1. YAZARLAR

  2. İbrahim Sediyani

  3. Kalbimi Çocuklarımın Diri Diri Yandığı Ludwigshafen’a Gömün
İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Kalbimi Çocuklarımın Diri Diri Yandığı Ludwigshafen’a Gömün

A+A-

3 Şubat 2008 Pazar akşamı saat 16:22’de Almanya’nın Renanya – Palatina (Rheinland – Pfalz) eyaletinde, merkezi Neustadt an der Weinstraße olan Ren Hessen – Palatina (Rheinhessen – Pfalz) iline bağlı Ludwigshafen am Rhein ilçesinde meydana gelen yangın, Almanya’nın da, Türkiye’nin de gündemini bir anda değiştirdi. 163 bin 560 nüfûslu kentteki Danzig Meydanı 32 adresinde bir apartmanda çıkan yangında 5’i çocuk, 4’ü de kadın olmak üzere 9 kişi diri diri yanarak feci şekilde can verdi. Ölen kadınlardan biri hamileydi, iki canlıydı, yani aslında 10 kişiydi yitirdiklerimiz.

Gaziantepli ve akraba ailelere mensup olan bu vatandaşlarımızın ad ve yaşları şöyle: Medine Kaplan (48), Hülya Kaplan (31), Belma Özkaplı (22), Döne Kaplan (21), Dilara Kaplan (11), Karanfil Kaplan (4), Kâmil Kaplan (3), Kenan Kaplan (2) ve İlyas Çalar (2).

Yangının çıkış sebebi henüz bilinmiyor. Konuyla ilgili soruşturma çok yönlü olarak sürdürülürken olayın Neo – Naziler tarafından gerçekleştirilen ırkçı bir kundaklama olduğu yönünde yaygın bir kanaat var. Başta Türkiye kökenliler olmak üzere Almanya’daki göçmen topluluklar, bu hadisenin Mölln ve Solingen facialar zincirinin yeni bir halkası olduğunu düşünüyor. Yanan binanın eskiden Neo – Naziler tarafından örgütlenme merkezi olarak kullanılan bir bina olmasından dolayı nostaljik anlamının bulunması, yangının görgü şahidleri olan ve aynı binada yaşayan 7 ve 9 yaşlarındaki iki kız çocuğunun verdikleri ifadede yangın çıkarmak isteyen ve bir elinde de bira şişesi bulunan Alman genci gördüklerini söylemeleri bu kanaatleri güçlendiriyor. Yangın, “Fasching” adındaki karnaval yürüyüşünün sokaktan geçtiği sırada başlıyor. Çocukların verdiği ifadeye göre dış kapıdan içeriye giren sarhoş bir Alman, ucunda alev olan bir değneği zemin salonunda duran bebek arabalarının altına atarak kaçıyor ve yangın başlıyor.

3 Şubat Pazar akşamı meydana gelen yangından bir gün sonra, 4 Şubat Pazartesi sabahından itibaren bütün Alman ve Türk medyası Ludwigshafen kentinde adeta kamp kurdu. Hatta İngiliz ve Fransız basın mensupları dahi oradaydılar. Federal Almanya Cumhuriyeti (FAC) ve Türkiye Cumhuriyeti (TC) devletlerinin önemli yönetici ve yetkilileri sırasıyla kenti ziyaret ettiler, ölenler anısına dua edip çelenk bıraktılar ve incelemelerde bulundular.

Olayın olduğu hafta boyunca Ludwigshafen’daydık, bütün haftayı bu kentte geçirdik. Bir hafta boyunca neredeyse kendi ailemizi ve çocuklarımızı terk edip Ludwigshafen’ı memleket seçtik. Yaşanan acıyı bizler de yüreğimizde hissettik.

Bir hafta boyunca çok görüştük, çok tartıştık, çok dinledik, çok konuştuk ve çok yazdık. Ama bazen, saatler boyunca konuşsanız ve sayfalar dolusu yazsanız bile derdinizi ve acınızı anlatamazsınız da, bir tek fotoğraf karesi her şeyi ama her şeyi anlatabilir. İşte bu sebepten dolayı, yaşanan dramı sizlere sözcüklerle ve cümlelerle değil, fotoğraf kareleriyle anlatmak istedim. Tamamını kendim çektiğim resimlerle hazırladığım bu fotoğraf albümü, 3 Şubat – 10 Şubat günleri arasında Ludwigshafen’da yaşanan gelişmeleri saat saat anlatan bir belge olarak tarihe tanıklık etsin istiyoruz. Yangın 3 Şubat Pazar çıktı, cenazeler ise 10 Şubat Pazar namazları kılındıktan sonra memleketlerine gönderildi. 4 Şubat Pazartesi günü çocuklar bende olduğu için, ben 5 Şubat Salı sabahından itibaren Ludwigshafen kentindeydim. 5 Şubat Salı’dan 9 Şubat Cumartesi’ye kadar tam 5 gün oradaydım. Cenazelerin kalktığı 10 Şubat Pazar günü ise Başbakan Erdoğan’ı dinlemek için Köln kentine gitmiştim. Hazırladığım fotoğraf albümü, 5 – 9 Şubat günlerini kapsıyor:

 

3 ŞUBAT PAZAR

Akşam saat 16:22’de yangın çıktı. Gaziantepli ve akraba ailelere mensup olan Medine Kaplan (48), Hülya Kaplan (31), Belma Özkaplı (22), Döne Kaplan (21), Dilara Kaplan (11), Karanfil Kaplan (4), Kâmil Kaplan (3), Kenan Kaplan (2) ve İlyas Çalar (2) yanarak can verdiler.

 

4 ŞUBAT PAZARTESİ

Federal Almanya Cumhuriyeti Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer, Renenya – Palatina Eyaleti Başbakanı ve Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Kurt Beck ve Ludwigshafen Belediye Başkanı Dr. Eva Lohse olay yerine gelerek inceleme yaptılar. Mağdur ailelere ilk aşamada 5 bin Avro yardım yapılacağı açıklandı.

 

5 ŞUBAT SALI

Sabah erkenden Ludwigshafen kentine geldim. Olay yeri mahşer gibiydi. Yanan binayı gördüm, yakınlarını kaybeden ailelerle görüştüm.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik, Diyanet İşleri Türk – İslam Birliği (DİTİB) Başkanı Sadi Arslan, TC Mainz Başkonsolosu Aydan Yamanca ve TC Frankfurt Başkonsolosu Salih Boğaç Güldere kente geldiler. Kafileyle birlikte önce, mağdur aileye ait lokale gidildi, ardından Mevlana Camiî’nde toplandı. Daha sonra Ren Palatina Emniyet Müdürlüğü Binası’nda aralarında Ludwigshafen Belediye Başkanı Eva Lohse’nin de bulunduğu Alman yetkililerle basına kapalı bir görüşme yapıldıktan sonra olay yerine gidildi.

Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik, yangında annesini, hanımını ve iki çocuğunu birden kaybeden bedensel engelli Kâmil Kaplan ile akrabalarını yitiren Cevdet Kaplan’a başsağlığı diliyor

Olayın görgü şahidleri olan ve yangında en yakın akrabalarını kaybeden 7 ve 9 yaşlarındaki Aylin ve Bedriye Kaplan isimli bu çocuklar, yangından bir gün sonra yaptıkları açıklamayla dünyanın gündemini bir anda değiştirdiler. Aylin ve Bedriye’nin verdiği ifadeye göre, dış kapıdan içeriye giren ve bir elinde de bira şişesi olan sarhoş bir Alman, ucunda alev olan bir değneği zemin salonunda duran bebek arabalarının altına atarak kaçıyor ve yangın başlıyor. Çocuklar kundakçıyı ve yangının çıkış anını bizzat gördüklerini söylediler.

Diyanet İşleri Türk – İslam Birliği (DİTİB) Başkanı Sadi Arslan, TC Mainz Başkonsolosu Aydan Yamanca, TC Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik ve TC Frankfurt Başkonsolosu Salih Boğaç Güldere, Ludwigshafen kentinde cenazelerin tutulduğu Mevlana Camiî’nde halkla istişare ediyorlar

Türk yetkililer, Mevlana Camiî’nden ayrıldıktan sonra Ren Palatina Emniyet Müdürlüğü Binası’nda Alman yetkililerle basına kapalı bir görüşme yaptıktan sonra olay yerine gitmek üzere binadan ayrılıyorlar. Heyetin içinde Ludwigshafen Belediye Başkanı Dr. Eva Lohse (kapı ağzındaki bayan) de var

Belediye Başkanı Eva Lohse ve Büyükelçi M. Ali İrtemçelik, 9 kişinin yanarak can verdiği binanın önüne çelenk bırakıyorlar.

 

6 ŞUBAT ÇARŞAMBA

Bugün hareketli bir gündü. Türkiye Cumhuriyeti Yurtdışındaki Türkler’den Sorumlu Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu Türkiye’den apar topar gelerek Ludwigshafen’da incelemelerde bulundu. Yazıcıoğlu’na Federal Almanya Cumhuriyeti Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer eşlik etti. Yazıcıoğlu önce Mevlana Camiî’ne gitti, daha sonra Maria Böhmer ile birlikte olay yerine gelerek yanan binanın önüne çelenk koydu. Akşam saatlerinde ise Yazıcıoğlu, mağdur ailelerle birlikte bir basın toplantısı düzenledi.

Bugün, Alman devlet ikinci kanalı olan ZDF televizyonu benimle bir mülakat yaptı. Canlı yayında konuyla ilgili düşüncelerimi söyledim.

3 Şubat Pazar akşamı yanan bu binada 5’i çocuk, biri hamile 4 kadın olmak üzere Gaziantepli 9 vatandaşımız feci şekilde yanarak can verdiler

Facia üzerine Türkiye’den apar topar Ludwigshafen’a gelen Türkiye Cumhuriyeti Yurtdışındaki Türkler’den Sorumlu Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, kentteki DİTİB Mevlana Camiî’nde ölenlerin yakınlarıyla buluşarak teselli verdi

Mustafa Said Yazıcıoğlu, Federal Almanya Cumhuriyeti Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer (solda) ile birlikte olay yerinde, yanan evin önünde

M. Said Yazıcıoğlu, Ludwigshafen kentinde vatandaşlarla görüşüyor

Ludwigshafen’ın Oppau semtinde bulunan itfaiye binasında Alman yetkililer konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Soldan sağa: Ludwigshafen Belediye Başkan Yardımcısı Wilhelm Zeiser, Ludwigshafen Belediye Başkanı Dr. Eva Lohse, Frankenthal Eyalet Yüksek Savcısı Lothar Liebig ve Ren Palatina Emniyet Müdürü Wolfgang Fromm

Devlet Bakanı M. Said Yazıcıoğlu, yanan bina ile binada hayatını kaybeden aileye ait işyerinin tam ortasında bulunan Das Haus (Ev) adlı konferans salonunda mağdur aile ile birlikte basın toplantısı düzenliyor

 

7 ŞUBAT PERŞEMBE

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte geldi. Erdoğan’ı Kurt Beck, Maria Böhmer ve Eva Lohse karşıladılar. Erdoğan’ın yanında Sivas milletvekili ve Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu da vardı. Yanan binanın önüne çelenk koyan Erdoğan burada bir de konuşma yaptı. Erdoğan konuşmasında hem Alman hem de Türk kamuoyuna seslendi ve iki tarafı da itidalli olmaya çağırdı. İnsanlığın ortak değerlerine vurgu yapan Erdoğan, İslam Medeniyeti’nin evrensel mesajına atıflarda bulundu. Erdoğan’ın konuşması bilhassa Alman kamuoyunda büyük takdir topladı ve günlerce konuşuldu. Alman yetkililer ve medyası, Erdoğan’ı “örnek alınması gereken büyük bir lider” olarak tanımladılar. Hayranlıkla dinlediğim Erdoğan, konuşmasında özet olarak şunları söyledi:

“Yaşanan acı, barış sürecinin farklı başlangıcına vesile olsun. Almanya gerçekten bizlere kucağını açmıştır. Almanya’ya gelen vatandaşlarımız içerisinde Türkiye’nin dört bir yanından insanımız vardı. O günden bugüne Almanya topraklarında yaklaşık 3 milyon insanımız yaşıyor. Sizler Alman ekonomisine bütün imkân ve gücünüzle katkıda bulunurken, burada bir yaşam da sürdürüyorsunuz. Sizler bir başarı medeniyetinin elçileri olarak aynı zamanda Almanya’dasınız. Bizim medeniyetimizde barış, sevgi ve kardeşlik vardır. Bu medeniyet 9 evladını ebediyete intikal etti. 9 vatandaşımıza öncelikle Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum. Acımız büyük. Milletçe acımız büyük. Ama görüştüğüm Alman dostlarım ‘Bizim de acımız büyük’ diyorlar. Az önce eyalet başbakanını de dinledik. İnanıyorum ki, aynı acıyı o da paylaşıyordur. İnsanlık uzun bir yolculuk içindedir ve bu yolculukta bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntıları biz ülke topraklarımızda da yaşıyoruz. Bu olay esnasında gerek Alman polisi gerekse itfaiyesi, elinden gelen gayreti göstermiştir. Bizim tabii beklentimiz, arzumuz bütün incelemelerin ve araştırmaların hassasiyetle sonuçlandırılmasıdır. Bakanımla beraber, dört uzman arkadaşımızı da buraya gönderdik. Alman heyetlerle birlikte bu çalışmaları yürütüyorlar. Bu çalışmanın süratle tamamlanması ve aydınlatılması, sizleri de bizleri de fazlasıyla rahatlatacak. Acı büyük. Gerek polis gerekse itfaiyenin çalışmaları olmasaydı bu acı daha da büyük olacaktı. Şu anda 20 vatandaşımız hastanede yatıyor. Onlara da Allah’tan şifalar diliyorum. Bazılarını ziyaret etmeye çalışacağız. Kurtulanlar var. Bundan dolayı da ayrıca mutluyuz. Son dönemlerde bazı şeyler bizleri üzmüyor değil. Önce kendi medyamıza ardından da Alman medyasına sesleniyorum: Gelin Türkiye’nin Almanya ile olan dostluğumuzu pekiştirmeye yardımcı olun. Aramızdaki barışı yok edecek unsurlara lütfen başlıklarınızda, köşe yazılarınızda yer vermeyin. Farklı dinlerin mensupları olabiliriz. Farklı dilleri konuşabiliriz. Farklı ırktan olabiliriz. Farklı milliyetleri de oluşturabiliriz. Ama unutmayalım ki hepimiz de insanız. Bu bizim ortak paydamız. Biz istisnanız hepinizi seviyoruz. Çünkü bizim medeniyetimde yaratılana, Yaratan’dan ötürü bir sevgi var. Bu insanlara bakış açımız. Bu nedenle temin ederim gibi bu acının barış ve dayanışma sürecinin farklı bir başlangıcı olur."

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan geleceği için vatandaşlar büyük bir kalabalık halinde olay yerine akın ediyorlar. Bazıları ellerinde ilginç pankartlar taşıyor. Bir grup bayanın taşıdığı bu pankartta “Dün yahudîler, bugün müslümanlar” yazıyor

Türkiye Başbakanı’nı karşılamaya çok sayıda Alman da geldi ve onlar da ilginç pankartlar taşıyorlardı. Kırmızı bölümde “Dün Solingen, bugün Ludwigshafen. Yarın?”, beyaz bölümde ise “Hitler yalnız değildi, Koch da değil” yazıyor (Kastedilen kişi, 27 Ocak’taki eyalet seçimleri öncesi yabancı karşıtı söylemlerle ırkçılığa davetiye çıkaran CDU’lu Hessen Eyeleti Başbakanı Roland Koch)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte olay yerinde

İki devletin üst düzey isimleri yanan evin önünde: Emine Erdoğan (solda), Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu (soldan dördüncü), Ludwigshafen Belediye Başkanı Dr. Eva Lohse (soldan altıncı), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan (ön sırada solda), Almanya Sosyaldemokrat Parti (SPD) Genel Başkanı ve Renanya – Palatina Eyaleti Başbakanı Kurt Beck (ön sırada ortada) ve Almanya Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer (ön sırada sağda)

Recep Tayyip Erdoğan ile Kurt Beck, yanan binanın önüne, hayatını kaybedenlerin anısına çelenk bırakıyorlar

Başbakan Erdoğan, yangın faciasında akrabalarını kaybeden mağdurlarla görüşüp başsağlığı diliyor

Erdoğan’ın mağdur ailelerle görüşmesinde duygusal anlar yaşandı

 

8 ŞUBAT CUMA

Bugün İstanbul – Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül kente geldi ve yanan binanın önüne çelenk koydu. Yangın faciasından sonraki ilk Cuma namazı kılındı bugün. Cuma namazını Ludwigshafen Mevlana Camiî’nde kıldım.

İlginç bir olay yaşandı bugün: Mustafa Sarıgül ile İbrahim Sediyani birlikte Cuma namazı kıldılar, aynı safta, yan yana. Biri laik – kemalist ideolojinin bayraktarlığını yapan bir partinin liderliğine aday olan politikacı, diğeri ise Allah’tan başka ilah olmadığına inanan İslamî bir yazar. İkisi yan yana saf bağlıyor, Allah’a secde ediyorlar. En ilginci, namaz kıldıkları camiînin adı “Mevlana”, “ne olursan ol yine gel” diyen Mevlânâ.

İstanbul – Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül olay yerinde

Yangın faciasından sonraki ilk Cuma namazı. Ludwigshafen Mevlana Camiî’nde kılınan Cuma namazından önce aralarında Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün (ikinci sıra, soldan ikinci) de bulunduğu cemaat, hayatını kaybeden vatandaşlar için topluca dua etti

Cumhuriyet Halk Partsi (CHP)’nin liderliğine soyunan Mustafa Sarıgül namaz kılıyor. Sarıgül’ün alnının secdeye vardığı an

 

9 ŞUBAT CUMARTESİ

Bugün Ludwigshafen’de bol bol resim çektim, şehrin yetkilileriyle ve mağdur aile bireyleriyle konuştum.

Yanan evin önüne gelen ilkokul çocukları, okulda çizdikleri ilginç resimleri buraya asıyorlar. İşte onlardan biri. Alman ve Türk bayraklarının ortasındaki güneşin içinde Almanca “barış” yazıyor

Bazı çocuklar oyuncaklarını bırakıyorlar. Arka planda yanan bina, ön planda ise küçük bir ayıcık

Yüzlerce sayfalık bir makalenin anlatamadığını bazen bir tek fotoğraf anlatır, onlarca mısralık bir şiirin anlatamadığını bazen bir tek bakış anlatır. Yanan binanın önünde duran bu küçük kızın bakışları her şeyi ne güzel anlatıyor, değil mi? (Çektiğim bu fotoğraftan dolayı birçok kişiden tebrik aldım)

İlginç bir afiş. Türkler’i temsilen siyah saçlı ve bıyıklı biri ile Almanlar’ı temsilen sarı saçlı ve bıyıksız biri el sıkışıyorlar. Üzerlerinde ise “biz birlikte güçlüyüz” yazıyor

Bir çocuğun çizdiği bu resimde “neden?” diye soruluyor

Ön planda oyuncaklar, arka planda 9 kişinin yanarak can verdiği bina

Yangında hayatlarını kaybeden ailenin Alman komşuları Astrid Jochen (36) ve Jennifer Cabir (28), komşuları için gözyaşı döküyorlar

Her şey o kadar anlamlı ki

Yanarak can veren 11 yaşındaki Dilara Kaplan’ın ilkokul ve 4 yaşındaki Karanfil Kaplan’ın anaokulu arkadaşları şunları yazmışlar: “Sevgili Dilara, sevgili Karanfil! Sizi özlüyoruz ve sizi her zaman kalbimizde yaşatacağız”

“Seni sevmek hazalım / hani büyük kırmızı güllerin kenarları siyâh / ve sanki YANMIŞ olur ya…”

Yitirdiğimiz 9 canımız

 

10 ŞUBAT PAZAR

Bugün cenazeler ailelere teslim edildi. Saat 12.30’da, yanan binanın önünde tabutları ay – yıldızlı bayrağa sarılı 9 cenaze yan yana dizildi. Kılınan cenaze namazına onbinlerce vatandaş katıldı. Kente gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal da cenaze namazına iştirak etti. Namazın ardından konvoy halinde Frankfurt Havaalanı’na gidildi. Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla özel olarak hazırlanan bir uçakla cenazeler Gaziantep’e gitti. 9 gurbetçimiz, memleketlerine “kesin dönüş” yaptılar.

Ancak cenazelerin kaldırıldığı bugün ben Ludwigshafen’da değildim. Başbakan Erdoğan’ı dinlemek için Köln kentindeydim. Erdoğan’ın Köln Arena’da 20 bin kişilik bir kalabalık önünde yaptığı muhteşem konuşma, Almanya’yı adeta yerinden sarstı. Günlerce Erdoğan’ın konuşmasını tartışan Alman kamuoyu, politikacıları ve medyası, bu tartışmayı halen dahi noktalayabilmiş değiller.

Bir sonraki yazımızda Erdoğan’ın Köln konuşmasını değerlendirmek isteriz. O zamana kadar kimse bizi yakmazsa tabiî.

(Fotoğraflar: İbrahim Sediyani)

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum