇİZGİSİ OLMAZ!

"Belli ki böyle eylem çizgisi olmaz, bu doğru değildir. Doğru olmadığı, dönem amaçlarını başarma ile ilgisinin olmamasından bellidir. Dahası çok ciddi zararlar verdiği de ortadadır. Böyle zarar verici yanlışları yaşamanın esas olarak dönem görevlerini omuzlayamamaktan kaynaklandığı açıktır. Bu da yeniyi anlamamaktan, eski alışkanlıkları aşamamaktan ve ciddi yaklaşmamaktan kaynaklanmaktadır. Zihniyet ve irade yetersizliği bunun esas nedenidir. O halde söz konusu yetersizlikleri aşmak, dönemin görevlerini doğru ve yeterli anlayıp esas alarak onları başaran bir eylem çizgisine ulaşmak şarttır."

Yazının Tamamı:


Son derece kritik bir süreçten geçiyoruz. Devrimci değişim ve dönüşüm için çok güçlü imkan ve fırsatların varlığı kadar, ciddi tehlikeler de yaşanıyor. Eğer koşullar iyi değerlendirilir, söz konusu imkan ve fırsatlar yerinde kullanılırsa devrim gerçekleştirilebilir. Ama bunun için hangi görevlerin yerine getirilmesi gerektiğinin doğru tespit edilmesi gerekir. Bununla birlikte söz konusu görevlerin nasıl bir eylem çizgisiyle hayata geçirileceğinin doğru belirlenmesi de önemlidir. Yani neleri, nasıl yapacağımızı doğru belirlememiz gerekiyor.

Eylem, belli bir amacı başarmak için yapılan iş anlamına geliyor. Buna yürütülen mücadele de diyebiliriz. Dolayısıyla amaçtan, işten bağımsız bir eylem veya mücadele söz konusu olamaz. Bu noktada eylem, amaca ulaşmak için başvurulan yöntem, yürütülen çalışma oluyor. Yani eylem çizgisi ile ulaşılmak istenen amaç arasında kopmaz bağlar bulunuyor. Dolayısıyla her amacın başarıya ulaşmasını sağlayan eylem biçimleri var oluyor.

Bu nedenle, her dönemde geçerli olan, her amacın başarılmasını sağlayan bir eylem biçimi söz konusu olamaz. Dolayısıyla dönem değişir, onunla birlikte amaç da değişirse, bu durumda eylem biçimlerinde de değişiklik olur. Amaçtan kopuk eylem biçimi söz konusu olamayacağı gibi, amaç değişirse de yeni eylem biçimlerinin gündeme gelmesi zorunlu olur. Bu nedenle de doğru eylem biçimi, eylemi yapanların amaçlarını başarmasını sağlayan eylem biçimidir. Yani bir eylemin doğruluğunu amaçla uyumluluğu ve amacı başarıya götürmesi belirler. Öngörülen amacı başarıya götüren eyleme doğru, başarıya götürmeyene de yanlış eylem denir.

Değişen koşulları doğru ve yeterli değerlendiremeyen, yeni dönemi ve onun içerdiği amaçları doğru ortaya koyamaz. Buna stratejik yanlış, ya da düşüncede dogmatizm denir. Dönemin öngördüğü amacı başarıya götürecek eylem biçimlerinin bulunamamasına da taktik yanlış ve tutuculuk denmektedir. Bir devrimci hareket açısından, başarı için, amacı doğru belirlemek kadar eylem biçimlerini de doğru belirlemesi ve yaratıcı bir tarzla uygulaması zorunludur.

Kuşkusuz eylem denince sadece yıkıcılık söz konusu olamaz. Eylemin yıkıcı biçimleri olduğu kadar, yapıcı biçimleri de söz konusudur. Yani eylemin pozitif ve negatif biçimleri vardır. Sanıldığının aksine yaşamda yıkıcı eylemlilik değil, tersine yapıcı eylemlilik esastır. Kısaca devrimci eylem inşa edicidir, onun yıkıcılığı sadece inşanın önündeki engelleri aşmak içindir. Eylem çizgisinin bu karakteri her dönem için geçerlidir.

Demek ki içinde bulunduğumuz dönemde doğru eylem çizgisinin ne olması gerektiğini, bu dönemin amaçlarına ve söz konusu eylemin amacı başarma durumuna bakarak ancak belirleyebiliriz. Amaçtan kopuk, amacın başarısına hizmet etmeyen eylem çizgisinin doğru olması söz konusu olamaz. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz dönemin doğru eylem çizgisinin ne olması gerektiğini ancak dönemin amaçlarına bakarak, yani ne yapılması gerektiğini bilerek belirlemek mümkündür.

Bugün Kürdistan Özgürlük Hareketi kuruluş döneminde, yani partileşme sürecinde değildir. Hareket bu aşamayı çoktan aşmıştır. Yine Özgürlük Hareketi direniş döneminde, yani gerillalaşma sürecinde de değildir. Hareket bu aşamayı da çoktan aşmıştır. Kürdistan Özgürlük Hareketinin bugün “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa” döneminde olduğu bilinmektedir. Yani demokratik özerklik çözümünü gerçekleştirme, demokratik ulus inşasını sağlama sürecindedir. İlk iki dönemin eylem biçimleri bu dönemde de var olmakla birlikte, içinde bulunduğumuz dönemin esas eylem çizgisini bu dönemin amaçlarının başarılması belirlemektedir.

Peki bu dönemin görevleri, yani ulaşması gereken amaçları nelerdir? Dikkat edilirse, dönemin özünü demokratik ulus inşası oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu dönemde başarılması gereken görevler, demokratik ulusun bütün boyutlarda inşa edilmesidir. Yani ekonomik, sosyal, siyasi, hukuki, ekolojik, kültürel, diplomatik ve öz savunma boyutlarında demokratik ulus inşasının gerçekleştirilmesidir. Böylece demokratik ulus inşasıyla Kürt sorununun demokratik özerklik çözümünün sağlanmasıdır.

Dikkat edilirse, söz konusu görevlerin inşa boyutu, yani pozitif yanı esastır. Dolayısıyla eylem çizgisi yüzde seksenden fazla yapıcıdır. Peki eylem çizgisinin yıkıcı yanı yok mudur? Elbette vardır; ama esas yan ve çoğunluk kısım değildir. Var olduğu kadarıyla da yıkıcılık aslında demokratik özerklik inşası önündeki engelleri aşmak ve demokratik ulusu savunmak içindir. Yani engelleri temizleyen ve inşa edilen demokratik ulusun güvenliğini sağlayan boyuttadır.

Burada içinde bulunduğumuz dönemin eylem çizgisinin başaracağı amaçlar açıkça ortaya çıkıyor. Nedir bunlar? Örneğin demokratik komünalizm esaslarına göre ekonomik inşanın gerçekleştirilmesi. Yerleşim alanlarında tarımın, hayvancılığın, ticaretin, hatta sanayinin bu temelde yeniden yapılandırılması ve geliştirilmesi. Demek ki bu temelde yürütülen ekonomik faaliyetler dönemin en devrimci eylemleri oluyor.

Örneğin siyasal alanda demokratik öz yönetimin inşası. Yani her alanda halk meclislerinin ve komünlerin oluşturulup işletilmesi. Köylerde, mahallelerde, kasabalarda, şehirlerde meclislere dayalı bir yönetim sisteminin geliştirilmesi. Benzer biçimde halkın sağlık sorunlarının, eğitim sorunlarının, yargı sorunlarının, ekolojik sorunların, öz savunma sorunlarının halkın örgütlü gücü temelinde çözülmesi ve tüm bu alanlarda görevlerin halk örgütlülüğü temelinde yerine getirilmesidir.

İşte dönemin eylem çizgisi bu görevlerin başarılmasını içeriyor. Köylerde, mahallelerde, kasaba ve kentlerde bu temelde yaşayan yeni bir toplumun inşa edilmesi gerekiyor. Bu amaçları başarmak için çalışmak, içinde bulunduğumuz dönemin en devrimci eylemi oluyor. Demokratik modernite çizgisinde yeni köyler inşa etmek, kooperatifler kurmak, tarım ya da hayvancılık komünlerinde çalışmak, sağlık ve eğitim komünlerinin gönüllü çalışanı olmak, her yerde halkın demokratik öz yönetiminin inşası için çaba harcamak gibi hususlar dönemin eylem çizgisini oluşturuyor.

Başta gençlik ve kadın hareketi olmak üzere tüm demokratik-yurtsever kesimlerin kendilerini bu temelde örgütlemesi ve güçlerini buna göre seferber etmesi büyük önem taşıyor. Biz buna emek müfrezelerinin veya inşa birliklerinin örgütlendirilmesi dedik. Önce demokratik ulus inşası temelinde yerine getirilecek görevleri belirlemek, ardından bu görevleri başarıyla yerine getirecek örgütler kurmak ve son olarak da başaran yaratıcı tarzı, üslubu ve tempoyu harekete geçirmek gerekiyor.

Peki bu dönemin hiç yıkıcı ya da direnişçi eylemi olmayacak mı? Elbette olacak! Ancak bu, söz konusu inşanın önündeki engelleri aşmak ve inşa edilene yönelik saldırı karşısında onu savunmak temelinde olacak. Yani esas olarak direnme karakterinde olacak. Amacı inşanın önünü açmak ve inşayı korumak olacak. Bu amaca hizmet eden direniş eylemleri doğru olurken, buna hizmet etmeyen, dahası ona zarar veren eylemler de yanlış olarak değerlendirilecek.

Dikkat edilirse, pratikte eskiyi tekrar eden ve yeni görevlere göre şekillenmeyen bir eylem çizgisi var. Bunun temel nedeni yeni dönemin görevlerini başarmayı esas almamaktır. Her ne kadar söylemde yenilik olsa da, plan ve proje eskidir. Plan ve proje eski olunca, uygulanan eylem ve örgüt biçimleri de eski olmaktadır. Dönemin amacından kopuk olan eylem biçimleri de başarı getirmediği gibi, çoğunlukla ciddi zararlar da vermektedir. Neredeyse provokasyon gibi bir durum söz konusu oluyor.

Örneğin zaman zaman İstanbul’da belediye otobüsleri yakılıyor. Şehir merkezlerinde esnafın camları indiriliyor. İkide bir kepenkler kapattırılıyor. Benzeri birçok girişim yaşanıyor. Peki İstanbul’da halkın otobüsünü yakmanın, Kürt şehirlerinde dükkanların camlarını indirmenin, kepenkleri kapattırmanın devrime ve devrimci harekete ne faydası var? Bunların inşa ve direniş döneminin eylem çizgisi olması mümkün mü? Bunlar Hareketin kitle ilişkilerine zarar vermiyor mu?Yine Özgürlük Hareketinin istememesine rağmen, gereksiz yere ikide bir yollar kesiliyor. Sanki her işi başardık da sadece o kaldı gibi ortalığa büstler dikiliyor. Tahkim edilmiş hedefler vuruluyor. Bunların da dönem hedeflerini başarmak bir yana, inşa potansiyelini heder etmeye götürdüğü açıktır.

Belli ki böyle eylem çizgisi olmaz, bu doğru değildir. Doğru olmadığı, dönem amaçlarını başarma ile ilgisinin olmamasından bellidir. Dahası çok ciddi zararlar verdiği de ortadadır. Böyle zarar verici yanlışları yaşamanın esas olarak dönem görevlerini omuzlayamamaktan kaynaklandığı açıktır. Bu da yeniyi anlamamaktan, eski alışkanlıkları aşamamaktan ve ciddi yaklaşmamaktan kaynaklanmaktadır. Zihniyet ve irade yetersizliği bunun esas nedenidir. O halde söz konusu yetersizlikleri aşmak, dönemin görevlerini doğru ve yeterli anlayıp esas alarak onları başaran bir eylem çizgisine ulaşmak şarttır. (Yeni Özgür Politika)

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim