1. YAZARLAR

  2. Cengiz Çandar

  3. 'Kafes'e girmeyenlere Bayram tebriki...
Cengiz Çandar

Cengiz Çandar

Yazarın Tüm Yazıları >

'Kafes'e girmeyenlere Bayram tebriki...

A+A-

Tam Bayram arifesinde “Kafes Operasyonu” ya da “Deniz Kuvvetleri Cuntası” ile ilgili tutuklama haberi geldi. Bir yarbay ile iki albay, Bayram’a “Kafes”te girecekler.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bayram arifesinin arifesinde medyanın “Kafes Operasyonu Eylem Planı” ve “Cunta” konusundaki utanç verici kayıtsızlığını gündeme getirmiş, “özellikle çok güçlü medya organlarının gazete ve televizyonlarında bir cümleyi bulmanın mümkün olmadığını” söyleyerek “Bu senaryo ise bu niçin yalandır, varsa bir bilginiz bunu söyleyin. Türkiye’de demokrasinin müdahalelerden kurtulması için, Türkiye nasıl şu yedi yıl içinde 55’e yakın mafya tipi örgütlenmeden kurtulduysa buna benzer örgütlenmelerden kurtulsun, Batı tipi bir ülke olsun, AB standartlarında bir ülke haline gelsin diye o güzel kalemlerden kelimeler dökülse çok mutlu olacağız” demişti.

Bülent Arınç, TSK’nın komuta kademesine de bir çağrıda bulunarak “Türkiye’de hiçbir şey gizli kalmıyor. Onun için kurumların, şimdiden kendisini buna alıştırması lâzım. Yönetimleri şeffaf olmalı, hesap verebilir olmalı. Buna ulaşamayan hiçbir kurum yıpranmaktan kurtulamayacaktır. Yıpranmamanın tek yolu vardır, çıkıp hesap verebilmek. Üstünü örtmek veya topu taca atmak değil” diye konuşmuştu.

Başbakan Yardımcısı’nın sözünü ettiği “çok güçlü medya organları”nın yönetici ya da “o güzel kalemleri” neyle uğraşıyorlar dersiniz?

Türkiye’nin “Batı tipi bir ülke olması”, “AB standartlarında bir ülke haline gelmesi” için mi uğraşıyorlar?

İzmir’de, Ege’de “Güneydoğu olmasa biz çoktan Avrupa Birliği’ne girmiştik” diye bir düşüncenin yerleşmekte olduğunu ileri sürerek, demokrasi yanlılarına yönelik polemiklerini sürdürüyorlar. Bu düşüncenin İzmir’de, Ege’de yerleşmekte olmasından ziyade, kimi medya yöneticileri ve “o güzel kalemler”in kafasında çoktandır yerleşik olduğunu biliyorum.

Sanki AB, “İzmirli, Egeli modern yaşam guruları”nın bu ülkenin halkının çok önemli bölümüne dönük “ayırımcı, faşizan bakışları”nın paylaşıldığı bir “değerler sistemi arenası” idiydi de, “Güneydoğu’suz Türkiye”nin AB’ye katılma şansı yüksek olacaktı.

Bu hastalıklı kafa yapısının, “Cuntalar”la, “Ergenekon”la Türkiye’nin geleceğinin selameti bakımından uğraşması mümkün mü?

*** *** ***

“Darbeciler” ve “Cuntacılar” ilişkin Türkiye tarihinin en önemli soruşturması olan Ergenekon’a ilişkin bilinçli ve sistemli bir “karartma” halindeki “o güzel kalemler”in son günlerde en önemli referans noktaları, “Türkiye uzmanı” diye sunulan Gareth Jenkins adlı bir yabancı gazeteci. Bu kişi, Ergenekon iddianamelerinin tümünü okumuş, beğenmemiş ve yetmemiş bir de Amerika turuna çıkıp, Amerikalılara Ergenekon’un “ciddiye alınmaması” konusunda “lobi” yürütüyor.

“O güzel kalemler” şimdi bize çağrıda bulunuyor ve Gareth Jenkins’le televizyon programında Ergenekon konusunda kozlarımızı paylaşmamızı öneriyorlar.

Ergenekon’dan “Soruşturma yandaşlarının iddia ettiği cinsten Türkiye’de çoğulcu demokrasinin sağlamlaşması bakımından büyük bir adım olmadığını, otoriter bir tek-parti devletine doğru büyük bir adım olduğunu” diye New York Times’a söyleyen Gareth Jenkins’le, biz, Türkiye’de askeri darbe mahkemelerinde sanık olarak yer almış, cezaevlerine düşmüş, andıçlara hedef olmuş, arkasından kurşunlanarak kaldırıma boylu boyunca uzanan Hrant Dink’in arkadaşları, bizler, “Ergenekon var mı, yok mu?” diye oturup televizyonlarda tartışacağız.

Türkiye’nin 2009 yılında Ergenekon soruşturması üzerinden “otoriter bir tek-parti devletine doğru büyük bir adım” attığını söyleyecek kadar Türkiye ve dünya gerçekleriyle ilişkisi kesik bir yabancıyla, kendi hayatımızı tartışacağız.

Öneri “Ergenekon’u karartma lobisi”nin.

Ergenekon soruşturmasına ilişkin bizlerin de kuşkuları ve kaygılar var. Bu kuşku ve kaygıyı en çarpıcı biçimde sanık sıfatıyla hapiste bulunan Mustafa Balbay dile getirmiş oldu. Savcı’nın “Ergenekon davasının özü darbe girişimleri” sözü üzerine “Ben buradayım, Örnek nerede?” diye haklı olarak sordu. Özden Örnek bir yana, emekli orgeneraller Şener Eruygur ile Hurşit Tolon dışarıda, onunla bağlantılı oldukları ileri sürülenler içerde.

Niçin? Bir gariplik yok mu?

Gareth Jenkins namındaki zat, bunu bir çelişki olarak kayda geçirse ciddiye alınabilirdi belki.

*** *** ***

Asıl sorun dünkü Sabah’ta Nazlı Ilıcak’ın “Her komutanlıkta bir darbe planı” başlıklı yazısında ortaya koyduğu tabloda. Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde “Karargâh Evleri”, Deniz Kuvvetleri’nde gayrımüslimleri öldürüp suçu Müslümanların üzerine atmak için teşkilatlanan “Kafes Cuntası”, Jandarma’da Şener Eruygur döneminde kurulan ve herkesi fişleyen “Cumhuriyet Çalışma Grubu”, ayrıca “darbe” yapmak için hazırlanan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven kod adlı planlar. Genelkurmay Karargâhı’nda düzmece haberler, sonuçları önceden belirlenen kamuoyu çalışmaları, düşman sivil toplum örgütlerinin itibarsızlaştırılması vs. amaçlı “Bilgi Destek Planı, Lahika, Harekat Planı gibi çalışmalar, iktidarın başına çorap örmek hedefini güden “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” iddiaları. Özdem Örnek günlükleri, Jandarma İstihbarat Daire Başkanı Levent Ersöz’ün gerçekleştirdiği dinleme kayıtları, Koç Müzesi’ndeki denizaltıya yerleştirilen TNT kalıbı ve fişekler, Zir Vadisi’nde, Poyrazköy’de toprak altından çıkan silahlar…

Daha niceleri. Bitmiyor. Ve bu tabloya bakıp “ Şu Ergenekon konusu ciddi mi gerçekten?” gibisinden “uzaylı bir soruyu” tartışma ciddiyetsizliğine düşeceğiz sanki.

Nazlı Ilıcak’ın şu son cümlesini kaydedin: “Türkiye’nin genetik kodlarının farkında olan ve demokrasimizi askeri vesayetten kurtarmak isteyen herkes, Ergenekon davasının önemini idrak edecektir.”

Bunun dışında kalanlar “oyun”un içindekiler. Ahmet Altan’ın tanımıyla “Aslında oyun çok basitti. Sistemi ‘üç ayak’ üzerine kurmuşlardı. Ordu, yargı, medya. Ve bunlar gerçekle hiç alakası olmayan bir Türkiye tablosu çizip insanları buna inandırmaya çalışıyorlardı. Ordu, disiplinli, güvenilir ve şanlıydı. Yargı, bağımsız, tarafsız ve saygıdeğerdi. Medya, dürüst ve gerçekçiydi. Kürtler teröristti, dindarlar yobazdı, solcular haindi, Aleviler ahlâksızdı.”

Bugün Bayram. Kürtlerin, dindarların, solcuların, Alevilerin, okurlarımızın, tüm Türkiye’nin Bayram günleri Mübarek Olsun…

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT