1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. İSTANBUL

  4. Kâğıthane’de Doğu Türkistan Zulmüne Protesto
Kâğıthane’de Doğu Türkistan Zulmüne Protesto

Kâğıthane’de Doğu Türkistan Zulmüne Protesto

Kâğıthane Kardeşlik Platformu çağrısıyla bir araya gelen Müslümanlar Çin’in Doğu Türkistan'daki zulmü ve katliamlarını protesto etti.

A+A-

Kâğıthane Sanayi Mahallesi Merkez Camii önünde ikindi namazı sonrası çıkışında gerçekleştirilen basın açıklamasında “Kahrolsun Çin Emperyalizmi, Yaşasın İslam Kardeşliği” pankartı açıldı. Eylemin basın açıklamasını Muharrem Altay okudu.

kagithane-20150706-01.jpg

kagithane-20150706-02.jpg

kagithane-20150706-03.jpg

kagithane-20150706-04.jpg

kagithane-20150706-05.jpg

Basın Açıklaması Metni:

DOĞU TÜRKİSTAN’DA ÇİN İŞKENCESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.

‘Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! (İbrahim 42) Kuran-ı Kerim

 “Kâğıthane Kardeşlik Platformu” olarak yaptığımız bu basın açıklamasının amacı Doğu Türkistan’daki Müslüman kardeşlerimize yapılan Çin zulmü hakkında farkındalık oluşturmaktır.

Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman kardeşlerimiz inançlarından ötürü, Çin Devleti tarafından türlü işkencelere tabi tutulmaktadır. Hukuksal hakları yok sayılmakta ve yaşama hakları ellerinden alınmaktadır.

Çin Halk Cumhuriyeti dini ve etnik bir soykırım uygulamaktadır. Bu işkencelere, cinayetlere tanıklık edip sosyal medya ile dünyaya duyurmaya çalışan Müslümanlar ise idam edilmektedir.

İnançları gereği oruç tutan Müslümanların, oruç tutması yasaklanmaktadır. Oruç tutanları silah tehdidi ile sıraya dizip zorla içki içirtmektedirler.  Müslümanların çocuk doğurması yasaktır. Hamile olan Müslüman kadınların bebekleri kürtaj ile alınmaktadır. Hali hazırda doğmuş olanlar ise Çin devleti tarafından zorla alınıp asimile edilmektedir.

Anne karnındaki 7-8 aylık çocukları dahi gözünü kırpmadan kürtaj yaparak katleden Çinliler, evlere baskın düzenliyor. Müslüman kardeşlerimizi akla hayale gelmeyecek işkencelere tabi tutuyorlar.

Çinli çeteler Doğu Türkistanlı Müslüman mahallelerinde Müslüman bacılarımıza sarkıntılık ediyor, çıkan olaylara Çin polisi, müdahale etmiyor; ettiğinde de sadece Müslüman gençleri tutukluyor. Doğu Türkistanlı genç kızlar, istihdam bahanesiyle zorunlu göçe tabi tutularak, ailelerinden adeta sökülüp alınıyor. Son alarak Çin’in iç bölgelerine götürülen 500 bin genç kız, kölelere dahi reva görülmeyecek ortamlarda, karın tokluğuna çalıştırılırken, pek çoğu da zorla ahlaksız ortamlarda insanların zevk ve sefalarına sunuluyor. Karşı çıkanlar, ise en ağır Çin işkencelerine maruz bırakılırken, pek çoğu bu işkencelerde hayatını kaybediyor.

Ailelerinden alınan 500 bin genç kızın yerine, hemen Çinli göçmenleri yerleştiren katil Çin, burada sürdürdüğü sinsi asimilasyon projesini uyguluyor. Doğu Türkistanlıların aile geleneklerini söndürmek, neslinin artmasını ve iffetli annelerin azalmasını hedefleyen Çin, tüm dünyaya hakim kılmaya çalıştığı ekonomik gücünün altında yatan ucuz iş gücünü de bu yolla sağlamış oluyor.

Sözde ekonomik ve istihdam önlemleri adı altında gizledikleri asıl amaçlarına, dünyanın gözünü boyayıp, soysuzca katliamlarına devam eden Çin, resmi sayısı 35 milyonu geçen bir Müslüman halkı tarih sahnesinden ve coğrafyadan silmeye çalışıyor.

Korkularından evlerinden çıkamayan Müslümanların evlerinden çıkarılması için elektrik ve suları kesiliyor, kapıdan çıkmak zorunda bırakılan Doğu Türkistanlı Müslüman, Çinli çetelerce ölümüne dövülüyor ve bazen de öldürülüyor. Bunları bir Avrupalı bebek veya çocuk yaşasa idi UNICEF, Avrupa insan hakları konseyi, Birleşmiş milletler çoktan ayağa kalkmıştı. Yaşama hakkı, konu Müslümanlar olunca devre dışı kalıyor nedense!  Dünya ve Avrupa; insan hakları sözleşmesi gereğince bu vahşi ülke için bir takım adımlar atabilecekken neden kör! Neden sağır! Neden dilsiz kalıyor! Her zaman olduğu gibi sözüm ona çağdaş dünya elleriyle yaptığı putları yemeyi tercih ediyor! Bu putlardan biri de İnsan Hakları Sözleşmesidir. İnsan Hakları Sözleşmesinin başına “Müslüman olmayan” kelimesi ekleyerek. “MÜSLÜMAN OLMAYANLAR İÇİN İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ” diye değiştirilsin. Bu vahşetin devam etmesi ve buna göz yumulması insanlığın sonudur.

Bu zulüm durmalı. Onlar Müslüman değil de Hıristiyan, Yahudi olsaydı dünya ayağa kalkar ve herkes onlardan olurdu. Peki, bu dünyanın suskunluğu, zulme uğrayanların Suriye’de, Irak’ta, Çeçenistan’da, Afganistan’da ve dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Doğu Türkistan’da da Müslüman oluşuna mıdır? Unutulan bir şey var ki onlar da herkes kadar insan ve yaşama hakları var. Birleşmiş Millet Çetesini ve onun elebaşı, Emperyalist ABD’yi buna sessiz kalan tüm Müslüman ülkeleri de kınıyoruz. Orada yaşayan ve o zulme maruz kalan siz de biz de olabilirdik. Peki dünya bu kadar sessiz kalsaydı biz ne hissederdik!..

Bizler Kâğıthane Kardeşlik Platformu olarak zulme uğrayan kim olursa olsun, zulüm kim tarafından yapılırsa yapılsın safımızın mazlumların yanında zalimlerin karşısında olduğunu belirtiyoruz. Bunun bir tercih değil Rabbimizin bir emri gereği olduğunun da bilinmesini istiyoruz.

Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılapla devrileceklerini pek yakında göreceklerdir! (Şuara227) Kuran-ı Kerim

Kahrolsun Emperyalist Çin!

Yaşasın İslam Kardeşliği!

HABERE YORUM KAT