1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. İZMİR

  4. İzmir: "Okullarda Ant Kaldırılsın!"
İzmir: Okullarda Ant Kaldırılsın!

İzmir: "Okullarda Ant Kaldırılsın!"

Özgür-Der İzmir Şubesi okulların tatil edilmesiyle birlikte militarist dayatmanın özellikle de Milli Güvenlik Bilgisi derslerinin ve And içme törenlerinin kaldırılmasına yönelik taleplerini dile getirdikleri bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

A+A-

 

"Irkçı, şoven yönlendirmeye hayır", "Militarist müfredata hayır", "Milli Güvenlik Dersi: Teftiş, Fişleme, Şartlandırma" yazılı dövizlerin taşındığı eyleme Mazlumder İzmir şubesi de destek verdi. Mazlumder üyesi Av. M. Halit Çelik yaptığı konuşmada, "Okulların kışla, öğrencilerin asker gibi görüldüğü eğitim sistemi sağlıksız, sorgulamayan bir nesil üretiyor. Küçük yaşlardaki çocuklarımızın her sabah ırkçı söylemlerle ideolojik dayatmalara tabii tutulmaması kabul edilemezdir. And içme törenlerindeki milliyetçi söylemler ve liselerdeki Milli Güvenlik Bilgisi dersleri kaldırılmalı, bir arada yaşama kültürünün yaygınlaşmasını sağlayan bir müfredat oluşturulmalıdır." dedi.

Özgür-Der adına basın açıklamasını okuyan Fazlı İnderin, aynı kodlarla düşünüp, düzeni eleştirmeyen nesillerin yetiştirildiğini bu sayede de toplumun militarize edildiğini ifade etti. Zorla dayatılan Milli güvenlik derslerinin okullara kışla tipi eğitimi yerleştirdiğinin altını çizen İnderin," Okulu kışla, öğrenciyi asker olarak gören bu militarist zihniyet Milli Güvenlik dersleri ve ''and içme'' adı altında eşsiz bir zulüm ve baskıya imza atıyor." dedi.

"Militarist dayatmaya son!" , "Paşaların tankı susturamaz halkı.", "Kemalizmin değil Rabbimizin Kuluyuz." Şeklinde sloganlar atan grup daha sonra sessizce dağıldı.

Basın Açıklamasının Tam Metni :

Türkiye'nin baskıcı düzeninde iktidarı elinde tutan silahlı bürokrasi; sosyal hayattan siyasal hayata, her alanda tahakkümünü sürdürürken, darbe düzeninin devamını sağlamada eğitime büyük değer atfediyor. Okul duvarları arasına küçük yaşta hapsedilen bedenlerin taşıdığı zihinler, resmi ideolojinin kutsallarıyla okul öncesi eğitim döneminden başlayarak, üniversite yıllarının sonuna kadar katı bir disiplinle terbiye ediliyor. Devlet tekelinde askeri disiplinle verilen eğitimin sonucunda; aynı dili konuşan, aynı kodlarla düşünen, ulusal çıkarları sahiplenen, kırmızı çizgileri savunmak için gerektiğinde canını gözünü kırpmadan ve seve seve veren, düzeni eleştirmeyen ve düşünmeden itaat eden sadık bireylerin yetiştirilmesi hedefleniyor. Kemalizm'e iman etmiş, vatanına, milletine ve devletine sonuna kadar bağlı, vatandaşlık görevlerini sorumlulukla yerine getiren nesillerin eğitilmesine yönelik işleyen bu zorunlu formel süreç, toplumun militarize edilebilmesinde önemli ve gerekli görüldüğü için, her aşaması büyük bir titizlikle planlanıyor.

Modern ve bürokratik toplumsal hayatın askeri bir mantıkla işleyebilmesine hizmet edecek nitelikleri haiz makbul vatandaşların eğitilmesi, kışla düzeni verilen okullarda gerçekleşiyor. Aynı üniformalar içinde yüksek sesle marşlar söyleyen, rahat, hazır ol ve dikkat komutlarıyla sırada bekleyen, aynı andı her gün dil ile ikrar eden, sınıflara kortej halinde sıra sıra ilerleyen, laik-ulus devletin kutsal günlerinde marş marş yürürken bando eşliğinde askeri müzik icra eden kuşakların eğitimi, amaç aşamasından sonuç aşamasına kadar resmi ideolojinin çizdiği çerçevede ve asker gözetiminde şekillendiriliyor.

Kemalist eğitim sistemi; toplumun talep ve beklentilerine cevap veremediği gibi tam tersine, zorla dayattığı "milli güvenlik" dersleri ile de kışla mantığını, militarist ve faşizan düşünce ve tutumu gençlerin zihin ve davranışlarına yerleştirmek istiyor. Eğitim adı altında, milyonlarca çocuk ve genç, askeri bir mantıkla okullarında zulüm görüyorlar. Okulu kışla, öğrenciyi asker olarak gören bu militarist zihniyet Milli Güvenlik dersleri ve ''and içme'' adı altında eşsiz bir zulüm ve baskıya imza atıyor.

Milli Güvenlik Bilgisi dersi pek çok açıdan diğer derslerden farklıdır. Birincisi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın görevlendirdiği öğretmenler tarafından değil, en yakın garnizonun komutanı tarafından atanan bir muvazzaf veya emekli subay tarafından verilir.

Milli Güvenlik dersi programı, okulların hangi sınıflarında hangi konuların işleneceği, dersin haftada kaç saat okutulacağı hususlarını da kapsayacak şekilde; Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanlıkları ile koordine edilerek, Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanır. Programda yapılacak değişiklikler her yıl Haziran ayı içerisinde yayınlanır. Milli Savunma ile Milli Eğitim Bakanlıklarının öneri ve düşünceleri de alınarak hazırlanıp Genelkurmay Başkanlığınca; yayımlanan programlara göre kitaplar, özel bir komisyonca yazılır ve Milli Eğitim Bakanlığınca incelendikten sonra kabul edilir.'"

Kısacası, Milli Güvenlik Bilgisi dersi diğer derslerden farklı olarak Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanır ve subaylar tarafından verilir. İlk olarak 1926 yılında ortaöğretim müfredatına konan bu dersin ismi ve içeriği zaman içinde önemli ölçüde değişmiş olsa da işleniş biçimi aynı kalmıştır.

Milli Güvenlik Derslerinin asıl işlevinin ne olduğu geçtiğimiz aylarda medyaya yansıyan somut belgelerle daha bir netleşmiş durumda. 1998-2008 yılları arasında Milli Güvenlik Dersleri'ne giren muvazzaf ve emekli subay öğretmenlerin, Genelkurmay'ın emriyle öğretmen ve öğrencileri, 'solcu', 'türbanlı', 'namaz kılıyor', 'sol görüşlü' ve 'bölücü' olarak fişledikleri ortaya çıktı. Asker öğretmenlerin, rapor haline getirdikleri fişlemeleri bağlı oldukları istihbarat birimlerine oradan da komutanlıklara sundukları belirlendi.

Ne yazık ki, çokça mağduriyet oluşturan, hem öğrenciler hem de öğretmenler seviyesinde ezme, sindirme, kişiliksizleştirme politikalarına aracılık eden Milli Güvenlik Dersi sorunu bir türlü hak ettiği biçimde gündemleştirilemedi. İlginçtir, Milli Güvenlik Kurulunun yapısının ve işleyişinin köklü biçimde değişikliğe uğratıldığı bir ülkede sistematik bir zulüm ve ilkel bir anlayış dayatan bu dersler bir türlü kaldırılamadı. Mevcut AK Parti Hükümeti de forma zorunluluğunun kaldırılması,ezbercilikten kurtulunması ve şablonlardan arındırılmasından söz etse de yaklaşık 8 yıllık iktidarına rağmen soruna ilişkin hiçbir adım atmadı.

Burada çarpıcı bir tutarsızlığa da dikkat çekmekte yarar var: Tek başına ant konusu dahi Hükümetin "Kürt açılımı" söylemini boşa çıkartmaya yeter bir yanlıştır. Açık bir biçimde ırkı, etnik kimliği yücelten; farklı kimlikleri asimile etme zihniyetini yansıtan ve her sabah milyonlarca çocuğu yalan söylemeye zorlayan bir tutumu sürdürerek inandırıcı olunamaz!

İslami kimlik sahibi bizler açısından ise ant konusu açıkça inancımızın yok sayılmasıdır. Müslümanlar olarak sadece Rabbimizi tazim için sarf edebileceğimiz sıfatların rejimin kurucusuna yöneltilmesini kabul edemeyiz. Mümin kimliği dışında bir başka kimliğin dayatılması zulümdür. Kimlik izharı bağlamında ifade ettiğimiz "Elhamdülillah Müslüman'ım" şiarı yerine ikame edilmek istenen "Ne Mutlu Türküm Diyene" ifadesi doğrudan bir kimlik saptırmasıdır. Aynı şekilde "Hayatımız ve ölümümüz Alemlerin Rabbi Allah içindir" demekle mükellef kılınan bizlerin, çocuklarına "Varlığım Türk varlığına armağan olsun!" dedirtmenin içerdiği zorbalık hiç tartışma götürmez.

Artık bu konuyla ilgili ciddi bir şeyler yapmanın zamanının geldiği görülmeli ve daha fazla zaman kaybedilmemelidir. Milli Eğitim Bakanlığı okullara kışla düzenini hâkim kılma mantığının bir uzantısı olan Milli Güvenlik Derslerini ve bir etnik kimliği yüceltici ant içme törenlerini bütünüyle müfredattan çıkartmalıdır. Tepeden tırnağa faşizan çağrışımlar yapan bu derslerden kurtulmak, eğitimin özgürleştirilmesi yönünde atılması gereken adımların başlangıcı sayılmalı ve arkası mutlaka gelmelidir.

ÖZGÜR-DER İZMİR ŞUBESİ

HABERE YORUM KAT

1 Yorum