Kamu vicdanı, Genelkurmay'ın soruşturmasını merakla bekliyor

13.06.2009 04:16

Mehmet Kamış

Taraf gazetesinin dünkü manşetini okuyunca insanın dehşete düşmemesi mümkün değil. Büyük bir komployu bütün yönleriyle deşifre eden bu haber, insanın tüylerini diken diken ediyor.

Genelkurmay Harekât Daire Başkanlığı 3. Destek Şube Müdürlüğü'nde hazırlanmış, Kıdemli Kurmay Albay Dursun Çiçek imzalı plan, hayatları boyunca silahtan ve şiddetten, şeytandan kaçar gibi kaçmış insanları terör ile ilişkilendirmeyi hedefliyor.

Bir Yeşilçam ya da Hollywood senaryosunu andıran bu plana göre 'ışık evleri'nde silah ve mühimmat bulunması sağlanarak, mensup oldukları hareket silahlı terör örgütü olarak ilan edilecek. Soruşturmaların askerî savcılar tarafından yürütülmesini sağlayacak komplikasyonlar da plandaki hedefler arasında.

Maalesef Türkiye, bu tarz andıçlamalara ve iftiralara alışık bir ülke. Burada bir tanesini hatırlayalım. 28 Şubat sürecinde Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar, Ahmet ve Mehmet Altan kardeşler andıçlanmıştı. Bu gazeteci ve yazarların Abdullah Öcalan'dan para aldıkları iddia edilmiş ve çalıştıkları gazetelerde işlerine son verilmişti. Hatta bazı gazeteler "İçimizdeki hainler" diye manşet atmıştı. Daha sonra bütün bunların koca bir iftira olduğu anlaşılmış, en azından kamuoyu vicdanında itibarları iade edilmişti.

Biliyorsunuz, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin de bu tarz iftiralara maruz kalması yeni bir konu değil. 17 Haziran 1999 tarihinde başlatılan iftira kampanyası sonucu hakkında dava açılmış ve isnat edilen bütün suçlardan beraat etmişti. Bu süreçte Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) öncülüğünde iki tane öğrenci bulunmuş, bu öğrencilerin Fethullah Gülen ile ilgili birçok ifşaatta bulunduğu yalanı ortaya atılmış ve mahkeme sürecine tanık olarak dahil olacakları söylenmişti. Ancak söz konusu öğrenciler bu iftiraları kesin bir dille yalanlayınca bütün oyunlar akim kalmıştı. Taraf gazetesinin haberi, bu oyundan çok daha ağır bir komployu ortaya çıkarmış oldu. Çünkü olmayan bir suçu varmış gibi gösterip bütün hayatını bu ülkeye ve insanlığa vakfetmiş insanları zan altında tutacaklardı. Bu kadar açık delillerle ortaya çıkartılmış Ergenekon terör örgütü ortada dururken ve bunlara karşı herhangi bir tavır takınılmazken, bugüne kadar hiçbir şekilde şiddete başvurmamış bir camiaya silahlar yerleştirilerek terör örgütü ilan etme girişimi nasıl izah edilir? Dün Ahmet Altan'ın da yazdığı gibi, planı hazırlayanlar silahlı terör örgütü olduğunu düşünmediği bir grubun çeşitli entrikalarla öyle görünmesini sağlamayı amaçlıyor.

Bundan sonra ne zaman böyle bir iftira atılsa bileceğiz ki bu, Harekât Başkanlığı'nın hazırladığı plan gibi iftiracı bir planın uygulanmasından başka bir şey değil. Yani bu çağda gazetecilerin hayatı, ordu ya da devlet içinde birtakım işgüzarların millete ve topluma karşı yaptığı andıçlamaları yazmakla mı geçecek? Askeriye ne zaman asıl görevine dönecek, asıl ilgilenmesi gereken konulara kafa yormaya başlayacak, merakla bekliyoruz. Ordunun yıpratılmaması konusuna biraz da, ordu içerisindeki bazı işgüzarların hassasiyet göstermesini diliyoruz.

Genelkurmay Başkanlığı, Nisan 2009 tarihini taşıyan ve henüz mürekkebi bile kurumamış bu belgeyle ilgili olarak soruşturma başlattı. Bakalım bu nasıl bir soruşturma ve nasıl sonuçlanacak? Daha öncekiler gibi, araştırıp araştırıp böyle bir şeyin olmadığına mı kanaat getirecekler? Yoksa diğer belgelerde olduğu gibi 'Bu belgeyi kim sızdırdı?' diye içeriye veryansın mı edecekler? Yoksa 'Bu ülkenin en şerefli insanlarına nasıl iftira tertip edersiniz?' diye bu işi tezgâhlamaya kalkan işgüzarlara müstahak oldukları cezayı mı verecekler? Kamu vicdanı olarak bunu hep birlikte izleyip göreceğiz.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim