1. YAZARLAR

  2. Leyla İpekçi

  3. ‘Kâğıt parçası’ndan uçak yapanlara
Leyla İpekçi

Leyla İpekçi

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Kâğıt parçası’ndan uçak yapanlara

A+A-

Yalnız Deniz Baykal için değil pek çok yazar çizer arkadaşımız için de ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın gerçek olma ihtimali hiç önemli değil. Baykal gibi sadece zamanlamayı eleştirenler de var. İhbarcıyı neredeyse kırmızı bültenle arayanlar da.

“Bu zamanda, bu konjonktürde ne darbesi” diye sarkastik bir tonla vaaz verenler de var. “Darbe olsaydı bunu alkışlayanlar çok olacaktı” diyerek ıslak imzalı kâğıt parçasından kâğıt uçak yapmak suretiyle onun içini boşaltanlar da.


Halkın bir kısmı darbeyi normal buluyorsa, bu eğilimi meşrulaştırmak mı olmalı size düşen? Halkın darbe beklentisini besleyen irtica tehditlerinin pek çoğunun yalan haber ve provokasyon olarak tezgâhlandığına 28 Şubat’tan beri defalarca tanıklık eden siz değilmişsiniz gibi.

Madem bu ülkede çok sayıda böyle insan var, sizin gibi aydınların vicdanı onları bıyık altından gülümsetmekle değil, onlara darbenin kanlı yüzünü göstermekle huzur bulmaz mı?


12 Eylül darbesi de pat diye gelmemişti. Buradan başlayabilirsiniz anlatmaya. “Ortamın olgunlaşması için, bugün ortaya çıkarılan planların çok ama çok benzerleri o vakit maalesef pratiğe dökülmüştü” diyerek hatırlatabilirsiniz o kanlı yılları.

Aydınlar katledilmiş, sağ sol çatışmasını provoke etmek veya Alevi-Sünni çatışmasını kaşımak için çeşitli katliamlar gerçekleştirilmişti. Tabii burada sayamayacağım nice başka kanlı suikast da uygulamaya konmuştu. Yaşanan acıları, darbe sonrası gerçekleşen infaz ve işkenceleri de anlatmalısınız.


Bugünkü sarkastik gülümseyişiniz eminim, bunları anlatırken yerini acılı bir yüze bırakacaktır.


Bugün ortaya çıkarılan senaryoların bazılarını gerçekleştirmek için ortam olgunlaştırmaya çalışanların daha iki yıl önce mahkeme önlerinde aydınları hedef gösterip halkı galeyana getirdiklerinden de bahsetmelisiniz katıldığınız televizyon programlarında.

Cumhurbaşkanlığı seçimi süresince medyada yapılan dezenformasyonlardan, parti kapatmak için ortaya atılan gerekçelerinin hukuksuzluğundan bahsetmeniz de gerekecek tabii. E muhtıra günlerinde takındığınız ‘her tarafa eşit mesafe’ adına hakkaniyetten uzak tavrınızdan da.

Cumhuriyetçi görünen birtakım sivil toplum örgütü üyelerinin, adaletle hiçbir işi olmasa da aydın ve demokrat avcılığı yapmaktan hiç gocunmayan avukat ve hukukçuların, Atatürk sevgisinin arkasına sığınan eli kanlı çetelerin cirit attığı bir ülkede yaşadığımız gerçeğiyle de onları yüzleştirmelisiniz.

“Bunları bugün Ergenekon soruşturmaları sayesinde öğrendik” demek maalesef size zor geliyor ama ne yapalım ki gerçek bu.


Tüm bu hukuksuzluklar herhangi bir aşamada gerçekleşseydi bugün suça ve adaletsizliğe bulaşmış kişiler sorgulanabilecek miydi? Yoksa eylemlerine devam mı ediyor olacaklardı diye de sormalısınız.


Peki, darbe planlarından bir tanesi gerçekleşseydi siyasi komplolarla, yandaş tartışmalarıyla insanları oyaladığınız, vicdanlarını esir aldığınız için rahat uyuyacak mıydınız?

Alevi-Sünni çatışması çıkartmaya çalışanlar, Ankara’nın ve İstanbul’un göbeğinde bomba dolu kamyon dolaştıranlar, çeşitli yazarlara, aydınlara, din adamlarına ve ülkenin başbakanına suikast krokileri hazırlayanlar akademik kariyer için mi planlamıştı bunları?

Ya Dink ve Danıştay’ın katillerinin derin ilişkileri ortaya çıkmasaydı? Denizlerden, toprak altlarından, arazilerden çıkarılan yüzlerce ağır silah, mermi ve patlayıcıdan birkaçı bu süreçte patlasaydı?

Birçoklarının kâğıt parçası dediği ıslak imzalı belgenin yalnızca bir belge olarak arşivlere kaldırılacağını mı sanıyordunuz yoksa?

Ergenekon’un hükümetler üstü bir oluşum olduğunu en çok onun dolaylı avukatlığına soyunan sizler biliyorsunuz. Fakat hukuku pasifize etme yöntemlerine ve saptırılmış bilgilere başvurmaktan başka çareniz kalmadı.


Hak ve adalet için mücadele eden bizleri ‘hükümet yaltakçısı’ diye yaftalamakla, ona buna hedef göstermekle meşgulsünüz. Tabii darbe isteyenlere çanak tuttuğunuzun hiç farkında olmadığınızdan da eminim.


Devam edin. Artık sizi tanıyoruz. Tıpkı darbeyi planlayanlar gibi, darbe yapmanın suç olduğunu, başarılı olmadığında ise başınıza –en azından halkın vicdanında- gelecekleri farkındasınız.

‘411 el kaosa kalktı’ manşeti atan, 27 Nisan’da hükümete uzlaşması yönünde tehdit savuran, Dink’in hedef gösterilmesine katkı sağlayan sizler suçu meşrulaştırdığınız için özür dilemeyeceksiniz.


Ama gerçeğin üzerini en kalın örtülerle de örtseniz, hakkaniyet ve adalet talep edenlerin ruhunu yok edemezsiniz.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT