1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Kaddafi’nin Öldürülmesi ve Adalet
Kaddafi’nin Öldürülmesi ve Adalet

Kaddafi’nin Öldürülmesi ve Adalet

hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, dünyada hele de müslüman olmayan bütün toplumlar, bu sahneleri görünce, bu vahşi sahneleri sergileyenleri ferd ferd kötülemiyecek ve müslümanları topluca, ’vahşi-ilkel, canavar ruhlu insanlar’ olarak isimlendireceklerdir..

A+A-

Gaddafî’ye bile acımak ve müslümanları utandırmak işte böyle olur..
Selahaddin E. Çakırgil

70’ine gelmiş bir yaşlı ve de aylardır gizli olan ve aranan bir adam..

42 yıldır  elinde bulundurduğu iktidarı korumak için, sadece son 8 ay boyunca kendisine karşı meydana gelen halk ayaklanmalarında onbinlerce insanı öldürmüş/ öldürtmüş bir çılgın..

Henüz 27 yaşındayken yaptığı bir darbe ile, ülkesinin uyuşuk kralını -romatizma tedavisi için Bursa kaplıcalarında iken- devirerek iktidara gelen ve 4-5 milyon kadar az nüfuslu, -ama, Türkiye’nin iki mislinden daha büyük- bir çöl ülkesinin, Libya’nın  42 yıldır tek yöneticisi..

Onun‚ ’cemahiriye’ adını verdiği  ’halk komiteleri’ diye niteleyebileceğimiz, kendisine özgü  bir yönetim tarzı geliştirmişti.. Çölün boz-bulanık rengine bir tepki olarak olmalı ki, ’yeşil’ renge ayrı bir önem vererek, başlangıçta, şehirlerin duvarlarını, binaları, her yeri yeşil renge boyatmasıyla şöhret kazanmıştı.. Hattâ, bayrağı bile değiştirmiş ve tamamiyle yeşil bir renkten ibaret bir bayrak kabul ettirmişti..

Bununla da yetinmemiş, bütün görüşlerini, ideolojisini, nazariye ve ütopyalarını‚ ’yeşil kitab’ diye anılan bir eserde toplamıştı..

Başlangıçta, kurduğu rejim için, İslam Cumhuriyeti gibi sözleri de etmişti, ama, kısa süre sonra, ülkesinin adını ’Libya Sosyalist Arab Halk Cemahiriyesi’ diye değiştirmişti, resmen..

Kendisini Devlet Başkanı olarak ilan etmemişti..

Devrim Lideri idi, o..

Devrim Liderliği ise, başkasına devredilemiyecek bir sıfat idi..

Kendi iddiasına göre, devriminin 10. yılında, 1979’da her şeyi ’cemahiriye’ halk komitelerine bırakmıştı, ülkeyi onlar yönetiyordu.. Artık, kendisinin hiç bir resmî sıfatının olmadığını söylüyordu.. Ama, her şey yine onun iki dudağından çıkan sözlere göre şekilleniyordu.. O, üstün, en üstün akıl idi, kendisince ve bağlılarınca..

Kendinden geçmişçesine-çılgınca kendisini alkışlayan kitleler tarafından ’Fâ-tih../ Faaa-tihh’‚ / Yüce Önder..’ diye anılıyordu..

Ve ülkenin 200 milyar dolardan fazla serveti de, halkının adına, ’halkın babası ve devrim lideri’ olması hasebiyle (!) kendisi ve ailesi adına yatırılmıştı, Batı bankalarına..

(Bu ilkellik bizleri şaşırtıp, başkasının gözündeki çapağı görürken, kendi gözümüzdeki merteği göremeyebiliriz.. Bizim toplumumuz da hâlâ, üççeyrek yüzyıl önce ölüp gitmiş bir ’ulu önder’in erişilemezliğine, ilke ve prensiplerine göre şekillendirilmiyor mu, resmî ideoloji tarafından?)

Yazının Devamı.. 

HABERE YORUM KAT