1. YAZARLAR

  2. Ali Bayramoğlu

  3. Kafa temizliği ve yol ayırımı
Ali Bayramoğlu

Ali Bayramoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Kafa temizliği ve yol ayırımı

A+A-

Hasan Cemal'in köşesinde söylediklerine aynen katılıyorum: Bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalan AK Parti sessiz sedasız sonunu bekleyemez, beklememelidir.

Zira sonuç şimdiden ortadadır, Anayasa Mahkemesi'ndeki yargılamanın nasıl biteceği az çok bellidir.

Amaç da bellidir: AK Parti'nin kapatılması, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın siyasi yasaklı hale düşmesi, bu yolla Türkiye'de siyasetin yeniden dizayn edilmesi...

Bu, sadece siyasi merkezin istemediğinin tasfiyesini ifade etmez, toplumun devre dışı bırakılacağı, katılım mekanizmalarının sınırlanacağı otoriter bir siyasi dokunun oluşturulması anlamına gelir.

Bunun bedeli ise sanıldığından ve dünden çok daha ağır olur.

Soluduğumuz dönem iç ve dış dinamikler açısından ne 1990'lara benzemektedir, ne de alaşağı edilmeye çalışan iktidar bundan önce alaşağı edilmiş iktidarlara. Bu darbe hamlesinin başarıya ulaşması ancak topyekun bir içe kapanmayla mümkündür ve başarı topyekun bir otoriterleşmeyi beraberinde getirir.

Şöyle söyleyelim: Darbe hamlesinin sonuç vermesi, bildik "askeri ve devletçi ince ayar"ı ifade etmez. Bu hamlenin sonuç vermesi askeri bir düzenin tesisi demektir. Başka bir ifadeyle Türkiye'nin bir anda zaman tünelinde onlarca yıl geriye gitmesi, demokratik alanın yaşadığı genişlemenin imhası demektir.

AK Parti gibi siyasal, toplumsal ve anayasal meşruiyet açısından hiçbir sorunu bulunmayan, ana hatlarıyla reformcu, toplumun ortalamasını temsil eden bir siyasi partiyi kapatmak ve muhtemelen benzerinin kurulması engelleyecek tedbirler almak bu devirde ancak "Baasçı bir model ve anlayış"la mümkündür.

Bu çağda, bu tür darbe ve otoriterleşme girişimlerinin derinleşmesi Türkiye'nin hem AB hem ABD'yle ilişkilerinin krize girmesi, özetle Batı'yla bağların ciddi biçimde esnemesi, sıcak paranın ülkeyi esaslı bir şekilde terk etmesi, "her anlamıyla kriz ve her sektörüyle içine kapanmış bir Türkiye" demektir.

Buna karşılık Türkiye bu darbe hamlesini atlatabilirse, (ki düne kadar bir çok benzer hamleyi atlamış, atlattıkça demokratik alanın genişlemesi istikametinde önemli yollar kat etmiştir) eski ve köhne bir otoriter yapıyı, vesayetçi bir yönetim anlayışı gerçekten tarihe gömme şansını yakalar.

O zaman şunu iyi anlamak gerekir:

Türkiye bu kez gerçekten bir yol ayrımındadır. Ya ileriye ya geriye hamle yapılacaktır, ara nokta yoktur…

Bu durumda şunu da anlamak gerekir:

Sonuç sadece bir siyasi partiyi değil, bu ülkede yaşayan tüm yapıları, grupları ve bireyleri yakından ilgilendirmektedir.

Bunun içindir ki "ne olmalı ve ne yapmalı" soruları önemlidir.

Ancak önce bir "kafa temizliği" gerek.

Bir kere, bu noktaya durup dururken gelmedik. Türkiye'nin noktaya geliş nedeni demokrasi ve değişim hattında izlediği yol ile buna vesayetçi yapının verdiği tepkidir. Bu yapı bu hamleleri 2003'ten beri yılmaksızın yapıyor. Bu kez son, büyük ve en riskli adımı atmış bulunuyor.

Değişim nasıl bir süreç olarak yaşanıyorsa, direnç de benzer şekilde bir süreç olarak yaşanıyor bu ülkede.

Bunun içindir ki, Türkiye'yi bugün gelinen noktaya AK Parti'nin demokratik eksikliklerinin, AB sürecini savsaklamasının getirdiğini söylemek olup biteni gerçekten hafife almak ya da anlamamaktır. Bu durum elbet AK Parti'nin hatasız olduğunu ima etmez, tersine, 2005'ten bu yana pek çok konuda makineleri rölantiye almıştır AK Parti. Ancak darbe hamlesini ne yazık ki bunlar açıklamıyor, keşke açıklasaydı, o zaman işimiz daha kolay olurdu.

Peki ne yapılmalı?

AK Parti bu noktaya demokratik yetersizliklerinden gelmedi, ancak bu noktadan ancak bu noktadan demokratik hamlelerle, projelerle uzaklaşabilir.

Tek çıkış yolu var: Meydan okumak… Olana demokratik hamlelerle yanıt vermek…

Gereken "demokratik bir seferberlik"tir, bunun için sivil ve demokratik bir anayasaya doğru hızla yol almak ve bunu referanduma sunmak gerekir…

Yeni Şafak gazetesi

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum