Kadın meselesinde pozitif ayrımcılık

11.04.2010 04:50

Serdar Demirel

Bejan Matur, Zaman gazetesinde Cuma günkü “Kadınlarını öldüren devlet” başlıklı yazısına şu sarsıcı soruyla başlamıştı: “Kanlar içinde yüzükoyun yatan kadını gördünüz mü?”

Kadının toplumumuzda korumasız hâlini çarpıcı şekilde ele almıştı. Keşke diyorum, yazısını, ‘Kadının korunması nasıl?’ olur sorusuna cevaben Batı toplumunu model göstererek bitirmeseydi, Matur. Sosyal problemlerimize hep Batı’yı referans alarak çözüm getirmeye çalışıyoruz, bu da sorunlarımızı çözmüyor maalesef.
Hâlbuki daha içten ve bu toplumu bağlayan değerlerden yola çıkarak getireceğimiz çözümler hem daha ikna edici, hem daha kalıcı ve hem daha hakiki olur.
Matur’un yazısını okurken bir taraftan da bir hafta önce Daru’l-Hikme’nin merkezinde yaptığım sohbet zihnimde bir film şeridi gibi akmaya başladı. Orada kadınlarla ilgili bazı sorulara muhatap olmuştum..
“Kadına pozitif ayrımcılık uygulanmalı mıydı?” merkezli bir soru, bizi, birçok konuya sürüklemişti.
Orada dinleyicilerle paylaştığım görüşlerimi özetle burada da belirteyim. Kadının yaratılıştan gelen ve İslâm’ın öngördüğü ama adına ister gelenek deyin, ister ataerkil toplum, değişmez, reva görülen zulmü bertaraf etmek ve elinden alınmış haklarını temin etmek için lüzum olduğu miktarda pozitif ayrımcılık uygulanabilir.
Bu tarz bir pozitif ayrımcılığın liberallerin dillendirdiği pozitif ayrımcılıkla bir alakası yoktur. Zira onlar, sâbit değerlerimizden izole edilmiş bir ayrımcılıktan bahsediyorlar. Kadını özgürleştirmek adına değerlerden soyutlamayı ve bir anlamda aile ve toplum içinde unisex bir kişiliğe dâvet ediyorlar. Bu hususun da iyi tesbit edilmesi gerekir.
Peki, biz neyi kastediyoruz?
Bu soruya cevap vermek için bazı sosyal yaraların izleğinden hareket edelim.
Meselâ, Anadolu’nun birçok yerinde kadın ve erkek tarlasında vs. çalışmakta. Ancak kadın erkek kadar çalıştıktan sonra bir o kadar da dönüp evde çalışmaktadır. Oysa erkek ev dışında işlerini bitirdikten sonra kahveye gidip keyif çatmakta. Büyük şehirlerde de buna benzer durumların yaşandığı bir sır değil.
Bu durum o kadar içselleştirilmiş ki, bunu sorgulamak birçok erkeğin keyfini kaçırmaya yetmektedir.
Namus cinâyetleri de bir örnek olarak verilebilir. Malûm olduğu üzere kan dâvalarının kurbanı erkek iken namus cinâyetlerinin kurbanı ise kadın. İslâm’ın kadın ve erkeğin iffetine verdiği önem sorgulanamaz elbette. Lâkin gayri ahlâkî bir suçtan dolayı sadece kadını hedef almak ne dinî ne de ahlâkîdir. Hele bireylerin kendilerini devlet yerine koyup cinâyet işlemeleri, İslâm’ın asla cevaz vereceği bir durum değildir.
Ben gelenekten daha çok hakikati anlarım. Hakikat de tanımını dinle bulur. Dine aykırı bir uygulama adına gelenek de dense, merduttur.
Bu yüzden eğer bir gelenek İslâm dışıysa neden sorgulanmasın? Bu durumu İslâm adına kim savunabilir ki?
Bu gibi haksızlıklar dinden değildir, ona maledilemez. Ama hem ülkemizde hem de birçok Müslüman ülkede mezhebe ve dine rağmen birçok uygulamalar vardır. Bir anlamda gelenek dinî öğretileri aşabilmektedir.
Geleneğin mezheb fıkhını aşan uygulamalarına da bir örnek vereyim. Bilindiği üzere Afganistan halkı Hanefi mezhebine göre amel eder. Bölgeyi bilenler bu konudaki hassasiyetlerin mezhep taassubuna kadar vardığını iyi bilirler.
Hanefi mezhebine göre bir kadın velisinin izni olmadan evlenirse, bu hoş bir amel olmasa da, nikah caizdir. Hanefi olan Afgan halkının bu türden bir evliliğe tepkisi büyük olasılıkla kanlı olmaktadır. Hem de mezhebine rağmen...
Malezya halkı ise fıkıhta Şafiî mezhebini takip eder. Bu mezhebe göre ise nikahta velinin izni şarttır. Kadın velinin izni olmadan nikah kıyamaz. Ancak burada da toplum yapısı mezhebe gâlip gelmekte ve mezhebe rağmen velinin izni olmadan kadınlar evlenebilmektedir.
Geleneğin dini ve mezhebi birçok alanda aştığına dair örnekleri çoğaltmak mümkün. Diyeceğim o ki, bu meyanda kadına yönelik toplumsal haksızlıkları pozitif ayrımcılıkla aşabileceksek, neden olmasın?

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim