Kandan beslenenlerle, göz pınarları kuruyan anaların mücadelesi

18.02.2009 03:35

Mehmet Kamış

Türkiye iki büyük eksenin kavgasına şahit oluyor. Bir tarafta statükocular, diğer yanda değişimciler. Bir tarafta kriz ve gerginlik merkezli bir Türkiye görmek isteyenler, diğer tarafta ülkenin enerjisinin gelişmeye ve üretime yönelik harcanması gerektiğini savunanlar.

Bir tarafta kan ve terörden beslenenler, diğer tarafta ağlamaktan göz pınarları kuruyan analar. Bir yanda Ergenekon ve PKK, diğer yanda demokrasi ve insan hakları...

Ergenekon'un başını çektiği bir çete sürekli gerginlik, rejim krizleri ve terör üretiyor. Sürekli olağanüstü hallerin devam etmesini, 'ülke bölünüyor, şeriat geliyor' korkularının artmasını istiyor. PKK ile Ergenekon arasında nasıl bir organik ilişki var bilinmez ama ikisinin de aynı tarz bir ülke istediklerinde şüphe yok. İkisi de gerginliğin sona ermesinden ve kanın durmasından büyük kaygı duyuyor. İkisi de çözümden değil çözümsüzlükten yana.

30 yıl ülkeye kan kusturan bu terörün, 30 yıl hatta 50 yıl daha devam etmesini, Türkiye'nin terör belasından başını kaldıramamasını istiyorlar. Başkalarının hayatları üzerinden yürüttükleri bu oyunda nasıl olsa suyun başındakilere bir şey olmuyor. Yaşanan son yargı sürecine kadar, hem Ergenekoncuların hem de PKK'yı yönetenlerin başına nasıl olsa bir şey gelmiyordu. Bu kavganın diğer tarafında ise ülkedeki ve bölgedeki bütün problemleri kavga ve şiddetsiz çözmek isteyenler var. Gerginlikten bıkmış, rejim krizlerinden sıtkı sıyrılmış bu kesim fiilen barıştan yana. Bu, 'barıştan yana olmak' sözü öylesine iğdiş edilmiş bir kelimedir ki bunu her olur olmaz yerde kullanmak doğru değil tabii ki. Bütün terör örgütleri, bütün katiller konuşurken barış için kelimesini başa alarak konuşurlar. Sonuçta binlerce kişi barış adına(!) katledilir. Ancak bizim bahsettiğimiz, 'barıştan yana olmak' öyle bir barıştan yana olmak değil. Bunu isteyenler de, Kürtlerin en makul taleplerini terörize ederek tartışılmaz kılanlardan değil. Hayatlarında karıncayı bile ezmekten imtina edenlerden, şiddeti ve terörü mutlak surette reddedenlerden bahsediyorum. Bu kişiler bu kez Erbil'de toplandı. Türkiye'nin ve bölgenin en önemli entelektüelleri Kürt meselesini enine boyuna tartıştılar. Kürt gerçeğini, Kürt dilini yok saymadan var olan problemler için kafa patlattılar. Konuşmalara, tartışmalara şiddeti sokmadan, şiddeti asla savunmadan, Kürtlerin haklarını konuştular. Sakin ve dingin bir kafayla, devletlerin doğru ve yanlışlarını ele alıp yapılması gerekenler üzerinde durdular.

Erbil'de şiddetsiz bu tartışmalar olurken DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk'ün de kamuoyuna açıklamaları oldu. 'AKP'ye verilecek her oy savaşa verilen oylardır' sözünü tekrarladı. Daha sonra DTP, önceki gün Diyarbakır'da olduğu gibi gösterilerin devam edeceği açıklamasını yaptı. Diğer eşbaşkan Emine Ayna da bu sürece dahil oldu: "Sayın Öcalan, İmralı'dan barış dediği sürece biz kendisini desteklemeye devam edeceğiz.''

Yani gerginlik tırmandırılmaya devam ediyor, kavgalar, hır gür olabildiğince artırılıyor. DTP'nin yöneticileri; bilmiyorum bunun farkında mısınız ama tam da Ergenekon'un istediği, hep olmasını arzu ettiği Türkiye böyle bir Türkiye. Hani bunu bilerek yapmıyorsanız, en azından bu oyunun farkına varmanız gerekmez mi?

Mehmet Ağar'ın kendisinden 'muhbirimizdi' diye bahsetmesinden sonra, 6 sayfalık bir mektup yazarak 'konuşurum' tehdidinde bulunan Yaşar Öz'ün söyledikleri hak ettiği gibi tartışılamadı maalesef. Öz mektupta, "16 yıl süren suskunluğumu bozup, adını terörle mücadele koyup benden rica ile ağırlıklı çıkara dayalı hangi kirli taleplerde bulunduklarını, benden nasıl devlet destekli eli kanlı taşeron yaratmak istediklerini bir bir anlatırım." dedi ve şu cümleleri yazdı: "Zor durumdaki ya da planlı zor duruma düşürdükleri kimlere yöneldiklerini, amaçlarını birer ikişer hayata geçirdikten sonra bu kez de taşeronlarını nasıl bir bir ortadan kaldırdıklarını açıklayacağım."

Ya bir dakika! Ne oluyoruz? Neler oluyor bu Türkiye'de? Kullanılan taşeronlar, sonra taşeronların ortadan kaldırılması vs. vs.

Ey Ergenekon ve PKK, yeter Kürtlerin ve Türklerin analarını ağlattığınız!

ZAMAN

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim