'Kandil'den dönüş' başlarken

18.10.2009 04:03

Oral Çalışlar

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla Kandil Dağı'ndan, Avrupa'dan ve Mahmur kampından bir grup PKK'lı Türkiye'ye dönmeye karar verdi.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Kandil Dağı’ndan, Avrupa’dan ve Mahmur kampından bir grup PKK’lı Türkiye’ye dönmeye karar verdi. Bu gelişme sorunun çözümü açısından olumlu bir duruma işaret ediyor. Abdullah Öcalan, yakalandığı dönemde de benzer bir çağrı yapmıştı. Bu çağrı üzerine çok sayıda PKK’lı gelmişti. O zaman gelenler ağır cezalara çarptırıldılar. Geldiklerine geleceklerine bin pişman oldukları gibi, akan kan da durmadı. Yüzlerce genç insanımızı daha çatışmalarda yitirdik.

Şimdi durum farklı görünüyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çağırısıyla başlayan süreçte hükümet de çözüm için çabalarını artırmış durumda. İlk kez geçmişe oranla çok daha umut verici bir durumla yüz yüzeyiz.

PKK’lılar bu adımlarıyla çözüme katkıda bulunacak önemli bir başlangıç yapıyorlar. Daha önce de bu köşede çok kez belirttik, PKK’nın dağdan indirilmesi konusundaki en etkili adres Abdullah Öcalan’dır. Öcalan’ın bu şekilde referans verilmesi bazı çevrelerde tepkiye neden oluyor. Bu tepkilerin bazılarının iyi niyetli olduğunu söylemek, iyi niyetli olanlarını anlamak mümkün. Ama ‘ne olursa olsun sonuna kadar savaş’ diyenlere aynı şekilde yaklaşmak zor.

Soru burada düğümleniyor. PKK’lıların dağdan indirilmesi yumuşak bir siyasi iklimin yaratılmasını gerekli kılıyor. Bu yumuşak iklim her iki taraf için de geçerli.

Burada psikolojik etkeni de hesaba katmak gerekiyor. PKK’lıların çözüm için gelip teslim olması üzerine, ‘tamam bu işi bitirdik, başka çareleri de zaten yoktu’ şeklinde değerlendirmeler yapmak, bu hava içinde çözüm amacıyla demokratik adımların atılmasından vazgeçmek, ya da sade suya tirit uydurma ‘değişimler’le yetinmek, çözümün önünü tıkadığı gibi tehlikeli yeni gelişmelere de neden olabilir. Böyle bir tutum, geldiğimiz noktanın daha da gerisine gitmemize, daha derin çatlaklara yol açabilir.

***

Kürt sorununda, ‘daha anlamlı birlik’ olarak ifade edilebilecek bir çözüm arayışının anlamlı olacağı kanısındayım. Bu becerilirse, bölünme tehlikesinin de önüne geçilebilir. ‘Daha anlamlı birlik’, Kürtlerin kimliklerinin resmen tanındığı, onların kimliklerine saygı gösterildiği, yeni bir yasal yapılanma anlamına gelmektedir.

Türkiye’de gelişmekte olan psikolojik ortam olumlu. Toplumun önyargıları aşarak çözüme yatkın hale gelmesi için bir alan oluşmakta. Bu olanak, yasal ve Anayasal değişiklikleri mümkün kılabilir. Siyasetçilerin işte bu noktada cesur davranması şart. Bugüne kadarki tecrübenin ne olduğu ortada. Verilen birçok söz tutulmadı. Şiddet yanlısı eğilim, demokratik  çözüm eğilimini bertaraf etti. Demokrasi içinde çözüm eğiliminin ağır bastığı bir ortamla belki de ilk kez karşı karşıyayız.

Karşı tarafın pusuya yattığını görmekteyiz. Deniz Baykal’ın Tayyip Erdoğan’dan gelen ‘çözüm için görüşme’ çağrısını değişik atraksiyonlarla açmaza sokmak istemesi, bu direnişin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlayan göstergelerden biri. Keza Güneydoğu’da ‘operasyon’ yapmak isteyen güçlü bir militarist eğilim de varlığını koruduğunu hissettiriyor.

YÖK Genel Kurulu’nda daha önceden söz verildiği halde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü yerine ‘Yaşayan Diller’ Enstitüsü’nün kurulmuş olması ve YÖK Başkanı’nın Kürtçe’ye ilişkin küçümseyici sözleri, işlerin ne kadar zor olduğunu tekrar gözler önüne serdi.

***

PKK’lıların çözüm için gruplar halinde gelip teslim olması,  gelişmelerin bu kez gerçekten de geçmişten farklı olabileceği gibi bir  izlenim yaratıyor. Konunun tarafları, geçmişe göre daha istekli görünüyorlar. Yani umudumuzu artıran faktörlerin varlığından söz edebiliyoruz.

Bardağın boş tarafından baktığımız zaman, Kürt sorunundaki demokratik adımların atılmasının o kadar da kolay olmadığı görülüyor. CHP ve MHP, bu son derece kritik ve nazik süreçten kendileri için rant elde etmeye çalışan bir hava içindeler. Bu durum tehlikeyi artırıyor.

Devlet içindeki direnişi asla küçümsememek gerekiyor. Sonuç olarak bu gelen gruplar yargıya teslim edilecekler. Aylardır DTP tutuklaması yapan yargıçlar, ellerine geçirdikleri bu insanları da geçmişte olduğu gibi ağır cezalara mahkûm etmeye kalkarlarsa neler olabileceğini öngörmek zor değil.

Bazı savcılar hâlâ ‘Kürt Açılımı’ toplantılarını bile soruşturma konusu yapabiliyorlar. Benzer birçok yargılama da, bu konudaki ‘direniş’çi ruh halini yansıtıyor. DTP’nin kapatılması gündemde. Birçok DTP’li milletvekili topun ağzında.

Sonuç olarak iyi bir noktadayız. Umutlu olmak için nedenler çoğalıyor. Öte yandan, endişeler de sürüyor. Sürecin kazasız belasız götürülmesi, akan kanın durması, Kürt sorununun silahtan arındırılması için yeni bir döneme geçiyoruz.

Süreç asıl şimdi başlıyor.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim