1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. İyisi mi sol MHP iktidarı için çalışsın
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

İyisi mi sol MHP iktidarı için çalışsın

A+A-

MHP’ye muhabbet beslemediğimi ve yeni anayasa yapacağımız bir süreçte parlamentoda olmamalarının faydalı olacağını kıvırmadan söylememin, kimi “solcuları” ve “demokratları” bu denli huzursuz etmesini gerçekten kaygıyla izliyorum.

Pazartesi akşamı Ali Kırca’nın programında, nerdeyse “AKP gitsin de MHP’ye razıyız” noktasına gelen Selahattin Demirtaş’ı izlerken de çok üzüldüm.

Solun gerçekten ayaklarını yerden kesecek bu tehlikeli ilişkiye girmesinin temel nedeni kuşkusu ki AKPfobi ve genel olarak İslamofobi.

Ama arkadaşlar elbette ki bu saplantılarını kamusal alandaki tartışmalarda açık açık dillendirmedikleri için, son zamanlarda çantalarından eksik etmedikleri itidal kılıfıyla kamufle ediyorlar.

İlk dillendirdikleri iddia ise hepimizin fazlasıyla aşina olduğu o klişe umacı. MHP’nin parlamento dışında kalması halinde, güya Bahçeli ile birlikte baltalarını rafa kaldıran ülkücülerin tekrar sokağa çıkacağını iddia ediyorlar.

Doğrudur, merkez, siyasi fraksiyonların aşırılıklarını törpüler. Bu öngörü, bir süredir parlamentoda olan MHP’nin Başkent’teki siyasi söylemleri için de kısmen söz konusu. Ama altını çizerek söylüyorum yalnız parlamentoda ve o da kısmen.

Çünkü bu kabulde ısrarcı olanlar, militan tabanını yoğun olarak genç-erkek nüfusun oluşturduğu MHP’nin, Ülkü Ocakları vb. aktif örgütlülükleriyle üniversitelerde ve güçlü olduğu taşrada yarattığı milliyetçi baskıyı görmezden geliyor.

Oysa mesela Erzurum’da, Samsun’da demokrat, solcu ya da Kürt bir öğrenciyle konuşsunlar bakalım; Maraş’ta herhangi bir etkinlikten linç edilmeden kurtulmayı şans sayan bir STK aktivistini dinlesinler, yine aynı sakızı çiğneyebilir mi dersiniz?

Kısacası MHP zaten sokakta ama siz başınızı çağdaş tekkelerinizin penceresinden çıkartmadığınız için göremiyorsunuz.

Katı milliyetçi ideolojilerinin sorunlarından ziyade beyaz çorap ve bıyık yasağı gibi imaj çalışmalarına odaklanan Bahçeli’nin, müesses nizam için bir denge unsuru olma vasfından hiçbir zaman kurtulamayan partisinin ontolojisini reddetmeye çok hevesli olduğu tesbiti bence bazılarımızın hüsnükuruntusundan ibaret.

MHP gibi statik bir partinin oy aldığı, reflekslerinin temelinde katı milliyetçilik olan kesimleri elinin tersiyle itip demokratlara yönelme macerasına soyunması kolay mı?

MHP’deki tadilat, yapısal bir dönüşüme değil, partinin konjonktürün gerekliliklerine uygun olarak silahlarını revize etmesinden ibaretti.

Bu noktada Adana’da görüştüğüm AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in Bahçeli’nin son birkaç yıldır itidal çağrılarını yazılı, hamasi nutuklarını ise meydanlarda canhıraş sözlü ifade etme taktiğine dair tesbitlerini önemsiyorum.

Çelik’e kulak verelim: “Klasik MHP analizlerini unutun. Genel olarak Orta Anadolu muhafazakârlığından beslenen MHP son dönemde bu bölgelerde oy kaybedip sadece kıyılarda varlık gösterebiliyorlar. Okyanus ötesini adres gösterdikleri açıklamalarında da görüldüğü üzere ulusalcı kesimlere yöneliyor. Politikalarında geleneksel, yerli bir içeriğin izi bile yok. Düpedüz tipik Rus milliyetçiliğinin Avrasya’ya uyarlanmış hali ile karşı karşıyayız.”

Kızılelma koalisyonunu akla getirircesine MHP’ye ısınan sol çevreler, milliyetçilikle mücadele edenler dünyanın neresinde, faşizan ideolojilerin temsilcisi bir parti Meclis dışında kalır da sokağa taşar diye telaşlanmıştır, ona arka çıkmıştır, bir düşünmeliler bence.

Yoksa “E bari MHP’yi iktidar yapmak için çalışın da tümden demokrat olsunlar” diye kendilerine takılanlara meze olmaktan öteye geçemezler.

Farkında mısınız AKP’nin meşhur seçim sloganı doğrulanıyor. Kimi Türkiyeli solcular, demokratlar, ve Kürt siyasiler, yıllardır mücadele ettikleri MHP baraj altında kalmasın diye çırpınıyorlar. Yetmiyor, “Ziyanı yok faşistler olmadan da anayasa yaparız, milliyetçilik daha da güçlenmek için form değiştiriyor” diyen solcu yazarları lanetliyorlar.

AKP sayesinde bir hayal daha gerçek oluyor işteJ


CHP’ye bak MHP’yi gör

MHP’deki kaset skandallarına gelince.

Dış odakların Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devleti kurma emelleri için MHP’yi tasfiye etmeye soyundukları türünden komplo teorilerini bırakıp, Türkiye’deki siyasetin iç dinamiklerine odaklanmadığımız sürece bu iğrenç siyaset tarzı kaderimiz olmaya devam edecek.

Bugün MHP’yi dizayn etmek isteyenlerin kimliği ve amaçlarını merak edenler, çok değil bir yıl önce CHP’ye yapılan kaset operasyonuna baksınlar. Kimler, partinin söylemelerini demokratlaştırarak değil de, içe kapanmacı, yerel, Kemalist perspektifini cilalayarak AKP karşısında güçlü bir CHP alternatifi yaratmaya çalışıyorsa bugün MHP’ye gözünü dikenler de onlardır.

Nasıl CHP’de “yenileşiyoruz” derken Ergenekon sanıklarını milletvekili adayı yapacak bir yönetim kurulduysa, sosyal demokratlara yaraşır şekilde “ne marşı kardeşim” demek yerine ahalinin gözü “10. yıl marşını bırakalım 100. yıl marşı yazalım” diyen aklı evvellerle boyanmaya çalışıldıysa, MHP’de arzulanan da bu yönde bir değişim.

Statüko, MHP’de Bahçeli’nin gerçekleştiremediği revizyonu hızlandıracak, partiye sonradan dâhil olan Engin Alan ve Ümit Özdağ gibi isimlerin yönetime getirilmesinin yolunu hazırlıyor.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT