Kadına yönelik şiddetin sisteme bakan yönü

13.10.2011 00:42

Serdar Demirel

Şiddet içerikli filmlerin tavan yaptığı modern dünyada, “şiddet teşhirciliğini” sanat adına bağrımıza basıyoruz. Bir filmde şiddet ne kadar estetize edilmiş ve düşünce çizgimizin sınırlarını zorluyorsa, o filmin sanatsal içeriği de o düzeyde mükemmel kabûl ediliyor. Bir tanıdık “Testere / SAW” film serilerini ergenlik çağındaki yeğeniyle beğenerek seyrettiklerini anlattığında nutkum tutulmuştu. Ben ona, o bana şaşırmıştı.

Çocukların ve gençlerin bağımlı olduğu bilgisayar oyunları inanılmaz şiddet içeriyor. Çizgi filmler dahi şiddet dolu. Bütün bunlar yol, su ve elektrik olarak bir gün geri dönüyor.

Şiddeti öğreten, teşvik eden ne varsa serbest bırakıp ve hatta özendirip sonra da bunlara dokunmadan şiddeti nasıl önleriz diye feryat etmek, doğrusu pek de inandırıcı gelmiyor.

Cehâlet, alkol, nefis terbiyesi eksikliği başta olmak üzere şiddeti besleyen kaynaklara çözüm getirmeden sadece sert kanunlarla engellemeye çalışmak sonuç vermiyor. Şiddeti medyada sürekli gündemde tutarak, bir anlamda kötünün reklamını yaparak hiç çözemezsiniz.

Bizim geleneğimizde, “söz vucüt bulur” gibi veciz bir söz vardır. Bu sözün kaynağı da hadistir. Sanırım Tirmizi’de okumuştum, Efendimiz (sas); “Bir şeyi temenni eder gibi söylemeyin, dua yerine geçer” buyuruyor.

Şiddet denildiğinde sadece erkeğin kadına uyguladığı şiddetin akla gelmesi de yalnış. Şiddet sadece erkeğe ait bir eylem biçimi değil, insanla alakalı bir sorundur. Cinsiyeti ne olursa olsun güçlü olan gücünü sınırlayan ahlâkî duygularla donanımlı değilse eğer, diğer insanlara şiddet uygular.

Devlet erkini elinde tutanlar halkına, komutan emri altındaki askere, kadın çocuğuna, çocuk da kendisinden daha zayıf olan diğer çocuklara şiddet uygulamıyor mu? İnsanın karanlık çehresinde şiddette meyilli bir yön saklıdır. Bu zaafı frenleyen, kontrol eden içte güçlü bir ahlâkî mekanizma inşa edilmemişse, gücü gücü yetene şiddet uygulayacaktır.

Kadın da kocasına şiddet uygulayabilir, gücü nisbetinde. Erkek bedenî gücüne dayanarak kaba şiddet uygularken, kadın da duygusal gücüne dayanarak şiddet uygular, inceden inceye. Eşine huzuru haram eder.

Psikolojik şiddet kimi zaman insan üzerinde fiziksel şiddetten daha kötü tesirler bırakır. Uzun yıllar izi silinmez, belki de ömür boyu kadınının psikolojik işkencesine maruz kalmanın etkisiyle yaşamaya mahkûm olur insan..

Bırakın insanın insana şiddet uygulamasını, Efendimiz (sas) zaruret olmadıkça hayvanlara dahi şiddet uygulamayı yasaklamıştır. Buna rağmen Müslüman bir toplumda şiddet nasıl zemin bulabiliyor dersiniz?

Şiddete karşı İslâmî hükümleri yazmamı isteyen okurlarıma hatırlatayım. Alkolü sınırlamaya bile razı olmayan sistemin İslâmî öğretilerin yardımını isteyeceklerini hiç sanmıyorum. İslâm bu ülkede hâlâ tabu. Böyle devam ettikçe de şiddet sorununu çözmek için kalıcı dinî katkıyı beklemek pek mümkün gözükmemektedir.

Hâlbuki çok öykündüğümüz çağdaş dünya halledemediği sorunları çözmek üzere dinin yardımına müracaat ediyor. Meselâ eski KGB üyesi Putin.

Alkol bağımlısı Rusları tedavi etmek ve gençleri alkolden uzak tutmak üzere kiliseleri göreve çağırmıştı. Şiddet ve boşanma oranlarının alkolün etkisiyle had safaya ulaşması, Rus kadınları çocuk yapmamaya da sevk ediyor. Zira kadınlar daha sonra çocuklarıyla ortada kalmak istemiyorlar.

Velhâsıl; şiddet sorunu sistemle de alakalı bir sorundur. Şiddeti besleyen kaynakları serbest bırakan bir sistem sadece katı kanunlarla şiddetin önüne geçemez. Kalıcı çözüm için evvelemirde âdil ve merhametli insan yetiştirecek bir sistem kurmak gerek.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim