1. HABERLER

  2. HABER

  3. JİTEM, Sorgu Yapardı; Giren Bir Daha Çıkamazdı
JİTEM, Sorgu Yapardı; Giren Bir Daha Çıkamazdı

JİTEM, Sorgu Yapardı; Giren Bir Daha Çıkamazdı

Ergenekon davasında tanık olarak dinlenen emekli Jandarma Astsubay Hüseyin Oğuz, JİTEM'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

A+A-

Metin Çolak / Zaman

JİTEM'in illegal olarak istediği kişileri gözaltına aldığını anlatan Oğuz, "Diyarbakır Sur içinde sorgu yapıp kendilerine karşı çıkanları bertaraf ediyorlardı. Oraya girenin ellerinden kurtulması, dışarı çıkması mümkün değildi. JİTEM'in çalışma yöntemi, sorgula-infaz et şeklindeydi." dedi. JİTEM'in 800'e yakın faili meçhulü olduğunu kaydetti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen Ergenekon davasının 221. duruşmasında ilk olarak 'Gizli Tanık 15', açık kimlikle ifade verdi. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese'nin izni ile duruşma salonuna gelen emekli Jandarma Astsubay Hüseyin Oğuz, JİTEM'e ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. JİTEM'in içine sızmış olan PKK itirafçılarının TSK'ya nasıl zarar verdiğini yakından gördüğünü dile getirerek, "JİTEM'de ilk olarak Veli Küçük, Arif Doğan, Cem Ersever ve Aytekin Özen gibi kişilerin ismi duyulmuştu. Kullandıkları silahlar ise ilginçti. Siyanür, susturucular, adam boğmak için özel ipleri vardı." diye konuştu.

JİTEM'in 1995'te Diyarbakır Parkı'ndan Fatma adında bir kadını kaçırıp infaz ettiğini anlatan Hüseyin Oğuz, "Soruşturmayı ben yürüttüm. Olay yerinde Makine Kimya Endüstrisi yapımı kurşunlar vardı. Şimdi herkesin kahraman olarak bildiği Abdülkerim Kırcı o zamanlar JİTEM'de komutandı. O ve onun PKK itirafçısı ekibi Fatma'yı kaçırıp, infaz etti." ifadelerini kullandı. Uğur Mumcu'nun Kürt sorunu ile ilgili yazdığı kitap yüzünden öldürüldüğünü de savundu.

JİTEM'in terörle mücadele adı altında Jandarma Genel Komutanlığı isteği ve İçişleri Bakanlığı onayıyla kurulduğunu da kaydeden Hüseyin Oğuz, JİTEM'in amacı dışına çıkarak cinayet ve eroin kaçakçılığı yapan bir çeteye dönüştüğünü aktardı. JİTEM'in sadece istihbarat görevi olduğunun altını çizerek, "Gözaltı yetkisi yoktu. Buna rağmen Diyarbakır Sur içinde sorgu yapıp kendilerine karşı çıkanları bertaraf ediyorlardı. İsmail Akyüz isimli bir yüzbaşımızı katlettiler. JİTEM'in kaçırıp 100 bin dolar karşılığında geri iade ettiği Mehmet Kılıç olayına tanık olduğu için şehit edildi." ifadelerini kullandı.

İfadelerinin ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese tanığa sorular yöneltti. Özese'nin, "JİTEM'in binası var mıydı? Çalışma yöntemi nasıldı?" sorularına Oğuz, şöyle cevap verdi: "JİTEM aldığı adamı önce sorgular, sonra infaz eder. Resmi kurumlar dışında kullandıkları yerler vardı. Çünkü illegal işleri fazlaydı. Ha PKK ha JİTEM. Sınırsız ödenekleri vardı. JİTEM o dönem kimi illerde 'JİTEM Tim Komutanlıkları' adıyla teşkilatlanmıştı. Diğer merkezlerdeki komutanlıklar da Diyarbakır Grup Komutanlığı'na karşı sorumluydu."

3 Mart 1995'te kaçırılan MİT ajanı Tarık Ümit olayına da değinen Oğuz, Ümit'in 5 Mart 1995 tarihinde Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından Marmaris'te infaz edildiğini iddia etti. Olayla ilgili gerçek ve sahte belgelerin eline geçtiğini ileri sürerken, "Ahmet astsubay soruşturmayı yönetiyordu. Soruşturma Veli Küçük'e dayanınca kapatıldı. Lice yakıldığında tugay komutanı kimdi? Açıklasınlar bunu." diye sordu.

HABERE YORUM KAT